islam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
islam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Aralık 2023 Salı

PROTESTO DEDİĞİN…

 

PROTESTO DEDİĞİN…

         

 İsrail’in Gazze’ye uyguladığı soykırım…

Dahası Gazze’yi boşaltıp orada yaşayanları Sina’ya göndermeye yönelik baskı ve şiddet devam ederken, buna tepki olarak birileri ülkemizde günden güne yaygınlaşan genelde gençlerin devam ettiği Starbucks kafelerine karşı bir eyleme giriştiler…

Bu bazen orada oturanların kahvelerini dökmek türünden olabildiği gibi…

Kimi zaman da orada oturanlara karşı fiili saldırıya bile dönüşebildi.

Tabi insan bu türden, gerçekten İsrail’i bu soykırımdan caydıracak eylemleri görünce…

İşte diyorsun gerçekten İsrail’e karşı ancak bu şekilde eylem yapılabilir?

Daha iyisi yapılamaz…

Sakın bu yazdıklarımı, yapılanları ciddiye almıyor muşum gibi değerlendirmeyin…

Bu konuda gerçekten çok “ciddiyim.”

Ama her nedense, bu yapılan eylemler bana bir Nasrettin Hoca fıkrasını anımsattı.

Hoca’nın bir gün sokak lambasının altında bir şeyler aradığını gören komşusu sorar…

-      Hocam hayırdır gecenin bu saatinde ışığın altında ne arıyorsun?

Hoca yanıt verir.

-      Anahtarımı kaybettim de onu arıyorum.

Komşusu sorar…

-      Hocam anahtarı burada kaybettiğine emin misin?

Hoca yanıt verir…

-      Aslında şu karanlıkta kaybetmiştim ama orası çok karanlık olduğu için burada arıyorum.

İşte bu eylemler de aynen böyle.

Yani sizin anlayacağınız İsrail’i yaptığı soykırımdan caydırmakla falan hiçbir ilgisi yok…

Sadece zevahiri kurtarmakla ilgilidir, başka bir şeyle değil.

Tabi aynı durum mecliste yapılan Coca cola boykotu için de geçerli…

Koskoca meclis İsrail’i durdurabilecek hiç bir adım atmayıp sadece meclis lokantasında kolayı yasaklamakla ciddi bir eylem yaptığını düşünüyorsa…

Bence gerçekten bir akıl tutulması yaşıyoruz.

Bu arada Türkiye’deki Coca cola şirketinin sahibi olan Anadolu Grup’un TOGG’un ortaklarından biri olduğunu da unutmamak gerekiyor.

Aslına bakarsanız bizde yapılan protesto türünden eylemlerin ciddiyetsizliği bir yana, İslam ülkelerinin tamamının da sadece kınamayla yetinmesi…

Bize çok açık olarak bir şeyi gözümüze sokarcasına göstermektedir…

O da…

Bizim de içinde bulunduğumuz Müslüman ülkelerin neredeyse birkaç ülke hariç, tamamının ABD yanlısı olduğudur.

Bu nedenle de İslam kardeşliği falan haliyle hikaye olup, ABD yandaşlığı karşısında hiçbir anlam ifade de etmemektedir.

Tabi bunda 

İslam ülkelerinin önemli bir kısmının uluslaşamayıp tarikat ve cemaat topluluklarından oluşması…

Ulus bilinci olmadığında da vatan,  emperyalizme karsı mücadele, ekonomik ve siyasi bağımsızlık gibi kavramların gelişmemesi ,oldukça  önemli bir rol oynamaktadır.

Doğrusunu isterseniz bizim de durumumuz da bundan çok farklı sayılmaz…

Bizde de 20 yılı aşkın zamandır ülkeyi yöneten iktidarın ulus karşıtı olması vatan ve bağımsızlık kavramlarından bihaber olarak ülke kaynaklarını çok kolay emperyalist ülkelere teslim etmesi, dış politikada emperyalist politikalara karşı duramamasının asıl nedenini oluşturmaktadır.

Şöyle düşünün…

Siz ülke kaynaklarınızı…

Sanayinizi…

Topraklarınızı…

Tarımınızı…

Köprüden yola kadar her ne varsa yabancılara bırakıp, Ülkeyi tarihinin en büyük borcu altına sokarsanız…

Emperyalizmin ekonomik yaptırımlarına da izin vermiş oluyorsunuz…

Ne demişti Atatürk…

“Ekonomik bağımsızlık olmadan, siyasi bağımsızlık olmaz.”

Yani ekonomide yabancı pazarı olup,  küresel sermayeye teslim ederseniz,  siyasi olarak da bağımsız karar alamazsınız gerisi hikâyedir.

Şimdi isterseniz…

ABD’den bağımsız tavır alabilen…

Ulusal birlikteliği ve ekonomisi güçlü, yani bağımsız bir ülke…

ABD destekli İsrail soykırımı karşısında nasıl bir tavır alabilir…

Veya alması gerekir…

Biraz onun üzerinde duralım.

En başta da hani geçtiğimiz günlerde meclisteki oylamada iktidar partileri tarafından reddedilen İsrail’e hemen her gün giden ticaret gemilerine ilişkin önergenin reddedilmesinden başlayalım…

Sahi neden reddedildi?

Bu arada…

Bugün ABD’yi bırakın, Türkiye’de İsrail’in pek çok şirketi var mı?

Var!

Bunların hangileri olduğunu Google bakarak herkes pekala bulabilir de…

Siz tarımda Ata tohumunu yasaklayıp sertifikalı tohum diyerek İsrail’in hibrit tohumunu Türk çiftçisine dayatmadınız mı?

Vazgeçebiliyor musunuz?

Ya İsrail’e silahlar, o bombalar nereden gidiyor dersiniz?

Ülkemizdeki ABD üslerinden değil mi?

Peki petrolü…

Suyu nereden gidiyor dersiniz? Sakın bu soruyu yanıtlamak için Google falan bakmayın, bizden gidiyor.

Demek istediğim bugün İsrail’in hava sahasını bile Kürecik radarıyla biz koruyorsak…

Üzerinde biraz düşünmek gerekmez mi?

Ayrıca düşünülmesi gereken bir başka soru daha…

Yıllardır ABD ile birlikte…

İsrail’e karşı koyan Suriye, Irak ve Libya’ya müdahaleleri destekleyip o ülkelerdeki iç savaşlara müdahil olup…

İsrail’e hiç bir tepki konulamamasının nedeni…

BOP ’a destek olup İsrail’i büyütmek değil de nedir?

Demek istediğim ulus bilinciyle ekonomik ve siyasi bağımsızlık arasında doğrudan bir ilişki vardır.

O varsa ekonomik ve siyasi olarak emperyalizmden bağımsız bir ülke olabiliyorsunuz…

Eğer yoksa da emperyalizmin aleti…

 

05-12-2023

Nusret KEBAPÇI

 

 

 

 

 

 

 

 

 

14 Mart 2018 Çarşamba

ŞEKER FABRİKALARI NEDEN SATILIYOR?

ŞEKER FABRİKALARI NEDEN SATILIYOR?


Aslına bakarsanız olay son derece ilginç…
Neden mi?
Şimdi şöyle bir düşünün…
Bir iktidar…
Neden memleketi yönettiği süre içinde üretime yönelik en küçük bir adım atmaz da…
Hep var olan ne var ne yok her şeyi
Bunu sadece satışa çıkarılan 14 tane şeker fabrikası için söylemiyorum…
Stratejik öneme sahip başta enerji…
Bankacılık…
Haberleşme de dahil olmak üzere
Ülke kaynaklarının tamamını yabancılara satmaya çalışır.
Sizce tüm bunların…
Atatürk adının hemen her yerden kaldırılmasıyla herhangi bir ilgisi var mı?
Evet var…
Doğrusunu isterseniz ülkede günden güne değiştirilen eğitim politikasıyla da ilgisi var…
Bakın şimdi
Siz her ne kadar ülkemizi yöneten iktidarın İslamcı…
Ya da
Müslüman bir yönetim olduğunu falan sanıyorsunuz ya…
Bilmelisiniz ki böyle bir şey söz konusu değil.
Açıkça söylemek gerekirse…
Bugün uygulanan ekonomik politikanın…
Tamamen Neo liberal bir ekonomik politika olduğunu söylemek bile mümkün…
Emperyalizm…
Küresel sermaye, adına her ne derseniz deyin sonuçta hepsi aynı kapıya çıkmaktadır…
 Bir ülkeden ne ister?
O ülkenin…
Devlet adına hiç bir ekonomik kuruluşu olmaksızın tamamen kendilerinin pazarı olmasını...
Yani kendilerine engel olabilecek…
O ülkedeki pazarlarını daraltabilecek en küçük bir milli işletme olsun istemez.
Hani bugün…
Şeker fabrikalarının satışıyla ilgili olarak hükümet çevresinden “Bu satışın halkın menfaatine…” olduğu…  
Veya
” Zarar ediyordu onun için satıyoruz …” falan gibi gerekçeler söylüyorlar ya…
Hikayedir…
Amaç…
Daha önce pek çok konuda olduğu gibi şeker konusunda da milli üretimi bitirmektir.
Daha da açık söylersek…
ABD…
Ve AB ülkelerinin GDO’lu mısırdan elde edilen üretim fazlası Mısır şekerine kapıyı açmaktır…
Hani nasıl daha önce ET ve Balık Kurumu’nu satıp AB’nin et pazarı…
SEK’i satıp süt pazarı olmuşsak, hatta Rusya’dan bile etin yanında süt almak durumunda kalmışsak…
Bu satışlardan sonra da bilmelisiniz ki ABD ve AB’nin nişasta bazlı şeker pazarı olacağız demektir…
Hani birileri zaman zaman yerli ve milli olmak gibi laflar ediyor ya…
Bilinmesi gerekiyor…
Ekonomide milli olmayan, siyasette milli olur mu?
Tabi bunu şöyle de söyleyebiliriz?
“Ekonomik bağımsızlık olmadan, siyasi bağımsızlık olmaz…”
                                                                     M.Kemal ATATÜRK

14–03–2018
Nusret KEBAPÇI

6 Aralık 2016 Salı

TARİKAT YURTLARI…

TARİKAT YURTLARI…


Bildiğiniz gibi geçtiğimiz günlerde Adana Aladağ’da sonradan Süleymancılar tarikatına ait olduğu belirlenen yurtta çıkan yangında biri görevli olmak üzere 11 öğrenci yanarak öldü.
Tabi onun iki katı da yaralandı.
Peki, bu tarikat yurtlarında yaşanan yangın olayı Türkiye için bir ilk miydi?
Elbette değildi…
Geçtiğimiz yıl da yine 11 öğrenci Diyarbakır’da bulunan bir tarikat yurdundaki yangında yanarak can vermişti.
Bu konuda bilindiği gibi en büyük can kaybı da 2008 yılında Konya’daki yurttaydı ama burada önemli olan şu…
Yapılan araştırmalar sadece bir tarikatın bile Türkiye genelinde yaklaşık 800 civarında yurdu olduğunu ortaya koyarken diğer tüm tarikatlarla birlikte bu sayı nereye kadar varır?
Bence gerçekten üzerinde düşünülmesi gerekir…
Aslında sadece yurtlar da değil…
Bugün çeşitli tarikat ve cemaatlerin birçok ilde örgütlenmiş okullarının bulunduğu da hesaba katılırsa sormak gerekiyor…
Bir devlet özelikle “Öğretim Birliği Yasası”na rağmen öğretimi…
Öğrencilerin barınmasını çözmez de…
Dini vakıflara…
Derneklere…
Kısacası tarikatlara, cemaatlere bırakmak yönünde çaba harcar…
Neden?
Bakın yıllardır…
Ulus devlet…
Lozan…
Atatürk…
Cumhuriyet hedef alınarak sözde demokrasi adı altında çok kimlikli, çok kültürlü bir Türkiye istenilmiyor mu?
Peki, nasıl olacaktı o çok kimlik dediğiniz…
Devletin tüm yurttaşlara ortak ulus kimlik kazandırmak amacıyla vermesi gereken laik ve ulusal eğitimin, çeşitli yetersizlik gerekçesiyle devre dışı bırakılıp…
Meydanın tarikat ve cemaatlere bırakılmasıyla değil mi?
Böyle olunca?
Her tarikat, cemaat kendi okulunu, kursunu yurdunu açmayacak mı?
Devlet olanaklarından yararlanamayıp…  
Tarikat ve cemaat okul ve yurtlarına gitmek durumunda olan öğrenciler de gittikleri tarikatın, cemaatin birer mensubu olmayacaklar mı?
Bu durumda toplum ortak ulus kimlikten; tarikat ve cemaat kimliklerine ayrışmış olmuyor mu?
Aslına bakarsanız tüm bu yapılanlar, her ne kadar güzel söz ve kavramlarla süslenirse süslensin, gerçekte…
Yıllardır emperyalizmin Türk ulus devletini parçalayıp…
Toplumu…
Etnik ve dini kimlikçiklere ayırmanın planlarından biridir…
Çünkü bilinir ki bir ulus devleti ortan kaldırmanın, yani parçalamanın en önemli yolu…
Ulusal eğitimi ortan kaldırıp, eğitimi tarikat ve cemaatlere bırakıp…
Dinselleştirmekten geçmektedir…
Çünkü bilinir ki bu tür bir eğitim…
Sorup sorgulamayı, bilimi, bağımsızlığı, ulus bilincini değil…
Sadece itaati…
Yani emperyalizme teslimiyeti öğretecektir…
Dini eğitimle kalkınmış, bağımsızlığını kazanmış bir tane bile ülkenin olmaması da…
Bunun göstergesi değil mi?

06–12–2016
Nusret KEBAPÇI





26 Ekim 2016 Çarşamba

EĞİTİM MİLLİ OLMAZSA…

EĞİTİM MİLLİ OLMAZSA…


Son yıllarda eğitimimizde hızla bir şeyler değiştirilmekte ve günden güne eğitimde dinin ağırlığı artırılmaktadır.
Bunu sadece ilkokula Arapça dersi konulması anlamında söylemiyorum…
Seçmeli derslerin bile önemli bir kısmı dini derslerden oluşmaktadır…
Peki neden?
Hangi düşünce…
Öğrencilere bilim…
Fen…
Spor…
Teknoloji yerine dini bir eğitim sistemi dayatmaktadır…
Bunların yapılmasında amaç nedir?
Bence işin püf noktası orası…
Bakın şimdi her ne kadar yetişkinleri eğitiyor da olsak amaç öğrencileri daha doğrusu Türkiye’nin geleceğini yetiştirmek değil mi?
O halde şöyle söylesek sanırım yanlış olmaz…
Dini bir eğitimle nasıl bir Türkiye olacağımızı hiç düşündünüz mü?
Tabi düşünmemeleri mümkün değil ama ben yine de söyleyim…
Öncelikle olacak şey eğitimin milli olmaktan çıkmasıdır ki…
Böyle olduğunda ne bağımsızlık bir anlam taşıyacaktır…
Ne de emperyalizm.
Hatta…
Toplumu bir arada tutan…
Ortak kimliğimiz Türk Milleti kavramı bile bir süre sonra yok olup gidecektir…
Böyle olunca da…
Sanayileşme…
Tarımın geliştirilmesi…
Bilimde ileri gitmek falan da hikâye olacaktır.
Ayrıca…
Ortak kimlik olan Türk Milleti gibi bir çimento ortadan kalkınca toplum bu günden temelleri atılan tarikat ve cemaatlere yönelecek…
Hatta bir süre sonra ortak dil bile ortadan kalkacaktır.
Bu durumda Türk kimliğini çağrıştırdığı için Türkiye adı kalır mı? Bunu düşünmek bile acı ama kalması oldukça zor görünmektedir.
Dini bir eğitimle İslam ülkesi olduğumuzda yaşamımızdaki değişiklikler sadece bunlarla sınırlı kalmayacaktır…
Aslında komşu ülkelere bakmak bile bunun ipuçlarını verecektir ama…
Böyle bir sistemde, egemenlik kayıtsız şartsız millete ait olamayacağından en son oy kullandığınız seçim pekala son seçiminiz olabilecektir.
Tabi bu durumda yasa değişikliği…
Kanun yapma…
Meclis…
Muhalefet falan da olmayacaktır…
Hem kime karşı muhalefet yapabileceksiniz ki?
Adam din adına yönettiğini söylediğine göre dine mi?
Olamayacağından kaderinize razı olacaksınız…
Böyle bir ülkede yine sendika falan da olamayacak…
Hakkınız aramak için en basit bir dernek bile kuramayacaksınız
Demek istediğim bir toplumu emperyalizmin kölesi mi yapmak istiyorsunuz?
Eğitimi dinselleştirmeniz yetecektir…
Toplum bu eğitimden sonra ne emperyalizmi tanıyacaktır…
Ne de bağımsızlığı…
Hatta bir süre sonra milli kimliğini bile unutacaktır…
İşte Atatürk bu yüzden eğitimin milli olmasının önemini şu sözlerle açıklıyor:
“Bugün yeryüzünde 300 milyondan fazla İslam vardır. Ne yazık ki, tamamı şunun bunun kölelik zincirleri altındadır. Aldıkları manevî terbiye onlara bu kölelik zincirlerini kırabilecek insanlık meziyetini vermemiştir, veremiyor. Çünkü eğitimlerinin amacı millî değildir.”
Olay budur…


25–10–2016
Nusret KEBAPÇI