kadın hakları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kadın hakları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Nisan 2018 Pazartesi

DEMOKRASİ…

DEMOKRASİ…


Hazır söz demokrasiden açılmışken, son zamanlarda konuyla ilgili gelişmelere kısaca değinmekte yarar bulunuyor.
Bunlar içinde en çok gündeme gelenlerden birisi Türk ve Türkiye kavramlarının hemen her yerden kaldırılması değil mi?
Ya Atatürk adının stadyumlar başta olmak üzere neredeyse pek çok yerden kaldırılmasına ne demeli…
Sizce aralarında bir bağ bulunmuyor mu?
Tabi bunların dışında…
Çanakkale Zaferi yıldönümünde Atatürk adını anmadan yapılan törenleri…
Mecliste yapılan Çanakkale programında kadın tiyatrocuların sahneden indirilmesini…
Yetmez gibi…
“Kadının çalışmasının doğru olmadığına…”
Hatta
“Kadının yerinin sadece evi” Olduğuna ilişkin yapılan açıklamaları…
Tüm bunların yanı sıra…
Normalde bilim adamı olması gereken bir rektörün…
“Demokrasi isteyenleri cehennemlik olmakla suçlayıp tövbelerinin bile kabul edilmeyeceğinin” Açıklamasını bir araya getirdiğimizde nasıl bir anlam çıkacağını sanıyorsunuz…
Aslına bakarsanız üzerinde çok fazla düşünmeye falan gerek yok her şey gayet açık…
Zaten buradan da sadece bir anlam çıkabilir o da birilerinin artık son zamanlarda gizlenmek için demokrasiye ihtiyaçlarının kalmadığını düşünüp…
Kendi istedikleri dini düzenin getirilmesi için uygun fırsatın geldiğine karar vermiş olmalarıdır ki…
Uzun süredir yaptıkları…
Atatürk…
Kadın hakları…
Laiklik…
Ulus devlet…
Ve demokrasi karşıtı açıklamaları da bunu çok açıkça da göstermektedir.
Peki, tüm bunların yerine ne istiyorlar dersiniz…
İstedikleri şu…
Ulus devlet yıkılsın, Türkiye çok kimlikli, çok kültürlü, dini federatif bir başkanlığa dönüşsün…
Başka
Egemenlik de kayıtsız şartsız Milletin olmasın…
Tamam, da kimin olsun?
Böyle bir düzende seçim, yurttaşlık falan da olmayacağına göre kim kullanacak bu egemenliği?
Ya ülkedeki en güçlü mezhep olacaktır, bunu kullanacak…
Veya tarikat ya da cemaat…
Beyler…
En az 1000 yıldır İslam ülkelerindeki iktidar kavgalarının nedeni de bu değil mi?
Müslümanlar 1000 küsur yıldır sırf bu anlayış nedeniyle birbirleriyle savaşmıyorlar mı?
Ama tüm bu yaşananlara rağmen birileri hala anlamamakta direnmekte ve bu nedenle Atatürk’ün söylediği  “Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir.”  ilkesini hiç bir şekilde hazmedememektedirler…
Çünkü bu düşünceye göre insan yasa yapamaz…
Olsa olsa var olan değişmez yasalara uyar ki zaten amaçta odur…
Bu durumda da…
Ne meclis olabilir bir ülkede…
Ne parti…
Ne de sendika…
Demek istediğim işin nirengi noktası laiklik…
O varsa, demokrasi oluyor ve eşit ve özgür yurttaş haline gelebiliyorsunuz…
Ama yoksa…
Sadece ve sadece tebaa…
Bilin istedim…

09–04–2018
Nusret KEBAPÇI



8 Mart 2017 Çarşamba

KADINLARIMIZ

KADINLARIMIZ


Bu gün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ama ben size bu günün tarihsel öneminden…
Nasıl kutlanmaya başlandığından falan değil…
Biraz daha özele inersek…
Türkiye’de kadınların içinde bulunduğu durumdan…
Biraz da sözde kadın hakkıymışçasına toplumun önüne getirilen bazı konulardan bahsedeceğim…
Haliyle kadınlar günü deyince aklımıza öncelikle  son günlerde kadına yönelik şiddet…
Hatta cinayetler aklımıza gelmektedir…
Peki, bu şiddet ve cinayetler hani deniyor ya Türkiye çağdaşlaştığına ve kalkındığına göre…
Birileri öyle söylüyor…
Neden giderek azalacağına günden güne artıyor?
Sorun şu…
Kadının yeri Cumhuriyetin kurulduğu döneme göre çok geriye gitti…
Burada bazıları itiraz edebilir…
Bakın bizde kadınlar doktor, hakim oluyor. Hemen her meslekte kadınlar var da diyebilir ama tüm bunlar kadınların haklar bakımından giderek geriye gittiği sonucunu değiştirmez…
Başta ders kitapları olmak üzere televizyon dizileri de dahil…
Topluma nasıl bir mesaj verilmektedir…
Kadının yeri evidir!
Son yıllarda emeğiyle geçinen, onurunu koruyan, meslek sahibi, yani topluma günümüz deyimiyle rol model olarak sunulan kaç kadın bulunuyor…
Şöyle izlediğiniz dizileri, filmleri gözünüzün önüne bir getirin…
Neredeyse hemen hemen hiç birinde yok…
Bunun yerine ise…
Evde çok rahat bir yaşam süren…
Lüks içinde yaşayan…
En büyük evlerde oturan bir sürü kadın var ama dedim ya hiç birinin yaptığı herhangi bir iş yok…
Gerçi
Emeğiyle geçinen erkekleri konu alan film ve diziler var mı da diyebilirsiniz…
Hatta Yılmaz GÜNEY ya da Kemal SUNAL’dan sonra bunun yapılmadığını da söyleyebilirsiniz de…
Baştan söylediğim gibi konumuz kadınlar olduğundan, bu seferlik sadece kadınları konuşacağız…
Bu arada son yıllarda kadın hakkı olarak toplumun önüne ne getirilmektedir…
Öyle eşitlik, mecliste temsil edilme falan değil, kastettiğim sadece türban…
Hem zaten bu tür hakların mücadelesini veren de ortalıkta yok…
İşte bu türbanla sözde demokrasi mücadelesi veren kadınlarımız…
Ne yazık ki erkeklerin sınırsız egemen olduğu bir rejime ulaşmak için koç bası olarak kullanılıyorlar…
Türbanla beraber istenilen, tüm toplumun dini kurallara göre yönetilmesi değil mi?
Peki dine göre yönetilen hangi ülkede demokrasi var?
Suudi Arabistan’da mı?
Bakın birkaç örnek vereyim ki işin nereye varacağını biraz düşünün…
Örneğin bu ülkede 22 yasına kadar kadınların kimlikleri bile yok, üstelik o yaştan sonra da yasal vasinin izniyle sahip olunabiliyor…
Miras, çocukların velayeti falan da hak getire…
Bu arada seçim, oy kullanma falan asla söz konusu değil…
Yani sözün kısası; farkında olsanız da, olmasanız da…
Laiklikle birlikte var oluyorsunuz…
Laiklik yoksa siz de yoksunuz…

Nusret KEBAPÇI


15 Kasım 2010 Pazartesi

TÜRKİYE’DE KADIN HAKLARI

TÜRKİYE’DE KADIN HAKLARI


Dünya Ekonomik Forumu’nun kadın erkek eşitliği konusunda yayınladığı yıllık rapora göre, Türkiye 134 ülke arasında 125’inci. Yani bir hesaba göre de sondan 10.
Şimdi bir bakalım son zamanlarda bizim kadınlarımızın bir kısmı neyin mücadelesini veriyor…
Elbette türbanın. O zaman bir soru ile işe başlayalım.
Türban neyin sembolü?
İslami bir rejimin ya da bir başka deyişle şeriatın değil mi?
Eğer öyleyse ki bundan hiç kimsenin kuşkusu yok.
Kadınlarımızın bu gün içinde bulundukları mücadele, kadını erkekle eşitliğe götürecek bir mücadele olmayıp, tam tersine, kadını ikinci sınıf bir insan olmaya doğru götürecek bir mücadeledir.
Tüm dünya ülkelerinin ve özellikle İslam ülkelerinin kadınları, laiklik ve kendilerini erkeklerle eşit hale getireceklerini düşündükleri yeni haklar peşindeyken…
Bizim kadınlarımız ise…
Tüm dünya kadınlarından çok önce kavuştukları hakları neredeyse geriye verme çabası içindedirler ki, bunu anlayabilmek hiç mümkün değil.
Şeriatla yönetilen ülkelerde erkek egemenliği esastır, kadınların bazı küçük haklar dışında öyle hakları falan da yoktur.
Ama unutmadan şunu da söyleyim, bu ülkelerdeki kadınların tamamı örtünme konusunda çok özgürdür…
Konunun anlaşılması niçin birazcık açalım.
Sakine adını içinizde duyan var mı?
Bir süre önce çeşitli basın yayın organlarında adı çokça geçen Sakine kim biliyor musunuz?
Sakine; İran’da bir erkekle gayri meşru ilişki kurduğu için recm cezasına çarptırılan bir kadın.
Önce 99 kırbaç cezasına çarptırılıyor…
Sonrada recm.
Yani taşlanarak öldürme cezası.
Bu arada erkeğe ne oluyor falan gibi bir şey aklınıza gelmesin onun ki daha hafif.
Geçtiğimiz yıl İran yönetimi kabineye 3 tane kadın bakan atadı.
Sonra ülkedeki bazı kesimler ayağa kalktı ve yönetimin bu kararına tepki gösterdiler ama tepkiden çok gerekçeleri oldukça ilginç.
Ne diyor bir milletvekili: “Kadınların yönetim becerileri hakkında dini kuşkular vardır.”
Sonuçta bu üç kadının sadece bir tanesi mecliste onaylandı ama…
İslam’da kadınların “mirastan erkeğin yarısı kadar pay almalarının” , ”iki kadının şahitliğinin bir erkeğin yerine geçmesinin “ gerekçeleri de sizce biraz buna benzemiyor mu?
Bir başka ülke; örneğin Suudi Arabistan’da kadınların oy hakkı var mı?
Hatta bırakın oy hakkını Bu gün neredeyse bizde olağan hale gelen ve nasıl binebildiğinizi hiç aklınıza getirmediğiniz otomobilleri kullanmaları bile yasak değil mi?
Bir diğeri, Kuveyt…
Siz bol paranızla uçağa atlayıp istediğiniz ülkeye gidebilirken ve kendi adınıza istediğiniz gibi pasaport çıkartabilirken Kuveytli kadınlar bu hakkı ancak 2009 yılında elde edebildi…
Ya seçme ve seçilme hakkı
Kuveytli kadınlara bu hakları da ancak 2006 yılında tanındı ve bu kadınlar ilk defa 2009 yılında oy kullandılar.
Şimdi gelelim ülkemize
Hani birileri BOP doğrultusunda Türkiye model ülke olacak falan demiyorlar mıydı hatta daha da ileri götürüp yeni Osmanlı gibi isimler de takmıyorlar mıydı?
İşte bugün gerçekleştirilmek istenilen senaryo tamı tamına bu…
Yani
Ulus devleti ortadan kaldırılmış, Üniter yapısı yerle bir edilmiş, cemaat ve etnik kimliklere ayrışmış bir Türkiye.
Pardon Türkiye değil, Yeni Osmanlı.
Olamaz mı?

21–10–2010
Nusret KEBAPÇI