Yeni Türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yeni Türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Ağustos 2017 Salı

YENİ DEVLET

YENİ DEVLET


Bundan kısa süre önce televizyon kanallarından birinde iktidar partisi yöneticilerinden biri…
“Yeni devlet kuruluyor…” deyince…
Hemen bir tepki oldu ve ilgili kişinin özür dilemesi da dahil bir sürü öneride bulunuldu.
Hatta
İktidar partisi bile hemen her zaman olduğu gibi ilgili kişinin partileriyle ilgilerinin olmadığını bile söyledi ama…
Ok yaydan çıkmıştı bir kere ve geri de alınamazdı.
Tabi konuyla ilgili çok şey söylemek mümkün ancak…
O televizyon konuşmasıyla yapılanın da “Merdi kıpti şecaat arz ederken sirkatin söylermiş” vakası olduğu da kuşkusuz…
Yani eski devletin yıkılarak yeni Türkiye’nin oluşturulmasının da bir anlamda itirafı.
Belki ben bunları söyleyince…
Her iki devlet arasında ne gibi farkların olabileceği türünden birçok soru aklınıza gelebilir ancak şu kadarını söyleyim…
2002 yılına kadar gelmiş geçmiş tüm yönetimler…
Ama az…
Ama çok…
Üniter devletin…
Bölünmez bütünlüğün…
Milli kimliğin…
Kısacası ekonomisiyle, siyasetiyle, eğitimiyle ulusal politikaların takipçileriydi ama 2002 yılından sonra bu değişti…
Çünkü artık amaç…
Hemen her konuda milli devleti yaşatmak değil…
Daha önce bazı iktidarların yapmaya çalışıp da yarım bıraktığı ya da tamamlamaya ömürlerinin yetmediği ülke ekonomisini emperyalist talana açma işini sonuna kadar götürüp tamamlamaktı ancak…
Farkına varıldı ki…
Milli kimliğin yani Türk kimliğinin tüm halk tarafından benimsendiği koşullarda bu yapılamazdı…
Çünkü
Hala toplumda ulus bilincinden gelen laiklik…
Emperyalizme karşı bağımsızlık…
Vatan gibi kavramların bulunması…
Ayrıca Atatürk’ün söylediği “Ekonomik bağımsızlık olmadan siyasi bağımsızlık olmaz…” sözünün Osmanlıdan bu yana defalarca sınanarak doğrulanmış olması…
Bunun yapılmasının önünde ciddi bir engel oluşturmaktaydı…
Bu nedenle işe ulus devletin temel direği olan orduyu çeşitli kumpaslarla teslim almakla başladılar…
Biliyorlardı ki orduyu, ulus devleti koruma düşüncesinden ne kadar uzaklaştırabilirlerse o kadar başarılı olacaklardı…
İşte ulusallığı suç gibi gösteren çeşitli operasyonlarla ve batının da sonsuz desteğiyle bunu sağladılar sonrasını zaten biliyorsunuz…
Türkiye uzun süren çeşitli operasyonlar sonucunda üretim yapamaz hale getirilirken…
Diğer yandan da milli kimlik…
Eğitimde müfredat değişikliği adı altında adım adım yok edildi…
Yani demem o ki sevgili kardeşim;
Hani yeni Türkiye falan deniliyor ya…
İşte yeni Türkiye: ulusal değerlerin tamamını yok edip, ulusal hiç bir şey bırakmazken emperyalizmin sembolü kola şirketini milletin gözünün içine baka baka fabrika diye açmaktır…
Bilmem anlatabildim mi?

14–08–2017
Nusret KEBAPÇI





  

1 Şubat 2017 Çarşamba

YENİ TÜRKİYE’NİN MÜFREDATI…

YENİ TÜRKİYE’NİN MÜFREDATI…


Şimdi siz iktidarın eğitim müfredatını değiştirmeye çalıştığını görünce belki içinizden…
Sırası mı?
Ya da neden müfredattan Atatürk…
Kurtuluş Savaşı…
İnönü…
Devrimler çıkartılıyor gibisinden düşünebilirsiniz de…
Bilinmesi gereken şey şudur.
Bir ülkenin ekonomisi…
Siyaseti nasılsa…
Ne tür bir rejim getirilmek isteniyorsa…
Eğitimi de bunun tıpa tıp aynısıdır.
Bu söylediğim de sadece Türkiye değil hemen her ülke için geçerlidir…
Nasıl mı?
Şöyle söyleyim…
Batı uzun bir süredir ulus devletin modasının geçtiğini…
Üniter devletten Atatürk’ten vazgeçilmesi gerektiğini bizim eskisi gibi eyaletlere ayrışmış yeni bir Osmanlı türünden federatif bir devlet olmamızı istemiyor muydu?
İşte bu başkanlık denilen…
Başkana merkezi devlette federatif değişiklikler yapma yetkisi veren sistem de…
Emperyalizmin federatif sistem dayatmasının eğitimde uygulamaya sokulmasından başka bir şey değildir.
Aslında konu ne biliyor musunuz?
Batı uzun süredir Atatürk’le kazandığımız…
Tarımı güçlü…
Sanayisi olabildiğince gelişmiş…
Hemen her konuda tam bağımsızlık ilkesine sonuna kadar bağlı…
Ordusu güçlü…
Sağlam bir millet yapısı olan Türkiye’den rahatsızdı…
Çünkü böyle bir Türkiye, emperyalizmin…
Hem askeri…
Hem de ekonomik planlarının önünde güçlü bir engel olarak görülmekteydi.
İşte bu nedenle 1980’lerden itibaren memleketin başına geçen emperyalist işbirlikçisi Neo liberal anlayış…
Bugüne kadar gelişen süreçte ekonomiyi…
Ekonomimizin kalelerini bir bir elden çıkarttı.
Böylece daha dünün kendi kendine yeten yedi ülkesinden biri olan biz, çok uzun olmayan bir süreçte emperyalizmin açık pazarı bile oluverdik…
Ama tüm bunlar onlar için, yani batılı emperyalistler için yeterli değildi…
Çünkü
Toplumda hala Milli bilinç…
Yani millet kimliği olduğu sürece onlarda biliyorlardı ki ellerindekileri kaybetmeleri her an mümkün.
İşte bu nedenle işi garantiye alıp…
Neredeyse sonsuza kadar ülkemizi sömürmek istiyorlar…
Bununda bilindiği gibi bir yolu bulunmaktadır…
Toplumdan ulus, yani milli bilinci…
Millet kimliğini silip…
Yerine…
Vatan…
Bağımsızlık…
Emperyalizm gibi kavramların olmadığı İslamcılığı koyarak çok kimlikli…
Çok kültürlü bir toplum yaratmak…
Hem düşünün…
Topluma eyaletlere dayanan bir başkanlık dayatılırken tekçi dedikleri tek millet esaslı bir eğitim devam edebilir miydi?
Elbette edemezdi…
İşte şimdi müfredat değişikliği adı altında yapılan da…
Eğitimin milli olmaktan çıkarılarak başkanlığa, federatif sisteme göre düzenlenmesinden başka bir şey değildir…

31–01–2017
Nusret KEBAPÇI



11 Ağustos 2016 Perşembe

YENİ TÜRKİYE…

YENİ TÜRKİYE…


Emperyalizm bir ülkeden ne ister? Diye bir soru sorsak ne gibi yanıtlar alırız dersiniz…
Sanırım en çok karşılaşılabilecek olanı ülkeyi bölmek isteyebilirler olurken bir diğeri de bizi zayıf düşürmek istiyorlar olabilir…
Bu durumda ister istemez ikinci bir soruyu sormak da farz oluyor…
Tamam, da neden?
Yani emperyalist bir ülke bizi neden bölmek veya zayıflatmak istesin ki?
İşte bu sorular…
Gerçekten bir ülke için yaşamsal önem taşımaktadır.
Açıklamaya başlayalım…
Emperyalizm sürekli yeni pazarlar yeni hammadde ve enerji kaynakları bulmak zorundadır bu işin doğasında vardır…
Bu nedenle hemen her ülkeyi kendisinin sınırsız pazarı yapmak ister ki bu hem fazla ürünlerini o ülkeye koşulsuzca satmak hem de istediği hammadde ve enerjiyi o ülkeden çıkarabilmek için son derece gereklidir…
Tabi bunu da pek çok yolla yapabilirler…
En bilindik olanı
Ülkelerin istedikleri borçlarla birlikte kendisine dayatılan bankalarımızın…
Fabrikalarımızın…
Tarımımızın özelleştirmeye açılmasıdır ki bunun anlamı…
O ülke devletine ya da o ülke sermayesine ait kendi pazarını kısıtlayacak her türlü engelin ortadan kaldırılmasıdır.
Bunlar yapılacak ki…
Emperyalizm için ülke ekonomik olarak dikensiz gül bahçesine dönebilsin…
Tabi bu tek başına hiç bir zaman yeterli olmaz…
Hani olur ya…
Gelecekte herhangi bir iktidar…
Ülkede milli duyguları uyandırıp, askeri de arkasına alarak yitirdiği kaynakları geri almaya kalkarsa…
İşte emperyalizmin en çok korktuğu şeylerin başında, toplumda milli bir rüzgârın esmesi ve millileştirmenin yaşanması yer almaktadır…
Engellenemez mi?
Elbette ama bunun için öncelikle ulus bilincinin kesinlikle yok edilmesi gerekmektedir…
Bunu yapabilmek için de milli kimliği yok sayıp, sık sık etnik ve dini kimlik vurgusu yapılması…
Ulus devlet anlayışını canlandıracak…
Hatta güçlenmesini sağlayacak hemen her türden sembol, tören, gösteri, bayram gibi etkinliklerin yasaklanması etkili olacaktır.
Bu arada sık sık tekçi devlet denilen ulus devlet anlayışını suçlayıp demokrasi, özgürlük adına…
İnsanların kendilerini dini tarikat, cemaat ve etnik kimlikleriyle ifade etmelerinin yollarını da açtınız mı işin önemli bir kısmını tamamladınız demektir…
Artık bu kadarını gerçekleştirdikten sonra sıraya eğitimi rahatlıkla alabilirsiniz…
Biraz parasal destek, biraz isteklendirme…
Ardından baskı…
Eğitimin dinsel olmasına yeterli gelecektir…
Dini eğitimde millilik değil, ümmet bilinci esas olduğuna göre
Bir süre sonra emperyalizm…
Vatan…
Bağımsızlık…
Bayrak…
Ulus gibi kavramlar, yetişecek öğrencilerimizin kafasında hiç bir anlam ifade etmeyecektir…
Elbette Atatürk ve Kurtuluş Savaşı’ da…
Şimdi tüm bunlar yapılır da ordu unutulabilir mi?
Elbette olmaz…
Çünkü biliyorlar ki ulus devleti koruma anlayışıyla yetişmiş, ulus bilinciyle donanmış bir ordu emperyalistler ve ülkede ulus devleti yıkmak isteyenler için büyük bir tehlikedir…
Bu nedenle herhangi bir gerekçeyle orduyu baskı altına alarak tasfiye edip yerine size sonuna kadar bağlı profesyonel bir ordu da kurdunuz mu?
Artık ülkenin ulusal çıkarlarına karşı hareket ettiğinizde bile herhangi bir endişe taşımayacaksınız demektir…
Yani uzun sözün kısası sevgili kardeşim
Diline, tarihine, kültürüne, ordusuna, ekonomisine, kimliğine sahip çıkan devlete ulus devlet…
Çıkmayıp hepsini tasfiye edene ise  “Yeni Türkiye” denir…


11–08–2016

Nusret KEBAPÇI

29 Nisan 2016 Cuma

ERGENEKON


Yargıtay’ın Ergenekon davasıyla ilgili verdiği karar hepimizi mutlu etti de insan gerçekten merak ediyor…
Böyle bir örgütün gerçekten ortaya çıkacağına inanan var mıydı elbette bunu şu an için çok fazla anlama şansı bulunmuyor ama…
Bu tür olayları…
Operasyonları değerlendirmek için sadece iddianamelere…
Yargılamalara…
Suçlamalara ve sonucuna bakmak kanımca son derece yanıltıcı olacaktır.
Neden mi?
Çünkü bu tür operasyonlar genelde toplumsal yapının değiştirilmesi yani yapısal değişiklik yaratmak amacıyla gerçekleştirilmektedir.
Bu nedenle operasyonlarda yakalanan, yargılanan kişiler
Suçsuz oldukları daha baştan bilinmesine karşın genelde istenilen değişiklik gerçekleşinceye veya değişiklikle ilgili olarak etkisiz bir konuma gelinceye kadar içeride tutulurlar…
Bu durum sadece bizim için değil…
Dünyanın pek çok yerinde yapılan benzer operasyonlar için de geçerlidir…
Çok fazla ayrıntıya takılmadan isterseniz olup biteni biraz sıraya koymaya çalışalım ne dersiniz?
Aslına bakarsanız bu işin başlangıcı olarak zamanın başbakanının oval ofiste ABD başkanıyla görüşmesini alabiliriz…
Peşinden sıraya
Bugün pensilvanya’daki şahsın ulusalcı dalganın durdurulması talimatını vermesini almak mümkün…
Sonrasında zaten
Emniyet genel müdürlüğünce ulusalcılığın terör örgütü olarak kabul edilmesi gelir ki…
Ümraniye’de bir gecekonduda çok sayıda el bombası yakalanması zaten işaret fişeğinin çakılması anlamına gelmektedir.
Sonrasını biliyorsunuz çok sayıda dalga…
Sabaha karşı baskınları…
Topraktan çıkarılan silahlar…
Kemik aramalar…
Bunların tamamı, toplumda ulus devlet ve darbecilik korkusu yaratarak ulus devletin yok edilip “Yeni Türkiye’nin” tohumlarını atabilmek adına gerçekleştiriliyordu…
Nitekim atıldı da…
Tüm Türkiye sözde darbecilikle mücadele adı altında ulus devleti savunan TSK’nin tasfiyesini izlerken…
ABD yetkililerinin açıklamalarını kimse duymuyordu…
Ne diyorlardı ABD yetkilileri…
“İktidar partisiyle Türk ordusunu kafesledik…”
Çünkü Türkiye’nin BOP’a model ülke olabilmesi için ulus devletten ve kimlikten vazgeçip İslami bir devlet olması hedefleniyordu…
Tabi iktidar sözcülerinin “Bu operasyonlar olmasaydı açılımları yapamazdık.” sözlerini de unutmadan…
Anlayacağınız tüm bunların yapılabilmesi için de öncelikle ordunun sivil otoritenin emri altına girmesi ulus devleti savunur konumdan iktidarın ordusu haline gelmesi gerekiyordu.
İşte bunun için TSK darbecilik yapmakla korkutulacak AB’nin de çok önemli desteğiyle sivil otoritenin emri altına girmesi sağlanıverecekti
O hale gelinecekti ki TSK değil Cumhuriyeti korumak memleket yansa bile bir vali ya da kaymakamın izni olmaksızın parmağını bile kımıldatamayacaktı…
Şimdi geldiğimiz yere baktığınızda ne görüyorsunuz?
Irak ve Suriye’nin kuzeyinde kurulan Kürdistan’ları…
Ülkemizin Güneydoğu’sunun PKK’ya teslim edilip tekrar vatan yapılmaya çalışıldığını…
Başkanlık adı altında ulus devletin yok edilmesi çalışmalarının tüm hızıyla sürdüğünü…
Türk Ulus kimliğin yerine Türkiyelilik adı altında çok kimliliğin konulmaya çalışıldığını…
Türk adının başta devlet olmak üzere pek çok kurumdan kaldırıldığını…
Eğitimin bile çeşitli tarikat ve cemaatlere bırakıldığını değil mi?
Demek istediğim bu tür olayları değerlendirirken…
Suçlamalara, iddianamelere ve yargılama sonucuna değil…
Operasyon öncesinde ve sonrasındaki memleketin haline bakılması daha doğru olacaktır…

29–04–2016

Nusret KEBAPÇI