15 temmuz darbesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
15 temmuz darbesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ekim 2017 Cumartesi

YENİ OSMANLICILIK DEDİKLERİ…

YENİ OSMANLICILIK DEDİKLERİ…

Bilindiği gibi Türkiye adım adım yapılan değişikliklerle siyasi İslam daha doğrusu yeni Osmanlıcı bir düzene doğru ilerlemekteyken…
15 Temmuz Darbesi ve ele geçirilen olağan üstü hal yetkisiyle bu sürecin hızlandırıldığını hemen her alanda görmek mümkün.
Özellikle de eğitimde…
Farkında mısınız?
Neredeyse hemen her yıl yapılan bir dizi değişiklikle neler yapıldığını düşünüyorsunuz…
Doğrusunu isterseniz konunun uzmanlarının bile takipte zorlandığı bu değişikliklerin eninde sonunda vardığı tek yer…
Eğitimin giderek dinselleştiği…
Böyle olunca ister istemez “Ne var bunda? “
“Çocuklar dini öğrenmesinler mi?” Gibisinden aklınıza bir takım sorular gelebilir…
Bu yüzden de konuya açıklık getirmekte yarar bulunuyor.
Şöyle de demek mümkün…
Eğitimde dinsellik artınca hani yeni Osmanlıcılığa soyunuyoruz ya o yüzden söylüyorum…
Ne olur?
Neler değişir biliyor musunuz?
Ben söyleyim.
Öncelikle bugüne kadar ki uygulamaların da gösterdiği gibi çok daha ahlaklı falan olmayacağımız kesin görülüyor…
Hem bir düşünün…
Sizce heykele put deyip de Atatürk heykellerini kırmaya çalışanlardan heykel gibi bir sanat dalını geliştirmesi beklenebilir mi?
Ya “Kadın eli tutmak ateş tutmaktan daha tehlikeli” diyen bir anlayıştan…
Annesinden tahrik olan bir kafadan…
Sinemanın…
Tiyatronun, operanın…
Balenin…
Hatta bırakın onu…
Kadın sesinden bile tahrik olan birinden müziği geliştirmesini beklemek mümkün mü?
Elbette değil…
Ya bilim…
Bilim gelişir mi?
Sahi Hazerfen Ahmet Çelebi’nin öldürülmesinin koşullarının
Hala varlığını sürdürmediğini mi düşünüyorsunuz?
Matbaa neden kaç yüzyıl giremedi sanıyorsunuz bu ülkeye?
Peki, tüm bunlar olur da…
Ülke sanayileşebilir mi ya da tarımını geliştirebilir mi?
İsterseniz söyle söyleyelim
Son 100 yılda 57 tane İslam ülkesi içinde neden sadece Türkiye
İslam ülkeleri içinde en demokratik…
Önemli ölçüde sanayileşmiş…
Tarımda etrafına örnek olabilecek…
Kendi kendine yetebilen bir ülke oldu sanıyorsunuz…
Sahi neden?
İşte bunu anlayabilmek için önce Türkiye’nin İslam ülkeleri içinde laikliği benimsemiş tek ulus devlet ve…
Aynı zamanda bu özelliğiyle tüm sömürge ve yarı sömürge ülkelere emperyalizme rağmen bunun başarılabileceği konusunda model olduğunu da bilmemiz gerekiyor…
Ancak bunun böyle devam etmeyeceği açıktı…
Çünkü Türkiye bugüne kadar oluşturduğu sanayisi ve kendi kendine yeterli olan tarımıyla tüm dünyayı kendi pazarı yapmaya çalışan küresel ekonominin önünde ciddi bir engel oluşturuyordu…
İşte bunun için, tüm sanayinin tasfiye edilip, tarımda da batının açık pazarı olup eti, samanı bile dışarıdan alır hale gelinmesi gerekiyordu…
Ama biliyorlardı ki bunu az da olsa milli yanları bulunan iktidarlarla asla yapamazlardı…
Çünkü o dönemin partilerinin savunduğu milliyetçilik tüm bunların yapılmasının önünde ciddi bir engel oluşturuyordu…
Bu nedenle her türlü milli değerden yoksun bir anlamda küreselleşmeci siyasi İslamcı bir partiyi iktidara getirdiler ki…
Tüm istedikleri hiçbir engelle karşılaşmadan yapılabilsin…
İşte yeni Osmanlıcılık dedikleri de Türkiye’nin üretmeyip emperyalizmin pazarı olmasının öteki adıdır…
Bilmem anlatabildim mi?

20–10–2017

Nusret KEBAPÇI

15 Temmuz 2017 Cumartesi

AFİŞLERİN ANLATTIKLARI…

AFİŞLERİN ANLATTIKLARI…


Aslına bakarsanız konu oldukça ilginç…
Çünkü
Birileri çıkıyor son birkaç gündür televizyonlarda yayınlanan…
Hemen tüm kentlerdeki bilbordlara asılan 15 Temmuz afişlerini görünce feryadı basıyor…
Diyorlar ki:
“Madem bu başarı FETÖ’ ye karşı idi, hazırladığınız pankartlarda neden FETÖ’cülerle değil de…
Suçlu sanki göz bebeğimiz askerimiz miş gibi…
Halkımız askerimizle karşı karşıya getirilmiş. Görünüyor...”
“Neden hiç bir afişte FETÖ yok?”
Tabi bunlar söylenirken…
Talepte de bulunuluyor…
“Bu 15 Temmuz’a yakışmıyor.”
“Değiştirilmeli.”
Doğrusunu isterseniz bu yakınma bence hiçbir gerçeği yansıtmıyor
Üstelik tam tersine…
Bu afişler, oradaki resimler tamamen 15 Temmuz’un mantığını sergilemektedir.
Nasıl mı?
Tabi işin burasında bu tepkiyi gösterenlerin afişi hazırlayanların nasıl bir Türkiye istedikleri…
Toplumu ve devleti nasıl şekillendirmek istediklerine yönelik herhangi bir öngörüleri bulunmuyor.
En azından söylemlerinden öyle anlaşılmaktadır.
Söylemek gerekirse…
Neredeyse 2007 yılında başlayan Ergenekon…
Balyoz…
Ve bugün de FETÖ operasyonlarıyla devam eden süreç birbirinden kopuk
İlgisiz değil…
Aksine
Birbirlerini oldukça sistemli bir şekilde takip eden ve birbirini tamamlayan hamlelerdir dersek…
Kanımca yanlış söylememiş oluruz…
Diyeceksiniz ki tamam da, nasıl?
Yani ne amaçlanıyor da bunlar belirli bir düzen içinde gerçekleşmektedir? Bence asıl sorulması gereken soru budur…
Aslında 2007 yılında başlayan birbiri ardına yapılan operasyonların amacı
AB’nin de desteğini alarak…
Askeri vesayeti kaldırıyoruz söylemi altında ordunun ulus devlete…
Yani Cumhuriyete…
Türk milli kimliğine sahip çıkmasını engellemekti…
Biliniyordu ki…
Ordunun ulus devlet…
Cumhuriyet konusundaki duyarlılığı yok edilmeden…
Yani bu konuda ordu etkisiz hale getirilmeden, Cumhuriyeti yıkıp yerine çok kimlikli bir dini düzenin getirilmesi mümkün olamayacaktı…
İşte Ergenekon…
Balyoz gibi operasyonlarla bu esas olarak yapıldı ama…
TSK…
Hala toplum içinde saygındı ve bu durum da onu tüm yıpratmalara karşın dokunulmaz halde tutuyordu…
Bir düşünün türlü Ergenekon ve Balyoz gibi tertiplerle yıpratma çabalarına karşın toplumda hiç kimse, herhangi bir subaya, bir ere…
Saldırıda bulunmaya…
Onu tokatlamaya…
Kemerle dövmeye cesaret edebilir miydi?
Demek istediğim…
İstedikleri düzenin gerçekleştirilebilmesi için ordunun gözden düşürülmesi, sonrasında da KHK’lerle tasfiyesi yapılıp, orduda kendi istedikleri gibi bir yapılanma yapabilmeleri gerekiyordu…
15 Temmuz’la o yapıldı.
Buradan afişlere tekrar dönersek
O afişlerin tamamı; biz ordudan güçlüyüz, askeri vesayeti kırdık...
Ordu artık bizden korkuyor düşüncesinin resim ve fotoğraflarla ifadesinden başka bir şey değildir…
Ama unutulmamalı ki
“Askere düşmanlık, düşmana askerliktir.”
                                    M.Kemal ATATÜRK

15–07–2017
Nusret KEBAPÇI




18 Haziran 2017 Pazar

DARBE UZMANLARI

DARBE UZMANLARI


Zaman zaman kerametleri kendilerinden menkul bir takım kişilerin sıklıkla çeşitli televizyon ekranlarına çıkıp…
Topluma…
“Şu zaman ikinci darbe olacak.”
“Eğer o zaman olmazsa…”
“Şu gün olabilir…”
“Eğer o gün de olmazsa falan gün olacak” Türünden bir takım hikayelerin anlatıldığı bir dönemden geçiyoruz.
Tabi her hikâyede darbe de çok daha ileri bir tarihe ertelenmektedir de…
Peki…
Bu darbe uzmanları böyle yaparak neyi amaçlamaktadırlar?
Bunu şunun için söylüyorum
Hani…
Birincisinin bile kanıtları çok net değilken…
Üstelik darbeye uğradığı iddia edilen parti bile darbenin araştırılmasını istemezken…
Atamalar sanki hükümet tarafından yapılmamış da bütün kurumlara herkes sanki kendi kendine yerleşmişçesine Fetö’ nün siyasi ayağı hiç gündeme gelmezken…
Adamlar ikinci darbe hayali kurup sanki olabilirmişçesine öyle anlatıyorlar ki…
Şaşırmamak elde değil.
Neyse devam edelim…
Bu uzmanlar niçin bu tür darbe gevezeliği yapıyorlar dersiniz…
Şunun için;
Bilindiği gibi bir toplum eğer tehdidin devam ettiği gibi bir algıya düşürülmezse
Bir süre sonra…
OHAL’i…
Alınan önlemleri sorgulamaya başlar ve böyle olunca da hiç bir iktidar ortalıkta herhangi bir tehdidin kalmadığı koşullarda…
Olağan üstü önlemleri çok uzun bir süre sürdüremez.
İşte zaman zaman…
Bu türden kişiler ortaya çıkarılır ki…
Toplumda…
Tehlikenin geçmediği…
Tehdidin devam ettiği endişesi devam etsin.
Hem zaten başka türlü…
Bu olağanüstü önlemleri yıllarca sürdürmek de mümkün değildir…
Zaten
Bir darbeyi değerlendirmek için…
Ne kaç kişinin ölmesi belirleyici olacaktır…
Ne de…
Yaralanan kişilerin sayısı…
Hatta kullanılan silahlar bile çok önemli değildir…
Eğer bir darbeyi…
Bir patlamayı…
Bir terör olayını gerçekten kimin yaptığı konusunda bilgi sahibi olmak istiyorsanız…
Tetikçiye…
İşi yapan eylemciye falan değil…
Sadece…
Darbeden sonra yapılan düzenlemelere…
Çıkarılan kanunlara…
KHK’lere bakmanız yetecektir…
Çünkü biliniz ki…
Bu düzenlemelerden kim büyük bir çıkar elde ediyorsa parmak izini mutlaka orada bırakmıştır…

17–06–2017
Nusret KEBAPÇI



28 Aralık 2016 Çarşamba

KALDIRILAN SADECE HEYKEL DEĞİL…

KALDIRILAN SADECE HEYKEL DEĞİL…


Bildiğiniz gibi bir süredir Rize kent meydanında bulunan Atatürk heykeli kaldırılmak istenmekte…
Ve buna hemen birçok yerde olduğu gibi kılıf bulunmaya çalışılmaktaydı…
Akıllarına bir düşünce geldi.
Dediler ki: “madem Rize bir çay kenti…”
“Ne uygun olur Rize’ye…"
Çay paketi olacak değil ya…
Çay bardağı geldi akıllarına.
Dediler ki bunu halka soralım, “Atatürk heykeli kalsın mı, yoksa yerine çay bardağı mı konulsun?”
Baktılar ki toplumda tepki var…
Vazgeçtiler…
Çünkü Atatürk’le çay bardağının kıyaslanması için bırakın referandum konusu yapılmasını…
Düşünülmesi bile…
Cumhuriyet düşmanlığını belgelemeye yeter ve artardı bile…
Sonunda vazgeçtiler ama…
“Allah’ın lütfu…” Denilen bir olay…
Yani 15 Temmuz darbesi…
Tam da istedikleri fırsatı verdi ve bu gerekçeyle Atatürk anıtı kaldırılıverdi…
Şimdi bazıları…
Hatta aralarında bazı muhalefet partisi yöneticilerinin de olduğu bir takım insan…
Sanıyorlar ki bu iş…
Bir heykelin kaldırılıp yerine başka bir heykelin konulmasıdır…
Değil tabi, aslında bence konu hiç bir şekilde heykel de değildir…
Aslında tüm sorun nedir biliyor musunuz?
Kaldırılmak istenen şey o heykelde de ifadesini bulan ulus devletin yani Cumhuriyetimizin kaldırılmasıdır…
Hem zaten…
Çok sık dile getirilen Türkiyelilik kavramını…
Hemen her fırsatta yaşanan…
Eyalet tartışmalarını…
Osmanlı’nın Lazistan, Kürdistan türünden eyaletlerinin olduğu söylemini başka türlü değerlendirmek de mümkün değildir…
Yani demek istediğim…
Kaldırılan sadece heykel değil…
Cumhuriyettir…
Laikliktir…
Parlamenter demokrasidir…
Tek dil…
Tek devlet…
Tek millettir…
Devletçiliktir…
Milliyetçiliktir…
Devrimciliktir…
Diyeceksiniz tamam da, ya yerine konan heykel…
O neyi ifade edecek dersiniz…
Cumhuriyeti kuran Atatürk’ün heykeli istenmediğine göre bu olsa olsa yeni Osmanlıcılığı ifade edecektir…
Başka
Türk kimliğinden rahatsız olunduğu bilindiğine göre, yerine geçecek olanın dini bir kimlik olacağı da son derece açıktır…
Tabi bunun dışında…
Çok dil ve çok kimlikliliği…
Eyalete dayanan başkanlığı da unutmamak gerekiyor…
Yani sevgili kardeşim…
Heykel deyip geçmeyeceksin…
Yapılan heykel tercihi; Cumhuriyetle, laiklikle…
Milliyetçilikle…
Dini bir başkanlık arasındaki tercihtir…
Bilmem anlatabildim mi?

27–12–2016
Nusret KEBAPÇI