lazistan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
lazistan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Mayıs 2018 Pazartesi

BAŞKANLIK DEMİŞKEN…


BAŞKANLIK DEMİŞKEN…


Ülke olarak 24 Haziran’da yapılacak bir seçime doğru gidiyoruz ama bu seçim bu güne kadar yapılanlardan ciddi bir farklılık gösteriyor…
Bunu; seçimin nasıl yapılacağına ilişkin söylemiyorum…
Elbette
Her zaman olduğu gibi, her kademede bu seçim için kurulmuş kurullar olacak, oylar sayılacak falan ama…
İşte zaten her şey o amadan sonra başlayacak…
Eğer anayasa değişikliğiyle başkanlığı…
Yani tek adamlığı toplumun önüne getirenler seçimi alırsa ki uyum yasaları çoktan apar topar çıkarılmaya çalışıldı…
Bundan sonra yetkili…
Sorumsuz…
Hesap vermez…
Hatta hesap sorulamaz bir başkanlıkla yönetileceğimiz kesin görünüyor.
Tabi bu konuda bir şeyi de özellikle atlamamak gerekiyor…
Özellikle de…
Federasyonu.
Çünkü federasyon olmadan başkanlığın  “Altı kaval üstü şişhane” olduğu pek çok kez de söylenmedi mi?
Bu nedenle…
Oy verecek hemen herkesin çok kesin olarak bilmesi gerekiyor ki…
Her kim başkanlıktan yanaysa…
Bilin ki…
Aynı kişi…
Aynı zamanda çok kimliklilikten, çok kültürlülükten de yanadır.
Şimdi burada…
“Diyelim ki federasyon olduk ve başkanlıkla yönetilmeyi seçtik ne sakıncası var” da diyebilirsiniz.
Bu nedenle de baştan söylemekte yarar bulunuyor…
Öncelikle bilinmesi gerekiyor ki…
Bugün federasyon bile olsa bu türden yönetilen devletlerin tamamı ulus devlettir…
Yani günümüzün federatif devletleri sizin pek çok kez de tekrar ettiğiniz gibi…
“Eskiden lazistan…”
“Kürdistan vardı” türünden çok kimlikli…
Çok kültürlü devletler değiller…
Üstelik tam tersine…
Tek devlet…
Tek millet…
Tek vatan oldukları gibi…
Ve sizin yok saydığınız tek dil de öncelikleri arasında.
Tabi tek dil olmadan millet olur mu? Bu ayrı bir konu ama bir şeyin daha bilinmesinde yarar bulunuyor…
Bugün dünyada ABD ‘de olmak üzere federasyonla yönetilen ülkelerin neredeyse tamamı…
Daha kuruluşlarından itibaren federatif bir yapıya sahiptirler. 
Çünkü bu devletler…
Daha baştan küçük küçük devletçiklerin birleşip bir güç olmak amacıyla bir araya gelmelerinden oluşmaktadır…
Dolayısıyla…
ABD emperyalizminin işgal ve saldırısı sonucunda Irak’da…
Suriye’de…
Libya’da yapılmak istenilenleri saymazsak dünyada üniter bir devletin
Üstelik emperyalist işgal ve saldırı olmaksızın…
Sadece seçim yoluyla üniter yapısının sona erdirilip…
Çok kültürlü…
Çok kimlikli federatif bir devlete dönüşmesinin de örneği yok.
Demek istediğim…
Bu seçimle sadece farklı adaylardan birini değil…
Aynı zamanda…
Son ulus devletimizin devam edip etmeyeceğini de oylamış oluyorsunuz…
Benden hatırlatması…

21–05–2018
Nusret KEBAPÇI




10 Mart 2017 Cuma

EYALETSİZ BAŞKANLIK OLUR MU?

EYALETSİZ BAŞKANLIK OLUR MU?


Elbette olmaz ama inanın bu sözü ben söylemiyorum…
Kim mi söylüyor?
Bugün devleti yönetenler…
Hem de bir kez değil, pek çok kez…
Hani zaman zaman konuyla ilgili olarak Türk tipi başkanlık sözleri falan da ediliyor ya…
hikayedir.
İş Aslında…
Atatürk önderliğindeki Kurtuluş savaşı öncesinde yarım kalan
Osmanlı’nın parçalanarak Türklere çok küçük bir alan bırakılmaya çalışılan Sevr haritasının, aradan 100 yıl sonra tekrar gündeme getirilmesinden başka bir şey değildir…
Yani birileri bir oldubittiyle Türk Milletini federatif bir başkanlığa…
Sonrasında da bu eyaletlerin bağımsızlığı yoluyla da paramparça etmeye razı etmeye çalışmaktadır ki…
Asıl amaç da budur bile demek mümkün.
Şöyle diyebilirsiniz…
Tamam, belki öyle olabilir ama ya değilse…
Aslına bakarsanız hani ne denir, perşembenin gelişi, çarşambadan bellidir…
İşte şimdi içinde bulunduğumuz durum tam da böyledir.
Çünkü yıllardır ülkede gerçekleştirilenler zaten çok kimlikliliğin…
Çok kültürlülüğün…
Hatta
Çok hukukluluğun işaretleri değil miydi?
Böyle olunca da…
Bu başkanlığın nereye doğru gideceğini söylemek kanımca hiç de zor falan değil…
Üstelik yapılan açıklamalarla yönü bizzat kendileri bile göstermektedirler…
Bakın şimdi…
Neredeyse 15 yıla yakındır…
Anayasa komisyonları kurularak Anayasa’nın ilk dört maddesinin değiştirilmesi, tartışmaya açılmadı mı?
Açıldı.
Hatta “Türk Milleti kavramı birleştirici değil, Türkiye’de sadece Türkler yaşamıyor…”
“Tüm etnik kimliklerin adı anayasaya mutlaka yazılmalı.” denildi mi?
Denildi.
Peki
“Anayasa’da etnik kimlik vurgusu yapılmayacak, Türkiyelilik esas olacak…” diye Anayasa’dan Türk Milleti kavramının kaldıracağı, seçim bildirgelerine bile yazıldı mı?
Yazılmadı diyenler varsa bir zahmet partilerinin 7 Haziran seçim bildirgelerine göz atıversinler…
Diyelim ki…
“Osmanlı’nın Kürdistan, lazistan eyaletleri vardı.” denilerek etnik bir federasyona yeşil ışık yakılıp…
Milli Eğitim Bakanlığının teşkilat yasasından bile vatanını, milletini seven öğrenci yetiştirmenin kaldırılıp yerine küreselleşmenin ihtiyacı olan iş gücü yetiştirmenin konulması da…
Sizde üniter devletin kaldırılacağıyla ilgili hiç bir kuşku uyandırmadı…
Taslağın içindeki üniter devletin tasfiyesine yol açabilecek maddeleri de fark etmeyip…
İlk dört maddenin şimdilik kaldırılmamasıyla da teselli buldunuz diyelim…
Ya kardeşim!
Barzani’nin bayraklarının ülkemiz gönderine çekilmesi de mi sizi uyandırmadı…
Eğer tüm bunlar sizi uyandırmaya yetmediyse…
O zaman uyuyun kardeşim…
Uyuyun ama…
Yaşayacaklarımızın rüya olmayacağını da bilin…

10–03–2017
Nusret KEBAPÇI


28 Aralık 2016 Çarşamba

KALDIRILAN SADECE HEYKEL DEĞİL…

KALDIRILAN SADECE HEYKEL DEĞİL…


Bildiğiniz gibi bir süredir Rize kent meydanında bulunan Atatürk heykeli kaldırılmak istenmekte…
Ve buna hemen birçok yerde olduğu gibi kılıf bulunmaya çalışılmaktaydı…
Akıllarına bir düşünce geldi.
Dediler ki: “madem Rize bir çay kenti…”
“Ne uygun olur Rize’ye…"
Çay paketi olacak değil ya…
Çay bardağı geldi akıllarına.
Dediler ki bunu halka soralım, “Atatürk heykeli kalsın mı, yoksa yerine çay bardağı mı konulsun?”
Baktılar ki toplumda tepki var…
Vazgeçtiler…
Çünkü Atatürk’le çay bardağının kıyaslanması için bırakın referandum konusu yapılmasını…
Düşünülmesi bile…
Cumhuriyet düşmanlığını belgelemeye yeter ve artardı bile…
Sonunda vazgeçtiler ama…
“Allah’ın lütfu…” Denilen bir olay…
Yani 15 Temmuz darbesi…
Tam da istedikleri fırsatı verdi ve bu gerekçeyle Atatürk anıtı kaldırılıverdi…
Şimdi bazıları…
Hatta aralarında bazı muhalefet partisi yöneticilerinin de olduğu bir takım insan…
Sanıyorlar ki bu iş…
Bir heykelin kaldırılıp yerine başka bir heykelin konulmasıdır…
Değil tabi, aslında bence konu hiç bir şekilde heykel de değildir…
Aslında tüm sorun nedir biliyor musunuz?
Kaldırılmak istenen şey o heykelde de ifadesini bulan ulus devletin yani Cumhuriyetimizin kaldırılmasıdır…
Hem zaten…
Çok sık dile getirilen Türkiyelilik kavramını…
Hemen her fırsatta yaşanan…
Eyalet tartışmalarını…
Osmanlı’nın Lazistan, Kürdistan türünden eyaletlerinin olduğu söylemini başka türlü değerlendirmek de mümkün değildir…
Yani demek istediğim…
Kaldırılan sadece heykel değil…
Cumhuriyettir…
Laikliktir…
Parlamenter demokrasidir…
Tek dil…
Tek devlet…
Tek millettir…
Devletçiliktir…
Milliyetçiliktir…
Devrimciliktir…
Diyeceksiniz tamam da, ya yerine konan heykel…
O neyi ifade edecek dersiniz…
Cumhuriyeti kuran Atatürk’ün heykeli istenmediğine göre bu olsa olsa yeni Osmanlıcılığı ifade edecektir…
Başka
Türk kimliğinden rahatsız olunduğu bilindiğine göre, yerine geçecek olanın dini bir kimlik olacağı da son derece açıktır…
Tabi bunun dışında…
Çok dil ve çok kimlikliliği…
Eyalete dayanan başkanlığı da unutmamak gerekiyor…
Yani sevgili kardeşim…
Heykel deyip geçmeyeceksin…
Yapılan heykel tercihi; Cumhuriyetle, laiklikle…
Milliyetçilikle…
Dini bir başkanlık arasındaki tercihtir…
Bilmem anlatabildim mi?

27–12–2016
Nusret KEBAPÇI