etnik parçalanma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
etnik parçalanma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Eylül 2015 Cuma

ŞU 400 MİLLETVEKİLİ KONUSU…


Doğrusunu isterseniz durum vahim…
Neden mi?
Bakın söyleyim…
Olayların başlamasından bu güne kadar yani yaklaşık 53 gün içinde verdiğimiz şehitlerin sayısının 100 civarında olduğu ve bunun neredeyse yarısına yakının PKK tarafından yollara döşenen mayınların patlatılması sonucunda…
Yani mermi atmadan…
Savaşılmadan gerçekleştiği göz önünde bulundurulursa…
Ve bu canlarımızın sadece mayına ve bombalı tuzaklara dayanıklı araç verilerek hayatta kalabileceklerini de düşünülünce  
Üzüntü duymamak elde olmuyor
Üstelik milyon dolarlık lüks arabalar ve Saray’a ayrılan korkunç bütçe bu kadar göz önündeyken…
Aslına bakarsanız…
Daha çözüm süreci başlar başlamaz…
Kimsenin silah bırakıp…
Ülkenin dışına çıkmadığı…
Çıkılmadığı gibi…
Tam tersine dışarıdan çok sayıda silahlı militanın gelip bomba ve mayın depoladığı pek çok yerde yazıldı…
Oslo görüşmelerinde bile gündeme getirildi ama her nedense hiç kimse oralı olmadı…
Olunmadığı gibi, Hükümet üyelerinden bazılarınca “Tüm bu olup bitenlerin bilgileri dahilinde olduğu” şeklinde konuyu önemsizleştiren, kayıtsızlıkla geçiştiren açıklamalar bile yapıldı…
Aslında bunun anlamı şuydu
“Biz; PKK güçlenip her tarafı bombalarla, mayınlarla doldurup özerklik elde edecek konuma sahip oluncaya kadar görmemezlikten geldik. “
Hem zaten bunun başka bir anlamı olmayıp durum bile bile lades olma durumudur.
Gelelim şu 400 milletvekili konusuna…
Dağlıca’nın ardından Cumhurbaşkanı “400 milletvekili olsa ve gerekli anayasa değişikliği yapılmış olsaydı bu gün yaşanan süreç yaşanmazdı…”demedi mi?
Şimdi soralım…
Bu 400 milletvekili olsaydı polis daha mı güçlenmiş olacaktı?
Elbette hayır!
Ya asker çok mu büyük boyutlara ulaşacak sayı ve teçhizatla daha mı mücadeleci olacaktı…
Onun da olabileceğini kimse söylemiyor.
Peki…
Çok özel alınacak silahlarla…
TSK’nin
Savaşma gücü olağanüstü bir konuma mı gelecekti…
Böyle bir şeyin olduğu ufukta falan gözükmüyor…
O halde
Sık sık gündeme getirilen bu 400 milletvekili konusu ne anlama geliyor?
Öncelikle belirtmeliyim ki eğer mevcut iktidar partisi 400 milletvekili almış olsaydı ilk yapılacak şey anayasada gereken değişikliklerin yapılıp…
Kürtlere özerklik tanınması olacaktı ki…
Böyle olunca da istediklerini gerçekleştirmiş olan PKK’nın terör yaratmak için herhangi bir gerekçesi de olamayacaktı…
İşte 400 milletvekili olunca olayların sona ereceğinin esbab ı mücibesi budur…
Ama bununla kalınmayacağı da açıktır…
İlk olarak yıllardır kaldırma için uğraştıkları ortak kimliğimiz olan Türk milleti kavramı tamamen ortadan kaldırılacak…
Ardından da ortak dilimiz olan Türkçenin egemenliğine son verilecek, hem şimdiden Osmanlıcayı ön plana çıkaran, Türkçe kaldırılmasını isteyen kampanya bile başlatmadılar mı?
Böyle olunca insan devamında olacakları tahmin edebiliyor…
Aralarında Türklerin de özerk devletinin olduğu küçük devletçiklerden oluşan federal bir devlet…
Yargıyı, yasamayı ve yürütmeyi elinde tutan…
İktidarda belirsiz bir süre kalınabilecek İslami kimlikli Osmanlı benzeri bir başkanlık…
Olay budur…

11–09–2015
Nusret KEBAPÇI


17 Temmuz 2015 Cuma

MİLLİYETÇİLİK…

Hani iki de bir, birileri kendilerinin çok milliyetçi olduklarını vurguluyorlar ya…
İnsan sormadan edemiyor.
Milliyetçilik; sadece kendilerinin milliyetçi olduklarını söylemek kadar çok mu kolay…
Yoksa her zaman olduğu gibi…
Lafa değil…
İşe mi bakmak gerekiyor.
İsterseniz bu konuda biraz tarihin şahitliğinden yardım isteyelim ne dersiniz…
Yıl iki binlerin başı…
Ana -Sol -M iktidarda.
Ve o dönemde de…
Kemal Derviş, ekonomiyle ilgili hemen her konuda kelimenin tam anlamıyla en yetkili konumda…
Öyle bir durum var ki…
Kimse olup bitenin farkında değil…
Ama herkes her şeye boyun eğiyor.
Hatta öyle ki…
Derviş istediği için çok fazla tartışma konusu bile yapılmaksızın…
15 günde 15 yasa bile çıkarılabiliyor…
Ve onun gibi birçok yasa…
Sonuçta o günlerde ülkenin rafinerileri ve birçok sanayi kuruluşuyla birlikte Telekom da satılıyor…
O da ne?
Hükümetin üstelik Milliyetçi ortağının bakanı bu konuda direniyor…
Çünkü satın alan şirket…
Genel müdürün de yabancı olmasını şart koşuyor.
Neyse işte o günlerde…
Bu konuda direnen bakan hemen görevden alınıyor ve Telekom’a yabancı müdür atanmasının yolu böylece aşılıveriyor.
Hükümetin bakanının bile başına böyle bir durum gelince sonraki Türk Milletinin dişinden tırnağından artırarak kurduğu yüzlerce kuruluş hiçbir engelle karşılaşmadan yabancılara satılıveriyor.
Sonra seçim…
Daha doğrusu erken seçim dönemini söylemiyorum bile…
Neydi bu partimizi seçime zorlayıp da…
Bugünkü iktidar partisinin önünü açan koşullar, hiç öğrenemedik…
Hatta son on üç yıl içinde iktidarın sıkıştığı birçok konuda elinden gelen hemen her türlü desteği göstermesini de…
Ama insan merak ediyor…
Şimdi siz milliyetçi olduğunuzu söylüyorsunuz ya…
Milliyetçilik en basit tanımda bile milli devlete…
Onun değerlerine…
Ekonomisine…
Kimliğine sahip çıkmak değil midir?
O halde…
Memleketin tüm kaynakları bir bir yabancılara peşkeş çekilirken neden en küçük bir tepki bile verilemedi…
Yabancılara toprak satışı çok büyük ölçülere vardığı halde kayıtsız kalmanızın gerekçesi ne olabilir?
Sahi; Ergenekon balyoz ve benzeri operasyonlarla Türk ulus devlet yapısı ortadan kaldırılırken neden sesinizi bir kez olsun duyamadık…
Bitmedi
Askerin elini kolunu bağlayan protokollerin ve İç Hizmetler Kanunu’nun 35 maddenin değiştirilmesine karşı suskun kalmanızın gerekçesini nasıl açıklayacaksınız…
Elbette sadece bunlarla sizi yargılamak hiç kimsenin haddine değil de…
Kıbrıs sorunu…
Ege deki adaların işgali…
Ermeni soykırımıyla suçlanmamız karşısında bile etkili bir muhalefet etmeyişinize ne demeli…
Yani demek istediğim…
Milliyetçilik sadece lafla değil…
İcraatla olur bilmem anlatabildim mi?

05–07–2015
Nusret KEBAPÇI



24 Temmuz 2011 Pazar

ETNİK AYRIMCILIK

ETNİK AYRIMCILIK


Etnik ve dini ayrımcılık çok tehlikelidir.
Çünkü bir savaştaki gibi düşman karşı cephede değil, yanınızdadır. Böyle bir etnik çatışma başladığında…
Yan komşunuz…
Gazeteci Ahmet amca…
Kasap Mehmet…
Berber Ali…
Marangoz Hasan usta, artık dost değil, düşman olmuştur…
Hem araya sınır çizme durumu da söz konusu olamadığından…
Yani birlikte yaşandığından…
Hemen herkes, herkes için tehlike olabilecektir.
Burada uzak ülkeleri…
Hatta yanı başımızdaki ülkeleri bile kastetmiyorum…
Burada açıklamaya çalıştığım konu Kahramanmaraş, Sivas ve Çorum’da yaşanan olaylar…
Ne oldu?
Kim çıkardı?
Hala sonucu tam olarak belli değil ama oralarda halkın arasına düşmanlık ekildiği de işin doğrusu…
Bunu şunun için anlatıyorum
Hani sıklıkla özerk bölge dayatması var ya ikide bir gündeme getirilmeye çalışılan…
Hatta son günlerde bir oldubittiyle kurulabileceği bile söyleniyor…
Kimse işin diğer yönüne değinmiyor ama işin gerçeği, özerk bölge kurmakla sorun çözülmez…
Hani bazıları hazırlanan raporlarda bu ve benzeri görüşleri çözüm olarak gösteriyor ya
Aslında bu tür düşünceler çözüm değil, sorunun ta kendisi olmaktadır.
Nasıl mı?
Öncelikle bu tür özerklik türü sistemlere örnek olarak gösterilen ülkelerin neredeyse tamamında özerk olarak ayrılan etnik kimlik, ülke içinde belirli bir bölgede yaşamaktadır…
Yani genel nüfus içinde temsil edilme durumları söz konusu olmamaktadır…
Peki, bizde böyle bir durum söz konusu olabilir mi?
Sadece bu gün yeni seçilen meclise bile baktığımızda kaç milletvekilinin Kürt olduğunu biliyor muyuz?
Belki sadece bir partimizden seçilenler için söylemek mümkün gibi düşünülebilir, ama biraz araştırılsa belki onların da öyle olmadığı ortaya çıkabilir…
Peki, bu durum çok önemli mi?
Asla
Önemli olsaydı zaten konuyla ilgili çok sayıda araştırma çoktan gazetelerin manşetlerini süslerdi…
Ya bürokrasi de durum çok mu farklı…
Kaç genel müdürün…
Kaç subayın hangi etnik kimlikten olduğunu biliyor muyuz?
Aslında bilmemizin de hiçbir önemi yok…
Sonuçta hepimiz Türk milletiyiz
Etnik kimlikler bizim aidiyetimizi belirlememektedir…
Gelelim özerkliğe, özerk bölgenin sınırını nereden çizeceksiniz?
Hadi güneydoğuda bir kısım illeri belirleyerek yaptınız diyelim, ya geride kalan, yani Türkiye’nin diğer bölgelerindeki Kürt nüfus ne olacak?
Ya güneydoğu’daki Türk nüfus?
Aslında işin doğrusu emperyalizm ta; Birinci Dünya Savaşı’ndan bu yana bölgede kukla bir devlet kurup petrol bölgesine hakim olmak istiyor…
Bu nedenle ulus devletler yıllardır hedef tahtasındadır…
Onun için…
Etnik kimlik temelindeki her türlü ayrışma emperyalizme hizmet emektedir…

14–07–2011
Nusret KEBAPÇI