BOP DEMİŞKEN…
Herkes kendine göre
bir şey söyledi.
Daha düne kadar
işgalci İsrail’e karşı en küçük söz söylemeyenler Hamasın giriştiği İsrail’i
püskürtmek adına yaptığı eylem karşısında mangalda kül bırakmadılar…
Kimileri hemen klasik
hale gelen savaş kötüdür…
Çocuklar ölmesin…
Analar ağlamasın
sloganlarına sarıldılar…
Kimileri de işgalci
İsrail’de ölenler için Hamas’a tepki gösterme yarışına girdiler.
Kaldı ki
Siyasette haklı ve
haksız savaş ayrımı olduğu gibi geçmişin ünlü liderlerinin tanımlamalarına göre
de “savaş siyasetin başka araçlarla
devamı “anlamına da gelebilmektedir.
Elbette bu yaşanan
işgal ve şimdi tüm dünyanın gözü önünde savaş kuralları hiçe sayılarak yapılan
kuşatma ve saldırı korkunç bir şey…
Ve her zamanki gibi
İsrail’in kural tanımazlığı tüm hızıyla sürerken, Hamas’a saldıranların her
nedense en küçük ses bile çıkarmamaları son derece ilginç değil mi?
Tabi bu işin bir yönü.
Diğer yönü de
içimizdeki İsrail severlerin yaptıkları açıklamalarla ortaya çıkmaları…
Bence bunun asla
unutulmaması gerekiyor.
Şimdi şöyle bir
düşünün
İsrail tam 1967
yılımdan bu yana o bölgeyi adım adım işgal ederek, oralarda yerleşim yerleri
kurarak, kendi topraklarını alabildiğine büyütürken, Filistin’e ait olan
toprakları küçücük bıraktı.
Bunu zaten sıklıkla
sosyal medyadan paylaşılan bölge haritalarından da görebilirsiniz.
Ancak o haritaların
paylaşılması sırasında birileri…
Bunun sanki baskı,
şiddet ve işgalle değil de, sadece toprak satışıyla gerçekleştiği gibi uydurma
bir bilgiyi her ortama servis ederek, yıllardır orada yaşanan ABD destekli İsrail’in
baskı ve şiddetinin gölgede kalmasına neden olunabilmektedir.
Bunların tamamı
emperyalizmi, onun bölgedeki kuklalarını kendilerince gözden gizlemeye
çalışmaktadırlar ama her zamanki gibi mızrak çuvala sığmamaktadır.
İşte konuya biraz
açıklık kazandırmak için öncelikle kısa adı BOP denilen Büyük Ortadoğu Projesi’nin
ne olduğuna ilişkin bilgiyle başlayalım ki, konu herkes tarafından yeterinde
anlaşılabilsin.
İşte bu konu edilen BOP ’da bölgemizde bulunan
tamamı Müslüman olan 22 ülkenin sınırlarının değiştirilmesi amaçlanmaktadır.
Ama sakın; sınır değişikliği
denilince hiç kimse tapu kadastro gelir ölçer, biçer, herkese hakkı olan kadar
toprak verilir gibi anlaşılmasın…
Ülkelerin sınırları
öyle ölçüp biçilerek değil…
Nasıl çiziliyor
biliyor musunuz?
Önce o ülkede
dışarıdan destekli öncesinde de fonlarla beslenen bir muhalefet oluşturuluyor.
İstenilen taviz
verilmezse merkezi devlet hedef alınıp ülke üzerindeki etkisi zayıflatılmaya
çalışılıyor ve tabi mevcut ulus yapısı da ortadan kaldırılıyor…
Ardından ülkede
yaşayan alt kimliklere…
Tarikat ve cemaatlere
para ve silahla destek vererek…
Ülke de iç savaşı
başlatınca sınırlar kendiliğinden çiziliveriyor.
Sonrasında olacaklar zaten
bellidir…
Herkes gücüne göre bir
bölgeye sahip oluyor…
Zaten öncesinde
üniter olan devletlerin parçalanıp federe edilmeleri de ancak böyle
olabilmektedir.
Hani birileri pek çok
kere “federasyon olmadan başkanlık, altı
kaval üstü şişhanedir.” falan deniyordu ya…
İşte tek yolu bu.
Sonra da on yıllar
boyunca süren düşmanlık ve çatışma.
İşte sıklıkla sözde
demokrasi adına gündeme getirilen yeni anayasa söylemiyle yapılmak istenen de bu…
Ülkemizin ulus devlet
modelini ortadan kaldırıp alt kimliklerin ortaya çıkmasını sağlayarak çok
kültürlü…
Çok kimlikli
Belki de çok hukuklu
yeni bir rejime geçmek.
Sonra mı?
O zaten kendiliğinden
gelecektir.
Neyse devam edelim…
İşte bu BOP’a göre
Türkiye siyasal İslamcı bir siyaseti benimseyecek laikliği bırakıp,
İslamcılıkla demokrasiyi bağdaştıran model bir ülke ortaya çıkacak ve böylece
diğer bölge ülkelerine örnek olunacaktı…
Ama olmadı.
Olamazdı da ama bu
gerekçelerle pek çok ülkede muhalefet örgütlendi desteklendi, silahlandırıldı…
Hatta neredeyse 100
ülkeden silahlı pek çok unsur üstelik bizim üzerimizden o ülkelere sokularak
parçalanmaları desteklendi…
İşte sözde demokrasi adına
uygulamaya sokulan BOP ’un gerçek amacı bu ülkelerin ulus devlet yapılarını dağıtmak,
etnik ve dinsel kimliklere ayrıştırarak paramparça ederek bir daha bir araya
gelemez hale getirip kargaşanın içinde bırakmaktı…
Aslında bunu görmek için
de öyle çok uzaklara…
Haritalara falan
bakmak da gerekmiyor sadece komşu ülkelerde yaşananlara biraz göz atmak bile yeterli.
Zaten bu konuda biraz
düşündüğünüzde
İsrail’in ABD
desteğiyle günden güne genişleyip ona komşu olan Arap ülkelerinin parçalanması
yani küçültülmesi de bunun bir parçasıydı…
Hani büyük İsrail
falan deniyordu ya…
Kimse bunun diğer ülkelerin
küçültülmesiyle sağlanacağını düşünmedi.
Amaç İsrail’in
bölgede genişlemesine destek verilirken…
İsrail’e tepki
gösteren ülkelerin parçalanarak zayıf düşürülüp küçültülmesiydi.
Zaten uygulamada da bunu
görebilmekteyiz…
İsrail’in karşısında
hangi ülkeler vardı?
Suriye.
Irak.
Libya.
İran.
Ne oldu bu ülkelere?
Olan şu
Bizim de içinde
bulunduğumuz BOP eş başkanlığı projesiyle…
Irak parçalandı…
Suriye işgal altında
ve parçalanmanın eşiğinde…
Libya keza yine öyle…
İran’ da şu son
saldırılarla hedef tahtasında…
Ve tüm bunlarla
yetinilmeyip 2016 yılında NATO Üyesi olmayan İsrail’e özel statü verilmesi için
vetonun kaldırılarak Brüksel’de özel bir büronun açılarak…
Bu saldırganlığının
arkasına NATO’nun alınmasının sağlanması sahi ne anlama gelmektedir?
Tabi bunun yorumunu
size bırakıyorum da…
Bir konuya daha
değinmeden geçmemek lazım…
Nasıl ki işçi
sınıfının mücadelesinde işçilerin İslamcı, sağcı, solcu, Kürt, Türk, Laz olarak
etnik ve dini temekle ayrışmaları mücadeleyi zayıflatıp, parçalamayı
amaçlıyorsa…
Emperyalizme karşı
mücadele eden devletleri de İslamcı, sosyalist, ya da Türk, Rus, Arap gibi bir ayrışmaya
tabi tutmak da emperyalizmi güçlendirir…
Bilmekte yarar var.
17-10-2023
Nusret
KEBAPÇI