MEB etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
MEB etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Temmuz 2017 Cumartesi

NEDEN DEĞİŞTİRİLİYOR?

NEDEN DEĞİŞTİRİLİYOR?

Bilindiği gibi birkaç gün önce pek çok dersin müfredatı değişti.
Bir süre önce de Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği’nin bazı maddeleri değişmişti.
Ben bunu yazınca belki içinizden…
“Ya bize ne, biz öğrenci miyiz?” gibisinden düşünceler geçebilir ama işin rengi öyle değil…
Doğrusunu isterseniz…
Olay sadece öğrencilerle ilgili olmayıp gelecekte nasıl bir yurttaş istenildiğiyle de doğrudan ilişkili…
İsterseniz lafı dolandırmadan önce değişiklikten bahsedelim ki herkes neler olup bittiğini kolayca anlayabilsin…
Aslına bakarsanız tüm bu yönetmelik ve müfredat değişikliklerinin bir tane amacı bulunmaktadır…
O da; toplumda halen var olan başta Atatürk olmak üzere bizi millet yapan ortak değer ve duyguların adım adım kaldırılıp…
Çok kimlikliliğe izin veren Siyasi İslamcı kimliğin yerleştirilmesi…
Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği’nin değiştirilmesinin nedeni de bu…
Zaten bu durumu anlamak için yapılan değişikliğe birazcık göz atmak bile yeterli…
Bakın ilgili yönetmeliğin kaldırılan 5. maddesindeki Sosyal Etkinliklerin Amacı Maddesi’nde ne diyor…
“Madde 5 — Sosyal etkinliklerin amacı, Türk Millî Eğitiminin genel amaç ve temel ilkelerine uygun olarak; öğrencilerin Atatürk İlke ve İnkılâplarına, Anayasanın başlangıcında ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı yurttaşlar olarak yetişmelerine, yeteneklerini geliştirerek gerekli donanımı kazanmalarına katkıda bulunmaktır.
Tabi yapılan değişiklikte böyle bir madde bulunmuyor.
Hatta şunu söylemek de mümkün…
Müfredat ve yönetmeliklerden millet kavramının silinmesi olayı ilk defa yapılmıyor, öncesi de var…
Yıl 2006, Hükümet MEB Teşkilat Yasasını bir anda değiştiriveriyor…
Hatırlatmakta yarar var bu yasa MEB’in nasıl bir öğrenci yetiştireceğini belirliyor yani bir anlamda da eğitim felsefemizi...
Eski metinde; Atatürk İlke ve Devrimleri’ni benimsetmenin yanında vatanını, milletini, bayrağını seven öğrenci yetiştirmek önem taşırken…
Yapılan değişiklikle “Küreselleşmenin ihtiyacı olan insan gücünü yetiştirmek” ön plana çıkıveriyor…
Şimdi diyeceksiniz ki, bu ne anlama geliyor…
Anlamı şu: Emperyalizm, siz buna isterseniz küreselleşme…
Küresel sermaye falan diyebilirsiniz…
Bir ülkeden ne ister…
İşte bunu anladığınız zaman…
Eğitimde yapılmak istenilen anlayış değişikliğinin ayrıca uygulanan ekonomik politikaların da iç yüzünü anlayacaksınız…
Evet, emperyalizm bir ülkeden ne ister…
Milli hiç bir kurum ve kuruluş bırakılmadan
İlgili ülkenin; Sanayi, ticaret, banka, enerji, haberleşme hatta düşünce kuruluşu demeden tüm her şeyinin yabancı sermayeye açılmasını…
Onların koşulsuz açık pazarı olmamızı ister.
Peki, ekonomide bunu dayatan emperyalizm, sizce eğitimde milliliğe izin verir mi?
Elbette vermiyor…
Bu nedenle eğitimde de 2006’dan itibaren yapılan tüm değişikliklerle hiç bir milli değeri olmayan…
Vatan, bayrak, millet, emperyalizm, bağımsızlık, Atatürk gibi bir anlayışı taşımayan…
 Ülkesi işgal altında bile olsa sadece verilen işi yapmayı düşünen bireyler yetiştirilmesi hedeflenmektedir.
Aslına bakarsanız ülkede uygulanan ekonomik politikalarla eğitim politikaları birbirinin aynısıdır bile denilebilir
Yani amacınız ekonominizi milli yapmak ve bağımsızlığı sağlamaksa eğitiminiz de milli ve bağımsızlıkçı…
Ama değil de…
Milli olan her şeyi tasfiye edip, ekonominizi küresel sermayeye pazar yapmaksa…
Eğitiminiz de millilikten ve bağımsızlıktan uzak olmaz zorundadır
Olan budur…

22–07–2017
Nusret KEBAPÇI




10 Mart 2017 Cuma

EYALETSİZ BAŞKANLIK OLUR MU?

EYALETSİZ BAŞKANLIK OLUR MU?


Elbette olmaz ama inanın bu sözü ben söylemiyorum…
Kim mi söylüyor?
Bugün devleti yönetenler…
Hem de bir kez değil, pek çok kez…
Hani zaman zaman konuyla ilgili olarak Türk tipi başkanlık sözleri falan da ediliyor ya…
hikayedir.
İş Aslında…
Atatürk önderliğindeki Kurtuluş savaşı öncesinde yarım kalan
Osmanlı’nın parçalanarak Türklere çok küçük bir alan bırakılmaya çalışılan Sevr haritasının, aradan 100 yıl sonra tekrar gündeme getirilmesinden başka bir şey değildir…
Yani birileri bir oldubittiyle Türk Milletini federatif bir başkanlığa…
Sonrasında da bu eyaletlerin bağımsızlığı yoluyla da paramparça etmeye razı etmeye çalışmaktadır ki…
Asıl amaç da budur bile demek mümkün.
Şöyle diyebilirsiniz…
Tamam, belki öyle olabilir ama ya değilse…
Aslına bakarsanız hani ne denir, perşembenin gelişi, çarşambadan bellidir…
İşte şimdi içinde bulunduğumuz durum tam da böyledir.
Çünkü yıllardır ülkede gerçekleştirilenler zaten çok kimlikliliğin…
Çok kültürlülüğün…
Hatta
Çok hukukluluğun işaretleri değil miydi?
Böyle olunca da…
Bu başkanlığın nereye doğru gideceğini söylemek kanımca hiç de zor falan değil…
Üstelik yapılan açıklamalarla yönü bizzat kendileri bile göstermektedirler…
Bakın şimdi…
Neredeyse 15 yıla yakındır…
Anayasa komisyonları kurularak Anayasa’nın ilk dört maddesinin değiştirilmesi, tartışmaya açılmadı mı?
Açıldı.
Hatta “Türk Milleti kavramı birleştirici değil, Türkiye’de sadece Türkler yaşamıyor…”
“Tüm etnik kimliklerin adı anayasaya mutlaka yazılmalı.” denildi mi?
Denildi.
Peki
“Anayasa’da etnik kimlik vurgusu yapılmayacak, Türkiyelilik esas olacak…” diye Anayasa’dan Türk Milleti kavramının kaldıracağı, seçim bildirgelerine bile yazıldı mı?
Yazılmadı diyenler varsa bir zahmet partilerinin 7 Haziran seçim bildirgelerine göz atıversinler…
Diyelim ki…
“Osmanlı’nın Kürdistan, lazistan eyaletleri vardı.” denilerek etnik bir federasyona yeşil ışık yakılıp…
Milli Eğitim Bakanlığının teşkilat yasasından bile vatanını, milletini seven öğrenci yetiştirmenin kaldırılıp yerine küreselleşmenin ihtiyacı olan iş gücü yetiştirmenin konulması da…
Sizde üniter devletin kaldırılacağıyla ilgili hiç bir kuşku uyandırmadı…
Taslağın içindeki üniter devletin tasfiyesine yol açabilecek maddeleri de fark etmeyip…
İlk dört maddenin şimdilik kaldırılmamasıyla da teselli buldunuz diyelim…
Ya kardeşim!
Barzani’nin bayraklarının ülkemiz gönderine çekilmesi de mi sizi uyandırmadı…
Eğer tüm bunlar sizi uyandırmaya yetmediyse…
O zaman uyuyun kardeşim…
Uyuyun ama…
Yaşayacaklarımızın rüya olmayacağını da bilin…

10–03–2017
Nusret KEBAPÇI


23 Ocak 2017 Pazartesi

YENİ MÜFREDAT…

YENİ MÜFREDAT…


Bilindiği gibi MEB uzun süredir beklenildiği gibi eğitimde müfredat değişikliğine gitmek istemektedir.
Peki neden?
Ya da şöyle soralım…
Eğer siz bu değişikliğin altında yıllardır PİSA türünden sınavlardaki başarısızlığımızın yattığını düşünenlerdenseniz…
Şu kadarını söyleyim…
Hiçbir ilgisi yok.
O halde neden ısrarla bir değişiklik dayatılmasında bulunularak eğitim dincileştirilmeye çalışılmaktadır…
Bence orası önemli…
Öncelikle bilinmesi gereken bir şey var…
Emperyalizm
Siz buna küreselleşme falan da diyebilirsiniz…
Dünyanın geri kalan ülkelerinin kendilerinin açık pazarları olmalarını ister…
Ne yapar bunun için…
İlgili ülkenin…
Tarım…
Sanayi…
Madencilik…
Ticaret…
Bankacılık dahil ne kadar şirketi varsa…
Hepsinin yabancılara satılması yönünde baskı yapar…
Tabi satılmasıyla falan da iş bitmiyor…
Çünkü onlar da…
Kurtuluş Savaşı’ndan biliyorlar ki…
Bir ülkeye…
Mondros Antlaşması’nı imzalatabilirsin…
Hatta Sevr’e de razı edebilirsin…
Ama
O ülke insanlarının kafasından…
Yüreğinden…
Ulus bilincini…
Vatanseverliği
Bağımsızlığı yok etmediğin sürece o ülkeyi tam olarak teslim almak asla mümkün değildir…
Ama anlaşılıyor ki bu kez derslerini iyi çalışmışlar…
Öyle görünüyor.
Çünkü onlar hasta adam denilen Osmanlı’nın küllerinden bile bir Cumhuriyetin çıktığını…
Tam bitti denilen yerde 3,5 yıl süren bir mücadeleyle yedi düvelin denize döküldüğünü hiç mi hiç unutmadılar…
İşte bu nedenle, geçmişten ders çıkararak…
Halkın…
Çocukların kafasından Atatürk’ü…
Bağımsızlığı…
Kurtuluş Savaşı’nı…
Emperyalizme karşı mücadeleyi…
Vatan…
Bayrak…
Türk milleti gibi kavramları silerek tüm toplumu…
Bir daha hiç doğrulmamak üzere…
Emperyalizmin kölesi yapmak istemektedirler…
Değilse daha 2011’ de MEB Teşkilat Yasası’nı değiştirerek vatanını, milletini sevmeyi kaldırıp da küresel sermayeye işgücü yetiştirmeyi koysunlar ki…
Öyle değil mi?

22–01–2017
Nusret KEBAPÇI




9 Nisan 2016 Cumartesi

EĞİTİMDE NELER OLUYOR?

EĞİTİMDE NELER OLUYOR?


Geçtiğimiz günlerde “Bir” eğitim sendikası genel başkanından “müfredattan Kemalizm’in çıkarılması” ile ilgili sözleri duymak, ilgili sendikanın ulus devlet düşmanı çizgisini yakından bildiğimizden olsa gerek, hiç şaşırtmadı…
Daha açık olarak söylemek gerekirse, beni asıl şaşırtan, sanki bunu yeni duymuş gibi tepki gösteren medyamız ve bazı dernek ve kurumlar…
Bakın şimdi MEB birden bire 2011 yılında teşkilat yasasını değiştirmişti üstelik KHK ile…
Neden?
Çünkü BOP’a göre Ülkemiz yeni Osmanlı rolüne soyunacaktı bunun için de laikliği ve Atatürk’ü terk ederek bölgede diğer İslam ülkelerine örnek olabilecek bir görünüme kavuşması gerekiyordu…
Bu nedenle eğitimde öğrencilere ulus bilinci öğretilmesinden tutun…
Atatürk’ten…
Cumhuriyetten…
Laiklikten…
Hatta…
Vatan ve bayrak gibi değerlerden bile vazgeçilecekti…
Şimdi siz ilgili sendika başkanına kızıyorsunuz ya bence kızmayın…
Çünkü MEB bile 2011 yılında bırakın Kemalizm’i, bayrağı, vatanını sevmeyi bile öğretmekten vazgeçmişti…
Yani demek istediğim hala Milli Eğitim’in öğrencilere vatan, bayrak, milliyetçilik falan gibi değerleri öğreteceğini düşünen varsa bilin ki fena halde yanılmaktadır.
Artık bu tür kavramlar öğretilmeyecek…
Peki, ne öğretilecek dersiniz?
Küreselleşmenin ihtiyacı olan bilgi ve beceri…
Evet, hepsi bu...
Ya da şöyle söyleyelim isterseniz…
Ülkemize egemen olan küresel sermaye, sizce nasıl gençler yetiştirilmesini ister?
Öyle ya; amaç ulusal ekonomiyi geliştirmek…
Üretmek…
Çalışmak…
Bağımsız olmak olmayıp…
Küresel sermayeye hizmet etmek olunca, eğitimden istenen şey ne olabilir dersiniz?
Öncelikle ulusal bilince sahip olunmaması sanırım ilk koşul olacaktır…
Bilinir ki ülkeler emperyalizmin eline düşebilir…
Ekonomisi ele geçirilip…
Toprakları da işgal edilebilir ama…
O ülke insanlarında…
Gençlerinde…
Vatan sevgisi…
Bağımsızlık tutkusu olduğu sürece…
Asla ve asla esir edilemezler…
Bunu bildiklerinden olsa gerek, eğitimden ulus bilinci kazandıran her ne varsa temizlemeye çalışıyorlar.
Ve tek istedikleri düşünmeden, tartışmadan, küresel sermayeye itaat eden bir gençlik yetiştirmek…
Bakın ders kitaplarına…
Ne Birinci Dünya Savaşı’nın gerçek nedenlerini bulabileceksiniz sayfalarında, ne de Mondros ve Sevr Antlaşması’nın ne anlama geldiğini…
O kadar ki Kurtuluş Savaşı sırasında ve Cumhuriyet sonrası yaşanan emperyalist destekli dinci ve bölücü ayaklanmaların kırıntısını bile bulamıyorsunuz…
Tüm dünya ülkeleri; eğitimi, yurttaşlarına ulusal bilinç kazandırıp, toplumu ortak duygular etrafında toplamak, ülkenin içinde bulunduğu tehditler konusunda bilinçlendirmek için kullanırken…
Bizde ise tam tersi, geçmişi unutturmak ve tehditlerden habersiz olunması için kullanılmaktadır.
İşte ısrarla ulusal eğitimin kaldırılıp, yerine dini eğitim konulmaya çalışılmasının asıl nedeni budur…   
Biliyorlar ki yüzlerce yıldır dini eğitimle eğitildikleri halde hiçbir İslam ülkesinde emperyalizme karşı herhangi bir başkaldırı, karşı koyuş falan yaşanmaz, yaşanamaz…
Yani adamlar bu kez işi garantiye almak istiyorlar ki ikinci bir Kurtuluş Savaşı daha yaşanmasın…

09–04–2016
Nusret KEBAPÇI




4 Ekim 2015 Pazar

ÖZEL VE GÜZEL EĞİTİM…


Aslında konu oldukça ilginç…
Doğrusunu isterseniz ilginç olmak ta bir yana, yapılanları akıl ve mantıkla açıklama şansı bulunmuyor.
Neden mi bahsediyorum
Şundan;
MEB geçtiğimiz yıl, özel okulda okuyan yaklaşık 250 bin öğrenciye, öğrenci başına yılda 3000 TL’ye varacak bir destekte bulunmuştu.
Bu sene ise bu rakamlar artırılarak öğrenci sayısı 350 bine…
Verilen para miktarı da yıllık 3700 TL’ye kadar çıkarılmış…
Elbette insan merak ediyor…
Neden?
Çünkü yıllardır devletin okullarına bir kuruş kaynak verilmezken…
Okullarda hizmetli, memur, güvenlik görevlisi…
Hatta
Bir kısmında öğretmen bile bulunmazken…
Sizce MEB… 
Niçin?
Özel okullara bu kadar kaynak aktarmakta ısrar ediyor…
Ya da şöyle soralım…
Özel okullar…
Tıpkı Dershaneler…
Oteller…
Pastaneler…
Halk otobüsleri…
Dolmuş…
Veya ticari taksiler gibi…
Tamamen para kazanmak…
Kar elde etmek için kurulmuş işletmeler değil mi?
Öyle ise…
Zarar eden, batan, müşteri bulamayan diğer ticari işletmelere yardım edilmez…
Desteklenmezken…
Hangi gerekçelerle özel okullara
Orada okuyan öğrencilere destek olunuyor…
Aslında niyet bellidir…
Nasıl siyasette Türk Milleti kimliği yok edilip Türkiyelilik adı altında özerk bir sistem kurulması amaçlanıyorsa…
Eğitimde de gerçekleştirilmek istenilen aynıdır…
Kolayını da bulmuşlar…
Devlet okulları ne kadar ekonomik kaynaktan yoksun…
Güvenliksiz, köhne, ihtiyaçlarını karşılayamaz, çaresiz halde bırakılırsa
Özel okullara yönelim de, o oranda artacaktır…
Elbette şunu da bilmektedirler…
Devlet okulları…
Öğrenciye eşit yurttaşlık bilinci ve ulusa aidiyet kazandırırken…
Özel okullar…
Sahibi olan cemaate…
Tarikata…
Sermayeye…
Ya da yabancı devlete aidiyet kazandırmaktadır.
Bu durumda ulus devleti parçalamak, çok kültürlü bir sistem getirmek isteyenlerin yapacağı şey de bellidir…
Tekçi eğitim dedikleri, ulusal eğitim sistemini çökertip, hemen her etnik ve dini kuruluşun, her türden sermayenin kendi okullarını açacağı bir sistemi getirmek…
Uzun sözün kısası; eğitimde de ulusal olandan, özerkliğe geçiyoruz haberiniz olsun…

04–10–2015
Nusret KEBAPÇI



29 Ağustos 2015 Cumartesi

NELER OLUYOR?


NELER OLUYOR?


Bakın neredeyse Suruç olayından bu yana memleketin birçok yerinde terör olayları yaşanmakta ve…
Hemen her gün de şehit haberleri gelmeye devam etmektedir.
Peki, daha düne kadar…
İmralı’da görüşüp…
Oslo’da buluşup…
Dolmabahçe’de ortak mutabakat hazırlayanlar…
Neden birden bire ağızlarına savaş sözlerini dolamaya başladılar…
Hani birilerinin söylediği gibi…
Gerçekten PKK ile ciddi bir mücadele yapılıyor da…
Biz mi bilmiyoruz?
Yoksa işin içinde başka iş mi var?
Soruyu şöyle sormak da olası…
İktidar partisi…
Seçimde…
Son aldığının çok üstünde bir milletvekili çıkarmış olsaydı…
Yani 400 civarında…
Yine de çözüm denilen süreç bitirilir ve PKK ile mücadele edilir miydi?
Veya…
Anayasal değişiklik için yeterli sayıya ulaşılması nedeniyle
Gereken değişiklik yapılır…
Ortak milli kimlik ortadan kaldırılır…
Başkanlıkla birlikte özerk bölgelerin de bulunduğu…
Federatif bir sisteme geçilir miydi?
Yani bugün PKK’ya karşı ciddi mücadele edildiğini öne sürenlerin öncelikle bu soruya yanıt vermesi gerekiyor…
Şimdi bakın…
ABD tarafından bölgede büyük bir Kürdistan projesi adım uygulanmıyor mu?
Elbette uygulanıyor ve Irak’ın kuzeyinde bunun ilk aşaması gerçekleştirildi bile…
Sırada Suriye…
Türkiye…
Ardından da…
İran bulunuyor.
Şimdi bunları göz önünde bulundurarak şöyle bir düşünün…
Yıllardır bizi yönetenler…
Son on üç yılda İkiz Yasaların kabul edilmesinden başlayıp
Kalkınma ajanları…
Büyükşehir Yasası…
MEB görev tanımı değişikliği…
TSK iç Hizmetler Kanunu’nun 35.maddesinin değiştirilmesi dahil…
Hatta
Yerleşim yerlerine yerel dillerin verilmesinden tutun…
Kamu kurumlarından TC’nin kaldırılması ve…
Seçim bildirgesine bile koydukları Anayasadan Türk Milleti kavramının kaldırılmasına kadar…
Kısacası tüm adımlar…
Ulus devleti yıkarak, Osmanlı benzeri, çok kimlikli…
Çok kültürlü…
İçinde başkanlığında bulunduğu, federatif bir devlet kurmak için yapılmadı mı?
Yapıldı.
Sözü tekrar son günlerde yaşanan terör olaylarına getirirsek…
Hani bazıları, hükümet ortağı oldukları halde bile, iktidarın PKK ile mücadele ettiğini falan düşünüyorlar ya…
Çok değil daha birkaç önce, hükümetin bir bakanı bu terör olaylarıyla ilgili açıklamasında:
“Bugün yaşanan kaos ve sıkıntıların sebebi bu ülkede başkanlık sistemi olmadığı içindir.”Demedi mi?
Anlamı neydi
“Başkanlığa çıkıncaya kadar kaos bitmeyecek…”
Yani terör bahane, başkanlık şahane ama her şeye rağmen 30 Ağustos Zafer Bayramı tüm Türk Ulusuna kutlu olsun…

29–08–2015
Nusret KEBAPÇI