laz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
laz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Nisan 2017 Cumartesi

ÜST KİMLİK

ÜST KİMLİK


Hani birileri zaman zaman “Türk demiyoruz, Kürt demiyoruz, tek devlet diyoruz…” deyip
“Toplumu Türk değil, Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığında birleştireceklerini…” falan da söylüyorlar ya…
Sahi bu ne anlama gelmektedir?
Anlamı şu; Ulus devletlerin en önemli bileşeni, çimentosu...
Harcı, her ne ad verirseniz verin üst kimlik kabul edilen ulus kimliktir.
Bu kimlik yok edilmeden, yıpratılmadan…
Hiç bir ulus devleti parçalamak mümkün değildir.
İşte bir süredir bizde de Türk ulus kimliği yani üst kimliğimiz hedefe konulmakta, yıpratılarak yok edilmeye çalışılmakta…
Böylece birileri yıllardır amaçladıkları alt…
Yani etnik ve dini kimliklerden oluşan federatif bir devletin kurulabileceğini düşünmektedirler.
Hem zaten BOP’ un amacı da ulus devletleri etnik ve dini kimliklere ayrıştırıp haritaları yeniden çizmek değil miydi?
Böyle olunca ulus kimliğin önemini vurgulamak haliyle çok daha fazla önem kazanmaktadır.
Aslına bakarsanız bugün dünya üzerindeki devletlerin neredeyse tamamının ulus devletler olduğunu söylersek yanlış söylememiş oluruz.
Peki, o halde ulus nedir? İsterseniz önce onu tanımlayalım ki hangi temel üzerinde toplumun bütünleştiği konusunda bir fikrimiz bulunsun.
Ulus: Aynı toprak üzerinde yaşayan…
Ortak bir dili, tarihi, ekonomisi bulunan…
Aynı duyguları paylaşan insan topluluğudur dersek sanıyorum en doğru tanımı yapmış oluruz.
Tabi bunu iktidarın söylediği şekilde…
Tek vatan.
Tek devlet.
Tek bayrak.
Tek millet şeklinde ifade etmek de mümkün ama bir farkla…
Eğer biz bir zamanların Türkiye halkı olarak…
Yani Türk’ü
Kürt’ü…
Laz’ı…
Çerkez’i…
Arap’ı vs. olarak Kurtuluş Savaşının ateşiyle birbirimizle kaynaşarak bir millet…
Yani Türk Milleti olmuşsak ki bu süreç yani millet olma süreci hemen her ülkede benzer şekilde olup…
Önderlik eden kimliğin adıyla anılırlar…
Bu nedenle de isimsiz bir millet olmaz…
Olamaz.
Bakın son zamanlarda Türk Milleti kavramının kaldırılarak yerine ısrarla…
Türkiyelilik veya Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığı gibi kavramlar konulmaya çalışıldığı görülmektedir…
Doğrusunu söylemek gerekirse her iki kavram da tek başına hiç bir anlam ifade etmeyen ancak…
Sonlarına getirilen etnik veya dini kimliklerle anlam kazanan ayrıca tek değil çok kimlikliliğe de izin verebilen kavramlardır…
Nasıl ki bir kişi Türk’üm dediğinde…
Türkiye’de yaşayan…
Türkçe konuşan…
Nazım HİKMET’le…
Yaşar KEMAL’le…
Fazıl SAY’ la…
İdil BİRET’le…
Aziz SANCAR’la dünya çapında tanınan bir kültürü olan…
Ankara gibi bir başkente sahip…
Atatürk’ün kurduğu Türk devletine bağlı bir Türk akla gelirse…
Türkiyeli veya Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı denildiğinde de
Ortak hiç bir değer ifade etmeyen…
Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı … (Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Arap, Sünni, Şii gibi kimlikler)akla gelebilmektedir…
Yani demem o ki;
Türk Milleti dediğinizde Üniter devletten…
Türkiyeli veya Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığı dediğinizde ise
Federatif çok kimlikli, çok kültürlü bir devletten yana olmuş oluyorsunuz…
Bilin istedim…

21–04–2017
Nusret KEBAPÇI




11 Nisan 2017 Salı

TÜRKİYE CUMHURİYETİ VATANDAŞLIĞI

TÜRKİYE CUMHURİYETİ VATANDAŞLIĞI


Yazımın başlığı biraz resmi yazı gibi oldu ama konuyu anlatabilmem için inanın başka çarem yoktu.
Şimdi…
Yapılacak olan referandumla…
İstenirse Türkiye’nin federasyonlara ayrılabileceği tartışılıyor ya…
Sahi nasıl olabilir bu iş?
Tabi kendi kendine olması mümkün değil…
Birçok alt yapı çalışmalarıyla ulus kimliğin oldukça yıpratılması gerekir ki zamanı geldiğinde…
Ulus kimliği istedikleri gibi yıkabilsinler.
Değilse birileri…
Fransa Cumhuriyeti değil, Fransız Vatandaşı…
Almanya Cumhuriyeti değil, Alman Vatandaşı…
İtalyan Cumhuriyeti değil, İtalyan Vatandaşı…
Yunanistan Cumhuriyeti değil, Yunan Vatandaşı olurken…
Biz neden Türk Vatandaşı değil de…
Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı oluyoruz öyle değil mi?
Şimdi aklınızdan…
Ha Türk Vatandaşı…
Ha Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı…
Ne fark eder ki?
Hem kulağa daha demokratik geliyor diye de geçirebilirsiniz de
Ama…
Kazın ayağı öyle değil.
Hem aralarında çok ciddi bir fark da var…
İsterseniz biraz örneklendirelim…
Diyelim ki yurt dışındasınız ve bir yabancı size sordu?
Dedi ki:
— Kimsin?
Yanıt verdiniz:
— Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşıyım…
— Peki, Türk’ müsün?
— Hayır!
    Ben Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı Türk’üm…
Ya da
— Ben Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı Kürt’üm…
— Laz’ım…
— Çerkez’im…
— Arap’ım…
Bu kavrama göre istediğiniz etnik kimliği söyleyebilirsiniz de…
Tüm bunlardan ortak bir kimlik ifadesi çıkıyor mu?
Elbette hayır…
Hem zaten amaç da çok kimlikli bir federasyon değil mi?
İşte Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığı kavramı da bu çok kimlikliliğin görünürdeki ifadesidir…
Ama
Aynı soruya Türk Vatandaşıyım yanıtı verdiğinizde…
Durum değişmektedir.
Aldığı yanıtla karşınızdaki…
Hemen sizin dilinizin Türkçe…
Başkentinizin Ankara…
Devletimizin Atatürk tarafından kurulduğunu…
Hatta
Yaşar Kemal…
Nazım Hikmet gibi yazar ve şairlerinizin olduğunu da eğer edebiyatla ilgileniyorsa bilebilecektir de…
Olay şudur;
Türk Vatandaşlığı;
Millete aidiyeti ifade eder…
Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığı ise…
Çok kimlikliliği kabul eden devlete…
Değilse…
Mevcut Anayasa’nın 66 maddesindeki
“Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür.” İfadesi neden değiştirilmeye çalışılsın…
Öyle değil mi?

10–04–2017
Nusret KEBAPÇI



16 Mayıs 2016 Pazartesi

YENİ ANAYASA VE BAŞKANLIK

YENİ ANAYASA VE BAŞKANLIK


Farkında mısınız bilmiyorum ama…
Yapılmakta olan yeni anayasa ile koşar adım başkanlığa doğru gittiğimiz hiç bir yoruma ihtiyaç duyulmayacak kadar açık…
Zaten yeni anayasa nasıl olacak bu konuda herhangi bir fikri olan var mı? Diye bir soru sormuş olsaydık da göreceğimiz manzara…
En az bilgiye sahip olanların en çok sahiplendiği gibi bir sonuca biz götürecekti ki…
Bunun da üzerinde kanımca düşünmek gerekiyor…
Tabi anayasa taslak halinde önümüze gelir mi?
Yoksa
Hiç tartışılamadan doğrudan halk oylamasına mı sunulur orası henüz çok belli değil ama bilinen bir şey var ki…
O da yapılan anayasanın kesinlikle laikliği içermediği.
Ayrıca metinde Türk Milleti diye bir millet tanımının da bulunamayacağı…
Elbette bunları söylemek için kâhin olmak falan gerekmiyor…
İktidar sözcülerinin söylemleri sanıyorum herkese konu hakkında ayrıntılı bilgiyi vermektedir…
Ne diyorlardı iktidarın sözcüleri: ”Anayasa laik olmayacak…”
Haliyle buna…
Yıllardır mevcut anayasadan Türklüğü çıkarmak istediklerini de eklersek yeni kimliğimizin adım adım nasıl şekillendirildiğini de öğrenmiş olursunuz…
Tabi amaç eski Türkiye’yi yıkıp yeni Türkiye oluşturmak olunca kimlik ve devlet şeklinin değişmesi de kaçınılmazdı…
Şimdi diyeceksiniz ki nasıl…
Şöyle söyleyim…
Eskiden kimliğimiz laik Türk Milleti iken, şimdiki kimliğimiz dindar Türkiyelilik olmaktadır…
Belki bunları yazdığımda diyebilirsiniz ki laiklik çok mu önemli?
Onsuz olunamaz mı?
Ben de diyorum ki…
Laiklik…
En az hava kadar, su kadar önemlidir.
Aslına bakarsanız yönetici kesim için laikliğin çok fazla bir önemi yoktur, hatta olmaması her zaman en çok onların işine yaramaktadır demiş olsak…
İnanın en küçük bir abartı yapmamış olurum.
Çünkü laiklik memleketi yönetenlerin değil…
Halkın çıkarını savunmaktadır…
Daha açık olarak söylersek…
Diyelim ki memleket, din adına ve dindar bir anayasa ile yönetilmiş olsa…
Sizce muhalefet yapabilmek için parti kurup mücadele etmek mümkün olabilir mi?
Elbette olamayacak çünkü artık bir partiye değil aynı zamanda dine de muhalefet etmiş sayılacağınızdan böyle bir şansınız hiç olmayacak…
Ya da şöyle diyelim, farz edin ki işçisiniz ve asgari ücretiniz dini yönetim tarafından belirleniyor…
İnanın o durumda da sendika kurup, grev yapma gibi herhangi bir şansınız yok…
Siz sadece layık görülen ücreti benimseyeceksiniz o kadar…
Peki
Ya Türkiyeliliğe ne diyeceksiniz
Sizce Türk Milleti ile aynı anlama mı gelmektedir?
Ne yazık ki hayır!
Çünkü Türk Milleti denildiğinde ortak bir tarihe sahip, aynı dili konuşan
Aynı duyguları paylaşan bir topluluk anlaşılırken…
Türkiyelilik denildiğinde sadece coğrafi bir tanım akla gelmekte ancak sonuna eklenen dini veya etnik adla bir kimlik ifade etmektedir…
Hani bu gün nasıl Irak veya Suriye milleti değil de Iraklı Kürt, Suriyeli Türkmen…
Iraklı Şii, Suriyeli yezidi deniyorsa…
Böyle giderse bir süre sonra bizde de Türkiyeli Türk…
Türkiyeli Kürt…
Türkiyeli Laz…
Çerkez olacağı anlaşılmaktadır…
Kısaca söylemek gerekirse Türk Milleti denilince ulus, yani tekçi devleti…
Türkiyelilik de küçük özerk devletçiklerden oluşan çoklu devleti ifade etmektedir…
Şöyle de sormak mümkün…
Bugün ülkede laikliğe, Türk ulus kimliğine, Atatürk’e düşmanlık yapanların aynı zamanda başkanlıkta ve Türk kimliğine düşmanlıkta buluşması sadece tesadüfle açıklanabilir mi?

16–05–2016

Nusret KEBAPÇI

25 Nisan 2016 Pazartesi

“DEDE BİZ LAZ MIYIZ, TÜRK MÜYÜZ?”


Geçtiğimiz günlerde katıldığı bir Kutlu Doğum Haftası etkinliğinde Cumhurbaşkanı ne demişti:
         "Aklıma rahmetli babama sorduğum bir soru geldi. Bir gün babama sordum 'Biz Laz mıyız, Türk müyüz?' dedim.
Babam dedi ki, 'Oğlum büyük dedem Mollaymış, ona sordum 'Dede biz Laz mıyız, Türk müyüz?' Büyük dedem de babama şu cevabı vermiş: 'Torunum, yarın öleceğuk, Allah bize Men Rabbüke, Ve men nebiyyüke, Ve ma dinüke sorularını soracak. Ve ma kavmüke diye bir soru sormayacak. Sana sordukları zaman, 'Elhamdülillah
Müslüman’ım' de geç' demiş."
İsterseniz Arapça bilmeyenler için azıcık açıklama yapalım…
Bu sözlerde deniyor ki kıyamet günü sadece hangi tanrıya inandığın?
Peygamberinin kim olduğu? Ve dinin sorulacak.
Kavmin yani hangi ulusa mensup olup olmadığın sorulmayacak bu nedenle benim için ulus kimliğin hiçbir önemi bulunmuyor.
Peki
Müslümanlar sadece tek bir kimlikten mi ibaret?
Yani hemen her konuda aynı şeyi düşünüp aynı çıkarları mı savunmaktadırlar?
Elbette değil.
Bugün için her birinin İslam’ı kendisinin temsil ettiğini düşünen…
Dört mezhebin…
Onlarca tarikatın…
Binlerce cemaatin ve Müslümanların çoğunlukta olduğu tamı tamına 63 ülkenin de olduğunu göz önünde bulundurursak,  kendinizi bu kadar karmaşa içinde nereye oturtacağınızı düşünüyorsunuz?
Yani demek istediğim tüm bu işlerin içinde kendinizi tanımlamaya kalktığınızda…
Üstelik ortak bir kimliğinizin de olmadığı hesaba katıldığında iş nereye varacak bir düşünün…
Daha açık söyleyim…
Bu gün…
Özellikle de birbiriyle savaşan mezhep ve tarikatların hatta etnik kimliklerin bulunduğu…  
Irak’ta…
Suriye’ de bu tanım nasıl yapılmaktadır?
Iraklı Şii…
Suriyeli Kürt…
Iraklı Sünni…
Suriyeli Yezidi…
Iraklı Türkmen şeklinde değil mi?
Ortak bir Irak ya da Suriye milletinden söz etmek mümkün mü?

Yaptığım bu açıklamalar size bizim geleceğimizle ilgili biraz olsun ipucu verdi mi?
Esin kaynağı olabildi mi?
Eğer olamadıysa biraz daha basitleştireyim…
Az önce Irak’ta Suriye’de birbirleriyle savaşan dini ve etnik kimlikleri tanımlarken ne demiştim…
Iraklı Şii…
Suriyeli Türkmen…
Iraklı Kürt…
Suriyeli Sünni vs… Hatta bunu en küçük dini ve etnik kimliğe kadar çoğaltabilirsiniz de…
Bilmeniz gereken şu…
Eğer ulus kimliğiniz ortadan kaldırılırsa…
Kendinizi bundan sonra tek başına anlam ifade eden Türk milleti olarak değil…
Ancak etnik ve dini kimliğinizi ülkenizin adının sonuna ekleyerek…
Türkiyeli Türk…
Türkiyeli Kürt…
Türkiyeli Arap…
Türkiyeli Laz
Veya Türkiyeli Sünni ,Alevi şeklinde tanımlayabileceğiniz.
Demek istediğim…
Her fırsatta önümüze konmaya çalışılan Türkiyelilik dedikleri musibet tam da budur…
Tabi anlayana…

25–04–2016
Nusret KEBAPÇI




6 Ocak 2016 Çarşamba

ANAYASADA ETNİK KİMLİK OLMAYACAKMIŞ…


Aslına bakarsanız gerek emperyalizm…
Gerekse ülkedeki işbirlikçileri…
Halka asla gerçeği söylemezler…
Söylemek istediklerini…
Amaçlarını…
Her zaman güzel süslü kavramların arkasına saklarlar ki çok daha etkili olabilsin…
Ben bunu biraz hediye kutusu içinde ya da bir çiçeğin arasında teslim edilen bombaya benzetiyorum…
Çünkü bilinir ki görünen, açıkça ne olduğu anlaşılan bir bombayı kimse teslim almaz…
Ama getirilen…
Çok güzel bir çiçekse…
Bir hediye kutusuysa…
İnsanlar hiçbir kaygı gütmeden çok daha rahat teslim alabilirler ki toplum olarak…
Ülkemizde yıkıcı etki yapabilecek…
Toplumsal yapımızı kökten değiştirecek anayasa değişikliği önerileri tam da öyledir.
Bunu neden söylüyorum…
Uzun bir süredir iktidar partisinin dilinde bir kavram bulunuyordu…
Hatta bu konu 7 Haziran seçimlerinden önce seçim beyannamesine bile yazılmış…
Deniliyor ki…
“Yeni anayasada milletimizin kültürel ve toplumsal çeşitliliğini tanıyan herhangi bir etnik veya dini kimliğe referans yapmayan bir vatandaşlık tanımını esas alacaktır.”
Ne anladınız?
Biliyorum kafanız karıştı ama isterseniz açıklamasına geçmeden bir de ana muhalefet partisinin aynı konuda söylediklerine bakalım, arada fark var mı?
”Devlet yönetiminde dil, kültür, inanç ve yaşam tarzları arasında ayrım yapmaksızın Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlığı ortak paydasını esas alacağız.”
Peki;
Ya özerklikçi parti, o Anayasa değişikliği konusunda ne düşünüyor bir de ona göz atalım…
“Biz’ler Türkiye’nin çok kimlikli, çok kültürlü, çok inançlı, çok dilli yapısına uygun, insanlık esaslı yeni bir anayasayı hep birlikte yapacağız.”
Yani kelime farklılıkları var ama söylenmek istenen şey aynı…
Tek millet olmayacak…

Yani bu partiler…
Anayasa değişikliğini yapmak üzere uzlaşmaya varabilirlerse bundan sonra Anayasa’da Türk Milleti diye herhangi bir kavram olmayacak…
Ne mi olacak?
Türk…
Kürt…
Laz…
Çerkez…
Arap…
Ama asla millet değil…
Böyle olunca haliyle ortak dil diye herhangi bir kavram olmayıp herkes bulunduğu yerde…
Hatta eğitimde…
Kamu hizmetinde bile kendi dilini kullanacak denilse sanıyorum yanlış olmayacak.
Peki, bu durumda…
Ortak tarih…
Kültür…
Dil…
Ya da bir etnik kimliği anımsattığı için Türkiye adı…
Kalır mı?
Burada önemli olan şey şu…
Dünyada hiç bir devlet sadece bir etnik kimlik üzerine kurulmamıştır Türkiye’ de içinde olmak üzere devletlerin neredeyse tamamı kendini oluşturan birden fazla etnik kimliğin bir araya gelip birleşip, kaynaşmasıyla oluşmuşlardır…
Demem o ki…
Gerek “anayasal vatandaşlık…”
Gerek “Türkiye Milleti… “
Gerekse de çok demokratik görünümlü “insan esaslı anayasa” kavramları…
Her ne kadar kulağa çok güzel kavramlarmış gibi gelse de…
Gerçekte Türk Milletini Anayasa’dan kaldırıp, federatif bir başkanlık sistemi kurmanın öteki adıdır…
Bilinsin istedim…

06–01–2016
Nusret KEBAPÇI





6 Eylül 2015 Pazar

ÖZERKLİK HÜKÜMETİ

ÖZERKLİK HÜKÜMETİ


Yaşı ileri olanlar daha iyi bilir…
Bu güne kadar pek çok hükümet kurulmasına karşın…
Hangi bakanların Alevi…
Hangilerinin Sünni…
Veya hangi tarikat mensubu olduklarını…
Cemaatlerini…
Etnik kimliklerinin…
Laz mı?
Kürt mü?
Çerkez mi?
Arap mı?
Türk mü olduğunu biliyor muyuz?
Belki bilen…
Bu konuda ayrıntılı araştırma yapan mutlaka vardır ama genel olarak söylemek gerekirse…
Bilmiyoruz.
Doğrusunu isterseniz, merak da etmiyoruz…
Çünkü biz...
Çanakkale ve Kurtuluş savaşlarının ateşi içinde, hemen her türden etnik ve dini kimlikten insanlar olarak birleştik ve…
Millet olduk…
Öncesinde kimimiz, kendimizi dini tarikat ya da cemaat kimliğimizle ifade ederken…
Kimimiz de…
Kendimizi etnik kimliklerimizle ifade ediyorduk.
Hem zaten çok kimlikli…
Çok kültürlü bir imparatorluktan geldiğimiz için bunun böyle olması o günler için çok da doğaldı.
Aslına bakarsanız tüm dünya ülkeleri uluslaşma süreci denilen koşulları benzer şekilde mutlaka yaşamışlardır.
Ama sonuçta…
Tüm dini ve etnik kimlikler bir potada eriyerek millet olundu…
Millet olununca…
Daha önce sahip olduğumuz etnik ve dini kimliklerin tamamı da alt kimlik haline dönüştü.
Ve ülkeler içlerinde yaşayan onca etnik ve dini kimliğe karşın…
Alman…
Amerikan…
İngiliz…
Fransız…
İtalyan olurken…
Biz de Türk olduk.
Hiç bir ulus devlette bakanların geçmişte hangi etnik ya da dini kimlikten olduğu sorgulanamadığı gibi…
Bu türden kimlikleri ön plana da çıkarılamaz.
Bilinir ki
Onlar hemen hangi etnik ve dini kimliklerden gelirlerse gelsinler diğer farklı tüm kimliklerle birlikte cumhuriyetin eşit yurttaşları olmuşlardır…
Hem zaten yurttaşlık en basit tanımla; Din, dil, ırk cinsiyet, renk ayrımı yapılmadan herkesin eşit olması anlamına gelmiyor mu?
Geliyor ama bu durumda, geçtiğimiz hafta bir bakanın söylediği  “İttihat Terakki anlayışından devlet uzaklaşıyor. Bu anlamda bu gelişmeler 2 arkadaşın direkt Alevi kimliğiyle bakan yapılması bunun ulaştığı düzey anlamında önemli” sözlerini nasıl yorumlamak gerekiyor…
Anlamı şu; böyle bir duruma yol açılırsa yani bakanlar veya milletvekilleri etnik veya mezhepsel kimlikleriyle meclis ve hükümette yer almaya başlarlarsa bazı bakan ya da milletvekilleri kendilerini Türk Milletinin değil, Alevilerin…
Sünnilerin…
Daha ayrıntıya girersek Nakşibendîlerin, Nurcuların…
Etnik temelde ele alındığında ise…
Türk’ün, Kürt’ün, Laz’ın, Çerkez’in, Arap’ın temsilcisi olarak görmeye başlarlar ki…
Bunun bir sonraki adımı…
Meclislerin etnik ve dini kimliklere göre ayrılmasıdır…
Daha açık deyişle özerklik…
Burada bir an düşünüp soralım…
Emperyalistlerin de yüz yıldır yapmak istedikleri de bu değil miydi?

06–08–2015

Nusret KEBAPÇI