Nato etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nato etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Aralık 2017 Cumartesi

NATO KAFA…

NATO KAFA…


NATO’nun Norveç’te düzenlediği Komuta kontrol amaçlı Trident Javelin adlı tatbikatta Atatürk fotoğraflarının ve Cumhurbaşkanının adının Düşman olarak nitelendirilmesi ortaya çıkınca…
NATO’dan çıkılmalı mı?
Çıkılmamalı mı? Türünden bir tartışma başladı.
Tabı bunun öncesinde Rusya’dan alınan S 400 füzeleriyle ilgili olarak da…
NATO tarafından bunun NATO’nun savunma konseptiyle uyumlu olmadığı türünden şeyler de söylendi ama… 
Son yıllarda olduğu kadar yani neredeyse uzunca bir süredir NATO hiç bu kadar tartışma konusu yapılmamıştı.
Tabi bu tartışmada herkes bir şeyler söylüyor…
Bu konuda fikri olanda var, olmayan da…
Ancak burada asıl ilginç olanın…
Daha düne kadar ulusalcı kimliğiyle tanınmış olan birilerinin
Gerçekte…İra
Emperyalizmi hiç mi hiç öğrenemeyip…
Bağımsızlık…
Ulusal onur…
Ulus devlet gibi kavramlardan uzaktan yakından nasibini almamış…
Hatta…
Bu kadar Dünya savası…
BOP…
Batı tarafından komşularımızın bile parçalanmaya çalışılmasına karsın
Hala gerçeklerden hiç haberlerinin olmaması…
Bu zevatlar akıllarınca…
Sözde çağdaşlık…
Medeniyet…
Kalkınma adına…
NATO da kalmayı savunmaya çalışmaktadırlar.
Şöyle bir soru soralım…
Sahi…
Bugün NATO’nun var oluşunun amacı nedir?
Hani geçmişte bildiğiniz gibi bunun gerekçesi Sovyetler Birliği’ydi de…
Ya bu gün…
Doğrusunu isterseniz bugün de hedef…
BOP…
Daha doğrusu ABD ve batı tarafından haritalarını yeniden çizmek için çabaladıkları İslam ülkeleri…
Tabi bu beylere göre…
Eğer biz batı karşıtı kutupta…
Yani…
İran…
Rusya…
Çin ve Suriye’nin yanında yer alırsak sözüm ona çağdaşlıktan medeniyetten, demokrasiden uzaklaşmış oluyor muşuz…
Ya beyler bırakın safsatayı…
Bugüne kadar emperyalizmin sömürge olarak kullandığı hangi ülke de sanayileşme…
Tarımını geliştirme…
Özgürlük ve demokrasi olabildi…
Böyle bir şey mümkün mü?
Ama haklısınız…
Kafanızda vatan, millet…
Bağımsızlık…
Emperyalizm…
Ona karsı mücadele gibi kavramlar olmazsa
Şirazenizi şaşırıp emperyalizmin bu ülkelere saldırısını pekala demokrasi getiriliyor gibisinden görebilirsiniz ancak…
Şunu kafanıza koymanızda yarar bulunuyor
Ülkelere demokrasinin gelmesinin ve gelişmesinin sadece…
Evet, sadece bir yolu bulunmaktadır…
O da…
Ulus devletlerini…
Milli bütünlüklerini koruyup…
Emperyalizme karşı bağımsızlığı kazanmak…
Ama asla NATO’da kalıp ABD emperyalizmine hizmet ederek değil…

01–12–2017

Nusret KEBAPÇI

4 Temmuz 2017 Salı

POLİTİKA DEYİNCE…

POLİTİKA DEYİNCE…


Doğrusunu isterseniz politika denilince özellikle de dış politika denilince akla ilk gelmesi gerekenin ülkenin ulusal çıkarlarının korunması olması gerekiyor ama
Eğer kafanızda ulus bilinci bulunmayıp olaylara sadece mezhep gözlüğüyle bakıyorsanız…
Haliyle doğru bir çizgi izlenmesi…
Ülkenin çıkarlarının korunması da mümkün olmuyor.
Sahi…
Irak’ın kuzeyinde bir Kürdistan kurulmasının hikâyesi neydi?
Yaşı ilerlemiş olanlar hatırlar…
O yıllarda da ülkemizi yönetenler, ABD’den Irak yönetimine uçuşa yasak bölge oluşturulması için baskı yapmaktaydılar…
Sonra ABD geldi ve 36 paralelin kuzeyini Irak güçlerine kapatıverdi.
İşte bu ortam içinde bugün bağımsızlık referandumu hazırlığında olan Barzani büyüdü…
Güçlendi…
Bizim de desteğimizle bir devlet için gereken tüm alt yapı ve kurumlarıyla
Hatta ordusuyla bile hazır hale getiriliverdi.
Bugün bile bu kişiyi…
Daha devlet olduğunu ilan bile etmeden…
Sanki bir devlet başkanıymış gibi karşılayıp, bayrağını en önemli yerlere asmadık mı?
Astık.
Şimdi şöyle bir düşünün…
ABD’nin en az 30 yıldır bölgede aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 4 ülkeden toprak koparılarak bir büyük Kürdistan kurmak istediğini sırf olaylara milli değil mezhep penceresinden bakmaktan dolayı fark etmeyip de birinci parçanın oluşmasına…
ABD ve İsrail’le beraber destek veren bir anlayış…
Suriye ‘de Kürdistan kurulmasına karşı çıkabilir mi?
Elbette çıkamaz hem zaten kimsenin çıktığı falan da yok…
Dikkat ettiyseniz iktidardan hiç kimsenin de bölgede kurulmak istenilen devlete ilişkin bir söylemi falan da bulunmuyor…
Zaman zaman söylenilen NATO ve ABD karşıtı sözler de sizi şaşırtmamalı çünkü onların tamamı da iç politikaya yönelik…
Aslına bakarsanız her iki ülke de aynı yöntemle parçalanmaktadır…
Önce bir muhalefet oluşturulur…
Ardından silahlanması sağlanır…
Sonrasında da bu muhalefetin ezilmesi gerekçe gösterilerek ilgili ülkeye ABD ve batılı emperyalist güçlerin müdahalesi için çağrı yapılır…
Sahi ABD’yi Irak’a kim çağırmıştı?
Herhalde Irak yönetimi değil.
İşte Suriye’de de aynısı yaşanmaktadır…
Bakın geçtiğimiz günlerde bir ABD’li diplomat bu referandumla ilgili olarak: “25 Eylül’de Kürdistan’da yapılacak olan ‘Bağımsızlık Referandumu’ Kürtlerin geleceğini tayin etmesi için yüzyıllık bir fırsat” Demedi mi?
Peki
Irak’ta bölünmeden yana olan ABD Suriye’de farklı olabilir mi?
Elbette olamaz…
Bu konuda da uluslararası koalisyon güçlerinin ABD temsilcisinin  "Suriye'de federal sistemi destekliyoruz"  açıklaması zaten Suriye için planlanan geleceğin ayrıntılarını hiç bir kuşkuya yer bırakmayacak bir şekilde ifade etmektedir…
Hani biz sık sık PYD’ye silah yardımı yapmasından dolayı ABD ve batılı devletlere arada veryansın ediyoruz ya…
Bu silahlar nereden gönderiliyor biliyor musunuz?
Ülkemizdeki ABD üssü olan İncirlik’ten…
O halde neden İncirlik’i ABD ve koalisyon güçlerine kapatmak dururken veryansınla yetiniyoruz dersiniz?
Aslına bakarsanız çok fazla bir seçeneğimiz yok…
Ya Rusya, İran ve Irak’la birlikte bölge devletlerinin toprak bütünlüğünden yana olacaksınız…
Ya da bugüne kadar olduğu gibi…
“Hem ağlarım, hem giderim” mantığıyla İsrail ve ABD ile birlikte bölge devletlerini parçalamaktan yana…
Ortası yok!

04–07–2017

Nusret KEBAPÇI

12 Haziran 2017 Pazartesi

BÜYÜK RESME BAKMAK

BÜYÜK RESME BAKMAK


Aslına bakarsanız ülkemizde yaşananları anlamak için olayları en ince ayrıntısıyla inceleyerek açıklamaya çalışmak…
Sizi ayrıntıya boğmaktan başka hiç bir işe yaramaz.
Bu nedenle asıl büyük resmi anlamaya çalışmak…
Kanımca gidişatın yönü hakkında çok daha doğru bilgiye ulaşmanızı sağlayabilecektir.
Peki, büyük resim nedir?
Ya da nasıl bakılmalı ki olay tam olarak anlaşılabilsin?
Emperyalizm…
Daha açık olarak söyleyim ABD ve diğer Avrupa devletleri…
Yıllardan beri Türkiye’nin küçülmesi…
Federatif devletçiklere ayrılması gerektiği konusunda hem fikir değiller miydi?
Nasıl yapacaklarını düşünüyordunuz…
Herhalde işgal edip silah zoruyla değil.
Hem zaten o zaman, Nato’nun 4. büyük ordusu, ulus devletini Cumhuriyeti savunmakta kararlı olan güçlü bir TSK varken bunun mümkün olamayacağını bizim kadar en az onlar da biliyorlardı…
Bu nedenle…
Önce ordunun zayıflatılması, sonrada bırak dışarıya korku salmasını, içeride bile söz geçemeyecek hale getirilmesi gerekiyordu ki…
İstedikleri yapılabilsin.
İşte TSK İç Hizmetler Kanunu 35 maddede değişiklik yaparak ordunun içerideki ayaklanmalara bile müdahale edememe yasası bunun için çıkarıldı…
Hatta
Vali ve kaymakamlardan izin almadan müdahale etme yetkileri de…
Elbette tüm bunlar yetmiyordu…
Çünkü
Ordu hala Atatürk’e bağlıydı ve…
Kendisini, ulusun ve Cumhuriyetin yegâne koruyucusu olarak görüyordu…
Tabi böyle bir anlayış olduğu sürece de kimse bırak bölünmeyi…
Federalizmin f’sini bile ağzına alamazdı…
Bu konuda AB’nin desteğini de unutmamak gerekiyor.
Sıklıkla yaptıkları…
“Ordu sivil otoritenin emri altına girmeli” vurgusu, ordunun Ergenekon ve Balyoz türünden operasyonlara kolay uyum sağlamasına yetti de arttı bile…
Şimdi de…
Orduda pek çok komutan ve subay…
Sözde Fetö gerekçesiyle kendilerini savunmalarına bile fırsat tanınmadan sorgusuz sualsiz mesleklerinden uzaklaştırılmaktadır…
Artık o duruma gelindi ki…
Yanı başımızdaki adaların işgali…
Yunan komutanların tacizleri bile sessizlikle geçiştirilir hala gelindi…
Yani uzun sözün kısası…
Federatif…
Çok kimlikli
Çok kültürlü…
Dini bir başkanlık düzeni…
Ancak ordu teslim alınıp…
Ulus devletten uzaklaştırılarak…
Toplumda hemen herkeste korku yaratılarak yapılabilirdi…
Değilse…
Fetö ile işbirliği yapan siyasilere hiç dokunulamazken…
Birilerinin damadı olmak bile salıverilme nedeni olurken
Parasını verenler çabucak tahliye olabilirlerken…
Ne demeye…
Öğretmen, polis, memur, doktor peşinde koşulsun, öyle değil mi?

11–06–2017
Nusret KEBAPÇI





29 Mart 2017 Çarşamba

AB SEVİCİLİĞİ

AB SEVİCİLİĞİ


Son günlerde köprüleri attığımız ülkelerin sayısı giderek artıyor da şöyle bir haritaya bakıp…
Dost olduğumuz kaç ülke kaldı diye kendi kendimize sorduğumuzda Suudi Arabistan ve Katar’dan başka herhangi bir ülke görünmüyor.
Tabi AB konusunu bunun dışında biraz da farklı düşünmek gerekiyor ama benim burada asıl anlatmak istediğim…
Çakma, tamamen referandum odaklı Hollanda olayı değil, genelde AB politikalarının neyi amaçladığını, hedeflerinin ne olduğu…
Bizim gibi ülkelerden neler istenildiğidir…
Bakın ülkemizle AB arasında ne zaman herhangi bir gerginlik yaşanmış olsa…
Bir kısım AB sever tarafından ki…
Bunların bir kısmı, politikacı yazar, çizer falan da olabildiği gibi.
Büyük gazetelerin köşelerini bile işgal edenleri vardır…
Feryada başlarlar;
“Demokrasiden ayrılmayalım…”
“Batıdan kopmayalım…”
“AB sürecinden vazgeçmeyelim” falan…
Öyle ki
İçlerinde “NATO’ya daha sıkı sarılmamız gerekir” diyen bile çıkıyor…
Zaten onlara göre AB…
Devlet, hatta emperyalist amaçları olan
Pazar peşinde koşan, ülkeleri birçok şekilde ele geçirmek…
Projelerle toplumlarını etkilemek isteyen Avrupa Birleşik Devletleri değil de…
Tamamen insani amaçlarla hareket eden…
Demokrasiden…
Özgürlükten yana olan…
İnsanların sömürülmesinin karşısında olan demokratik kitle örgütü…
Aslına bakarsanız böyle göstermek, pek çok bakımdan işlerine de gelmektedir…
Öyle ya
Bu ülkeleri emperyalist olarak nitelendirip nasıl onlarla proje yapılıp…
Destek, para, hibe falan alınabilir ki…
Ama iş bu kadar basit değil.
AB her ne kadar ABD karşısında etkili olmaya çalışsa da sonuçta pazar peşinde olan emperyalist bir devlet…
Üstelik hedef aldığı ülkelerdeki ulus devletlerin de yıkıcısı…
Çünkü onlar da ABD gibi güçlü ulus devletlerin kendi pazarlarına sahip çıktıklarını bildiklerinden…
Bu türden devletleri sözde demokrasi masalıyla aldatıp, parçalayarak kendileri için etkisiz, zayıf devletler olmaları istenmektedir…
Hani bugünkü iktidar, referandum uğruna sahte bir AB karşıtlığına soyunuyor ya, o da hikayedir.
Çünkü
Gerek iktidarın gerekse AB ve ABD’nin çıkarları ortak olup bunların tamamı Türk ulus devletinin parçalanması konusunda işbirliği içindedirler.
Çünkü amaçları ortaktır…
Baştan beri nasıl bir ülke olmamız hedefleniyordu?
Ulus devletin ekonomik dayanaklarıyla…
Ordusuyla…
Değer ve sembolleriyle falan yok edilip…
Çok kimlikli, çok kültürlü…
Hatta çok hukuklu…
Emperyalizmin koşulsuz pazarı ve padişah tarafından yönetilen bir Türkiye değil mi?
İşte
Tüm ülke kaynaklarının elden çıkarılarak, Ordunun Ergenekon ve Balyoz benzeri operasyonlarla ulus devletten vazgeçirilmesi…
Eğitimden ulus kimlikle ilgili kavramların temizlenmesi…
TC’nin hemen her yerden kaldırılması…
Ve bugün gündeme getirilen başkanlık konusu bile…
AB ve ABD dayatmalarıyla gerçekleştirilmektedir…
Demem o ki…
İşin sırrı tamamen ulus bilincidir…
O varsa ülkenizi kalkındırır, bağımsız, onurlu müreffeh yaşarsınız.
Ama yoksa…
Kendinize hangi unvan ve ismi takarsanız takın…
Varacağınız yer…
Emperyalizmin sömürgesi olmaktan daha farklı bir yer olmayacaktır…

28–03–2017
Nusret KEBAPÇI