20 Ocak 2016 Çarşamba

ANCAK LAİKLİKLE OLUR…


Zaman zaman genç kızlarımızın “Başörtüsü özgürlüğü…” ve “Dinimi yaşamak istiyorum” gibi taleplerini görünce insan düşünmeden edemiyor…
Sahi, İslamcılık kızlarımızı özgür yapabilir mi?
Kendilerine hangi ülkeyi…
Veya din adına konuşan hangi din adamını örnek alıyorlar bilmiyorum ama görünen o ki…
Uzunca bir süredir sözde din adına toplum önünde konuşanlara bakılırsa bu özgürlük konusunda çok olumlu bir düşünce taşımak çok mümkün görünmüyor…
Neler mi söylüyorlar? bakın söyleyim
Daha gecen gün Diyanet’in sitesinde kendi çocuğunu şehvetle öpmek bile gündeme gelmedi mi?
Üstelik bu kurum…
Devletin dini konuda en yetkili kurumu…
Durum böyle olunca…
Diğer söyleyenleri yadırgamamak gerekiyor…
Bir anlamda imam cemaat misali…
Aslına bakarsanız meydan boş…
İsteyen istediğini söyleyebiliyor.
Aralarında
“Hamile kadınların sokağa çıkmamasını isteyenler “de bulunuyor…
“Kendi annesinin dizlerinden tahrik”olan da…
Ama tüm bunları alt alta topladığınızda görünen manzara ya da ortaya çıkan düşünce bu anlayışa göre kadının sadece cinsel bir meta olduğudur…
Bunun için kadının evli…
Bekar…
Hamile…
Hatta çocuk olması bile durumu değiştirmiyor.
Elbette tüm erkekleri sapık yerine koyduklarından söz etmeye bile gerek duymuyorum ama…
Bu anlayışa göre kadın…
Erkeklerle eşit haklara sahip…
Onlarla birlikte okuyan…
Çalışan…
Hemen her yerde omuz omuza görev alabilen bir birey değil, sadece ve sadece cinsel bir metadır.
Bu arada yeri gelmişken bu tür düşüncedeki hanımlara seslenmek istiyorum…
Hani bir kısmınız laiklik sayesinde kavuştuğunuz TV ekranlarından…
İnternet sayfalarından…
Gazete köşelerinden…
Fırsat bulduğunuzda sık sık Atatürk aleyhine atıp tutuyorsunuz ya…
Önce bir bakın!
Sizin istediğiniz gibi yönetilen İslam ülkelerinin hangisinde kadınlar daha özgür…
Hangisinde erkeklerle eşit haklara sahipsiniz…
Aslında sözü fazla dolandırmaya gerek yok, hiç birinde…
O halde düşünmeniz gerekiyor…
Eğer bu gün erkeklerle birlikte, hemen her alanda çalışabiliyor…
Yani
Mühendis, doktor, öğretmen, bankacı hemşire…
TV’lerde sunucu…
Programcı…
Sinema sanatçısı…
Tiyatrocu…
Şarkıcı…
Gazetelerde köse yazarı bile olabiliyorsanız…
İstediğiniz okulda okuyabiliyor…
Hiç bir İslam ülkesinde olmadığı gibi sosyal halklarınızı koruma adına Bir araya gelip örgütlenebiliyorsanız…
Derneğiniz…
Sendikanız…
Oda’nız varsa…
Ülkenin geleceği için oy kullanabiliyorsanız…
Bunu laikliğe…
Özellikle de Atatürk’e borçlusunuz, unutulmasın istedim…

20–01–2016
Nusret KEBAPÇI



16 Ocak 2016 Cumartesi

BU POLİTİKALARLA OLMAZ…


Bundan yaklaşık 4 yıl kadar önce ülkemizin o günkü başbakanı ne diyordu…
“Şam’a gireceğiz ve Emevi camiinde namaz kılacağız…”
Sözler şaşırtıcıydı…
Çünkü o yıllarda Suriye ile herhangi bir sorun olmadığı gibi iki ülkenin ilişkileri de oldukça güzel gidiyordu.
Ama başka bir şey daha vardı…
O yıllarda Arap baharı denilen ABD ve AB destekli bir rüzgar tüm Arap ülkelerini etkiliyor…
Bizimkiler de ABD ‘den aldıkları destekle bölgede rol kapmak uğruna yeni Osmanlıcılığa soyunuyorlardı.
Hani BOP eş başkanıyız ya o yüzden söylüyorum…
Süreç belliydi…
Hem sadece Suriye değil pek çok ülke benzer olaylarla karşılaşmıştı…
Bunun için
Hemen her devlete yapıldığı gibi Suriye devletinden de reformlar yapması istendi…
Bakıldı ki sallamıyor…
Onun ardından…
Müslüman kardeşlerin iktidara ortak olması dayatılacaktı…
Tabi bu durumun da herhangi bir egemen ülke tarafından kabul edilmesi mümkün değildi
Haliyle ilgili devlet tarafından da dikkate alınmadı…
Sonrasında Esad’ın diktatör ilan edilmesiyle birlikte düğmeye de basıldı…
Önce…
Esad, Esed oldu.
Ardından da ılımlı muhalefet denilerek…
ABD ve batılı diğer ülkelerin desteğiyle yaklaşık 100 ülkeden gelen başıbozuk, psikopat canilere yol verildi…
İşte daha önce Suruç’ta…
Diyarbakır’da…
Ankara’da…
Son olarak daha birkaç gün önce Sultan Ahmet’te patlayan bombalar
Katar, Suudi Arabistan, Türkiye ve batı tarafından desteklenen o canilerin oluşturduğu IŞİD’in eseri…
En azından şimdilik öyle görünüyor…
Bu durumda insan ister istemez merak ediyor…
Terör duracak mı?
Ya da bundan sonra kimi, nereyi vuracak, bilen var mı?
Şöyle söylemek de mümkün…
“Canlı bombaları eylem yapmadan yakalayamayız” diyerek, sözde demokrasi mavalı okuyan anlayış, bu terörü durdurabilir mi?
Bence zor görünüyor ama bilinen bir şey var…
Hani siz, daha dün Suriye’ye girmekten, Esad’ı devirmekten söz ediyordunuz ya…
Artık sevinebilirsiniz.
Çünkü son Sultan Ahmet’te patlayan bomba da gösterdi ki…
Biz Suriye’ye giremedik ama Suriye bize giriverdi…
Bu gün artık büyük kentlerimizde bile Halep, Şam olarak adlandırılan, üstelik oralara yerleşenlerin yarıdan fazlasının kayıt dışı olduğunun itiraf edildiği mahalleler bile var.
Yani uzun sözün kısası Esad’ı devirmek uğruna Ortadoğu bataklığına koşar adım gidiyoruz…
Ancak
Biz yine de herkesi, Atatürk’ün konuya ilişkin o ünlü sözüyle uyarmaya çalışalım…
Ne demişti Atatürk:
“Yurtta sulh, cihanda sulh...”
Anlamı; Dünyada barıştan yana olursanız…
Komşularınızla barış içinde yaşarsanız…
Ülkenizde de barış olur.
Değilse…
Kışkırttığınız kargaşayı, ülkenize aynen taşırsınız…

19–01–2016
Nusret KEBAPÇI




9 Ocak 2016 Cumartesi

10. Ankara Kitap Fuarı Etkinlik Listesi

10. Ankara Kitap Fuarı Etkinlik Listesi

(Konferans ve Söyleşiler)

08.01.2016 CUMA

14:00
10. ANKARA KİTAP FUARI PROTOKUL AÇILIŞI
AÇILIŞ KONUŞMALARIN ARDINDAN KİTAP EKİ OLAN GAZETELERE VE KİTAPLA İLGİLİ PROGRAM YAPAN KANALLAR TEŞEKKÜR PLAKETİ VERİLMESİ
AVRASYA YAZARLAR BİRLİĞİ – TÜRK KÜTÜPHANECİLER DERNEĞİ – EYLÜL FUARCILIK

09.01.2016 CUMARTESİ

12:00 – 12:50
AİLE DANIŞMANI MUHİTTİN KORUCU
SÖYLEŞİ: EVLİLİK VE EVLİLİK ÖNCESİ
AKÇAĞ
13:00 – 14:00
METİN FEYZİOĞLU
KONFERANS: ÇIKIŞ YOLU
BİLGİ YAYINEVİ
14:10 – 15:00
YALÇIN ÇAKMAK,   ERCAN GEÇGİN, GÜLAY TULASOĞLU, BESİM CAN ZIRH
PANEL: “ALEVİLİK, KIZILBAŞLIK: BİLMEK, ANLAMAK, YAŞAMAK”
İLETİŞİM YAYINLARI
15:10 – 16:00
TANIL BORA (MODERATÖR), MENDERES ÇINAR, H. BAHADIR TÜRK
PANEL: AKP VE İKTİDAR
İLETİŞİM YAYINLARI
16:10 – 17:00
SİNAN MEYDAN
KONFERANS:ÇARPITILAN TARİHİMİZ VE GERÇEĞE ÇAĞRI
DOĞU KİTABEVİ

10.01.2016 PAZAR

11:00 – 11:50
OSMAN PAMUKOĞLU
SÖYLEŞİ: LİDERLİK
EFSANE YAYINEVİ
12:00 – 12:50
HANEFİ AVCI
“DEVLET GÜVENLİĞİNİ TEHDİT EDEN YAPILAR”
TEKİN YAYINEVİ
13:10 – 14:00
EMRAH POLAT, SERHAN ERGİN, GAMZE GÜLLER
PANEL: ANKARA EDEBİYATI MÜMKÜN MÜ?
İLETİŞİM YAYINLARI
14:10 – 15:00
KEMAL VAROL, SİNAN SÜLÜN, AYLİN BALBOA (VEYA PINAR ÖĞÜNÇ)
PANEL: SOKAĞIN DİLİ: AŞK, DEVRİM, GÖZYAŞI
İLETİŞİM YAYINLARI
15:10- 16:00
REMİDE ARSAN
KONFERANS:60’LI YILLARA BUGÜNDEN BAKMAK
DOĞU KİTABEVİ
16:10 -17:00
UMUR ÇELİKYAY (ÇEVİRMEN, AKADEMİSYEN)
NİL SAKMAN (YAZAR, EDİTÖR)
KAYA TOKMAKÇIOĞLU (AKADEMİSYEN)
YENİ BİR EDEBİ DİLİ TÜRKÇEDE KURGULAMA DENEMESİ OLARAK FINNEGANIN VAHI
AYLAK ADAM

11.01.2016 PAZARTESİ

13:30 – 14:30
GÜL M. COŞKUN, NİZAMETTİN UĞUR
ETKİNLİK: KOZA YAZARLARIYLA ÖYKÜ ATÖLYESİ (8-10 YAŞ)
KOZA YAYIN
14:30 – 15:30
GÜL M. COŞKUN, NİZAMETTİN UĞUR
ETKİNLİK: KOZA YAZARLARIYLA ÖYKÜ ATÖLYESİ (8-10 YAŞ)
KOZA YAYIN

12.01.2016 SALI

13:30 – 14:30
KEVSER RUHİ, NİZAMETTİN UĞUR
ETKİNLİK: KOZA YAZARLARIYLA ÖYKÜ ATÖLYESİ (10-12 YAŞ)
KOZA YAYIN
14:40 – 15:30
ÜLKÜ OVAT – ÜMİT ÖĞMEL
GÖRSEL SÖYLEŞİ: KİTAP VARSA BEN DE VARIM – ÇOCUKLAR VE YETİŞKİNLER İÇİN
YENİ UMUT YAYINLARI
18:00 – 19:00
MODERATÖR: OSMANTAN ERKIR. KONUŞMACILAR: PROF. DR. HALUK ORAL, SAHAF E. NEDRET İŞLİ
KONFERANS: SAHAFLAR VE BİR KİTABIN YAZILIŞ MACERASI: BİR ROMAN KAHRAMANI ORHAN VELİ
SAHAFLAR BİRLİĞİ DERNEĞİ

13.01.2016 ÇARŞAMBA

14:00 – 14:50
AHMET ŞAFAK
SÖYLEŞİ:
CEVİZ KABUĞU YAYINLARI
15:00 – 15:50
ÜLKÜ OVAT – ÜMİT ÖĞMEL
GÖRSEL SÖYLEŞİ: KİTAP VARSA BEN DE VARIM – ÇOCUKLAR VE YETİŞKİNLER İÇİN
YENİ UMUT YAYINLARI

14.01.2016 PERŞEMBE

13:30 – 14:30
ZEYNEP ALİYE, NİZAMETTİN UĞUR
KOZA YAZARLARIYLA ÖYKÜ ATÖLYESİ (10-12 YAŞ)
KOZA YAYIN
14:45 – 15:45
REFİK MARUL (EĞİTİMCİ)
MONTESSORİ EĞİTİMİ NEDİR? NASIL UYGULANIR?
PROMETE OKULÖNCESİ EĞİTİM ARAÇLARI

15.01.2016 CUMA

13:30 – 14:30
OĞUZ SELİM YAZICI, ÖZTÜRK ACUN, HASAN GÜLERYÜZ
SÖYLEŞİ: ÇOCUK VE KİTAP, ÇOCUK PSİKOLOJİSİ, KİTAP OKUMA ALIŞKANLIĞI, DOĞA, ÇOCUK VE MÜZİK
ÖZLEM YAYINEVİ

16.01.2016 CUMARTESİ

12:00 – 12:50
GÜNAY GÜNER-NAZIM MUTLU- ERTUĞRUL ÖZÜAYDIN  * SOLİST: KADRİYE KARAYEL
SAZ: GÜNAY GÜNER
ŞİİRLER İLE EZGİLER
YENİ UMUT YAYINLARI
13:00 – 13:50
ATAOL BEHRAMOĞLU
“ŞİİR HAYATIN NERESİNDE?”
TEKİN YAYINEVİ
14:00 – 14:50
SUAT TURGUT
KONFERANS: GENÇLERİMİZİ KÖTÜ ALIŞKANLIKLARDAN KURTARMANIN YOLLARI
2023 YAYINCILIK
15:00 – 15:50
AHMET ŞERİF İZGÖREN
AHMET ŞERİF İZGÖREN İLE SÖYLEŞİ
ELMA YAYINEVİ
16:00 – 16:50
EREN ERDEM
KONFERANS: TÜRKİYE’NİN ÇIKIŞI VAR
DOĞU KİTABEVİ
17:00 – 19:00
HAKKI ÖZNÜR – PROF. DR. MEVLÜT UYANIK
PANEL: ORTADOĞU’DA NELER OLUYOR
ALPEREN OCAKLARI

17.01.2015 PAZAR

14:00 – 14:50
R. İHSAN ELİAÇIK
KONFERANS: İSLAM HAKKINDA DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR
DOĞU KİTABEVİ
15:00 – 15:50
ERDAL DEMİRKIRAN
SÖYLEŞİ: ‘SEN DÜNYANIN EN AKILLI İNSANISIN’
KASHNA KİTAP AĞACI
16:00 – 16:50
ATAOL BEHRAMOĞLU VE ONUR BEHRAMOĞLU
“YENİDEN YARATILMANIN COŞKUSUYLA”
TEKİN YAYINEVİ


6 Ocak 2016 Çarşamba

ANAYASADA ETNİK KİMLİK OLMAYACAKMIŞ…


Aslına bakarsanız gerek emperyalizm…
Gerekse ülkedeki işbirlikçileri…
Halka asla gerçeği söylemezler…
Söylemek istediklerini…
Amaçlarını…
Her zaman güzel süslü kavramların arkasına saklarlar ki çok daha etkili olabilsin…
Ben bunu biraz hediye kutusu içinde ya da bir çiçeğin arasında teslim edilen bombaya benzetiyorum…
Çünkü bilinir ki görünen, açıkça ne olduğu anlaşılan bir bombayı kimse teslim almaz…
Ama getirilen…
Çok güzel bir çiçekse…
Bir hediye kutusuysa…
İnsanlar hiçbir kaygı gütmeden çok daha rahat teslim alabilirler ki toplum olarak…
Ülkemizde yıkıcı etki yapabilecek…
Toplumsal yapımızı kökten değiştirecek anayasa değişikliği önerileri tam da öyledir.
Bunu neden söylüyorum…
Uzun bir süredir iktidar partisinin dilinde bir kavram bulunuyordu…
Hatta bu konu 7 Haziran seçimlerinden önce seçim beyannamesine bile yazılmış…
Deniliyor ki…
“Yeni anayasada milletimizin kültürel ve toplumsal çeşitliliğini tanıyan herhangi bir etnik veya dini kimliğe referans yapmayan bir vatandaşlık tanımını esas alacaktır.”
Ne anladınız?
Biliyorum kafanız karıştı ama isterseniz açıklamasına geçmeden bir de ana muhalefet partisinin aynı konuda söylediklerine bakalım, arada fark var mı?
”Devlet yönetiminde dil, kültür, inanç ve yaşam tarzları arasında ayrım yapmaksızın Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlığı ortak paydasını esas alacağız.”
Peki;
Ya özerklikçi parti, o Anayasa değişikliği konusunda ne düşünüyor bir de ona göz atalım…
“Biz’ler Türkiye’nin çok kimlikli, çok kültürlü, çok inançlı, çok dilli yapısına uygun, insanlık esaslı yeni bir anayasayı hep birlikte yapacağız.”
Yani kelime farklılıkları var ama söylenmek istenen şey aynı…
Tek millet olmayacak…

Yani bu partiler…
Anayasa değişikliğini yapmak üzere uzlaşmaya varabilirlerse bundan sonra Anayasa’da Türk Milleti diye herhangi bir kavram olmayacak…
Ne mi olacak?
Türk…
Kürt…
Laz…
Çerkez…
Arap…
Ama asla millet değil…
Böyle olunca haliyle ortak dil diye herhangi bir kavram olmayıp herkes bulunduğu yerde…
Hatta eğitimde…
Kamu hizmetinde bile kendi dilini kullanacak denilse sanıyorum yanlış olmayacak.
Peki, bu durumda…
Ortak tarih…
Kültür…
Dil…
Ya da bir etnik kimliği anımsattığı için Türkiye adı…
Kalır mı?
Burada önemli olan şey şu…
Dünyada hiç bir devlet sadece bir etnik kimlik üzerine kurulmamıştır Türkiye’ de içinde olmak üzere devletlerin neredeyse tamamı kendini oluşturan birden fazla etnik kimliğin bir araya gelip birleşip, kaynaşmasıyla oluşmuşlardır…
Demem o ki…
Gerek “anayasal vatandaşlık…”
Gerek “Türkiye Milleti… “
Gerekse de çok demokratik görünümlü “insan esaslı anayasa” kavramları…
Her ne kadar kulağa çok güzel kavramlarmış gibi gelse de…
Gerçekte Türk Milletini Anayasa’dan kaldırıp, federatif bir başkanlık sistemi kurmanın öteki adıdır…
Bilinsin istedim…

06–01–2016
Nusret KEBAPÇI





1 Ocak 2016 Cuma

ANAYASA NEDEN DEĞİŞECEK?


Doğrusunu söylemek gerekirse yapılanların tamamı bir plan çerçevesinde gerçekleştirilmektedir…
Çünkü amaç çok kimlikli, çok kültürlü, dini bir başkanlık sistemi gerçekleştirmek olunca bu olup biteni anlamak hiç de zor değil…
Bakın yıllardır komisyonlar kurdular…
Taslaklar hazırladılar…
Hatta referandumla, bu günkü mevcut anayasanın neredeyse üçte ikisini bile değiştirdiler ama anlaşılıyor ki bu da yeterli olmadı…
Neden?
Çünkü asıl amaçları olan anayasanın ilk dört maddesini doğrudan değiştirmeye cesaret edemediler de ondan…
Altından girdiler…
Üstünden çıktılar…
Kenarından dolaştılar…
Hatta zaman zaman kendi sözcülerine doğrudan söylettiler ama asıl hedeflerine bir türlü ulaşamadılar.
Bu nedenle seçimi yenileme çalışmaları sırasında hep şunu söylediler…
Yapılacak seçim anayasa değişikliği ve başkanlık sistemi için referandum özelliği taşımaktadır…
Ve iktidara geldiklerinde de halkın kendilerine böyle bir yetki verdiğini düşünmektedirler…
Kendilerine göre haklılar mı?
Tartışılabilir ancak bu durum ister istemez anayasa değişikliği yaparak başkanlık sistemi gerçekleştirmek isteyenleri daha da cüretkar kılacağı şimdiden görünmektedir.
Ağustos ayında açıklama yapan bir iktidar partisi milletvekili bu konuyla ilgili ne demişti hatırlıyor muyuz?
“Türk Milletini bitirip Türkiye milletini inşa ediyoruz…”
Nasıl şaşırmadınız değil mi?
Çünkü yıllardır iktidar partisinin böyle bir çaba içinde olduğunu zaten biliyordunuz…
Ya “Seni başkan yaptırmayacağız” nutuklarıyla saftirik demokratların oyunu alıp da…
Başkanlık sözünü yavaş yavaş telaffuz ederek, özerklik için iktidar partisinin düdüğünü çalanlara ne demeli…
Ne demişti, o vekil yemininde…
“Türkiye milleti adına…”
Sonrasında; iktidar partisinin önemli isimlerinin de destek vermesiyle olay daha ilginç bir hal aldı ama burada önemli olan şey şudur…
Son yıllarda sıkça kullanılmasına tanık olduğumuz Tüm bu Türkiye milleti gibi söylemler gerçekte İktidarla işbirliği içinde “Türkiye milleti” kavramına meşruluk kazandırma girişiminden başka bir şey değildir…
Peki,
Belki merak etmiyor olabilirsiniz de, diğer partilerin bu Türkiye milleti konusundaki tutumu nedir bileniniz var mı?
Ya da şöyle soralım; bu konuda diğer partilerden ciddi herhangi bir tepki gelmemesini nasıl karşılıyorsunuz?
Bunu hiç bir şey yapmamalarına karşın milliyetçilik ve Atatürk’ün partisi olmak konusunda mangalda kül bırakmayanlar için özellikle söylüyorum…
Evet, niçin herhangi bir tepkileri yok…
Şunun için; belki siz farkında değilsiniz ama elin oğlu seçim bildirgesine bile yazmış…
Diyor ki; “Anayasa’dan Türk Milleti kavramını kaldıracağız…”
Sakın böyle yazınca
“Ama bizim parti yapmaz .”demeyin…
Bu gün mecliste bulunan partilerden yani 4 partiden üçü bunu çoktan kabul etmiş,  geriye kalan diğeri de…
Milletvekili yaptığı ulus devlet düşmanı kişilerle özde değil sözde milliyetçi olmaya çoktan razı olmuş durumda…
Yani daha basit olarak anlatmak gerekirse;
Siz farkında olsanız da, olmasanız da önünüzde iki seçenek bulunmaktadır…
Ya ulus devletinize, kimliğinize, Cumhuriyete sahip çıkarak ulus olarak yaşayacaksınız…
Ya da
Herkesin kendini etnik ve dini kimliklerle ifade edebileceği federatif dini bir diktatörlükle…
Karar sizin…

01–01–2016

Nusret KEBAPÇI