HER ŞEYİN BAŞI
EKONOMİ
Zaman
zaman hemen herkesin diline pelesenk ettiği bir kavramla karsılaşmaktayız…
Neymiş?
“Her şeyin başı eğitim”miş…
Tabi
doğru değil…
Aslına
bakarsanız her şeyin başı ekonomidir dersek kanımca daha doğru bir tespit
yapmış oluruz.
Pekli
neden?
Bunu
anlatırken sakın bunun yumurta tavuk ilişkisi gibi sonu belirsiz bir tanımlama olduğunu
falan da düşünmeyin, iş başka…
Nasıl
mı?
Şöyle…
Eğer
siz emperyalist ülke ya da ülkelerden bağımsızlığınızı yeni kazanmış veya
işgalcilerden kurtulmuş bir ülke iseniz…
Yapacağınız
ilk şeyin ekonomik bağımsızlığınızı kazanmak olacağı açıktır…
Tabi
bunun yolu da…
Öncelikle
İçinde yaşadığınız toplumu, bu bağımsızlığı kazanmak için nasıl bir çaba harcandığı…
Uğruna
toplumca nelerin feda edildiği…
Ne
gibi çilelerin çekildiği konusunda eğitmektir.
Değilse…
İçinde
vatan sevgisi, bağımsızlık duygusu olmadan…
Ne
eğitimde bilimsellik ve sorgulama olabilir…
Ne
de
Sanayileşme
ve tarımda ciddi bir gelişme yaşanır.
Zaten
birbirine bağlıdır…
Eğer
siz; siyasi bağımsızlığınızı yeni kazanmışsanız, hemen her konuda bağımsız olmak…
Eğitimde…
Sanatta…
Tarımda,
sanayide kendinizi geliştirmek, bağımsızlığınızı sağlamak için bilime yer
vermek araştırmayı desteklemek…
Tüm
toplumu, kızı ve erkeğiyle en teknik bilgileri öğrenecek şekilde donatmak…
Soran,
sorgulayan öğrenciler yetiştirmek için öğrencilerinizi laik, bilimsel ve ulusal
bir eğitimle yetiştirmeniz gerekmektedir.
Ama
öyle yapmayıp da…
Siz
kendinize, ülkenizin tamamen yabancı emperyalistlere açılması gibi bir görev yüklemişseniz…
O
zaman az önce söylediklerimin tam tersini yapmanız yeterli olacaktır
Nasıl
mı?
Anlatayım…
Asıl
amaç Türkiye’ye ürettirmeyip tüm sanayi ve tarımı yok etmek olunca
olabilecekleri de iyi kötü tahmin edersiniz...
Hani
ne derler biraz da olsa ülke olarak deneyim sahibi bile sayılırız…
Tabi
hal böyle olunca yapılacaklar da bellidir…
Önce
sanayi ve tarım adına ülkede her ne varsa hepsi yabancılara yok pahasına
üstelik kasalarındaki paralarla satılır…
Zaten
bu yapıldıktan sonra geriye çok şey kalmaz ama amaç o ülkeye birikim
yaptırmayıp gelişmesini engellemek olunca…
Bu
kez yabancı müteahhitlik şirketleri devreye girer…
Siz
kendinize yol, köprü falan yapıldığını sanırken bir de bakmışsınız ki
On
yıllarca sürecek…
Üstelik
neredeyse maliyetinin 10 katından fazla parayı kazanacak yabancı şirketler
çoktan işini bitirmiştir.
Şimdi
şöyle bir düşünün fabrikaları kapanmış…
Tarım
alanları daraltılmış, üretmeyen, üstelik ekonomik olarak küçültülen bir ülkede,
nasıl bir eğitim sistemi istenir…
İstenecek
sistem oldukça açık; bol sayıda işsize yol açacak, sorgulatmayan araştırtmayan…
Toplumun
yarısını da daralan istihdama yeterli gelmesi için evine kapatan…
Emperyalizm
miş…
Bağımsızlık
mış…
Bu
memleketin hangi mücadelelerle kazanıldığından haberi olmayan…
Milli
kimliği yok edip toplumu tarikat ve cemaatlere bölecek olan bir eğitim…
Demek
istediğim…
Ekonominizle,
eğitiminiz arasında doğrudan bir ilişki vardır…
Ekonominiz
bağımsızsa eğitiminiz laik…
Ekonominiz
bağımlıysa ve üstelik küresel pazar olma yolundaysanız siyasal İslamcı
olacaktır…
Çünkü
Millet
bilincini ve vatan sevgisini yok etmenin başka bir yolu bulunmuyor…
25–08–2017
Nusret KEBAPÇI