EKONOMİ NEDEN BÖYLE?
Ülkemizde
ekonominin durumuna bakıldığında durum hiç de iç açıcı değil.
Çünkü
Kötüye
gidişle ilgili herhangi bir önlem alınmadığı gibi yapılanlar önümüzdeki seçim
sürecini atlatmak üzerine kurgulanıyor.
Yani
anlayacağınız tam bir algı ile ekonomimiz yönetiliyor.
Peki,
ne olmalı?
Ya
da ne oldu ki ekonomi içinden çıkılmaz bir hale geldi
İsterseniz
işin en önemli kısmından başlayalım.
Hani
hepimizin canını yakan enflasyondan.
Sahi
enflasyon yüzde kaç?
Aslında
bu konuda çeşitli söylemler olsa da…
Ya
da iktidarca enflasyonu düşük göstermek amacıyla günlük yaşamımızda kullanmak
zorunda olmadığımız ürünlerden oluşan sepetin içindeki ürünler zaman zaman değiştirilse
de
Mızrak
artık çuvala sığmıyor.
Artık
gözle görünen bir gerçek var ki günlük yaşamımızda haftalık market alışverişinde…
Akaryakıtta…
Ev
kiralarında…
Veya
satış fiyatları esas alındığında görünen manzara yüzde 250 ile 300 arasında…
Buna
karşı alınan en ciddi önlemler de zincir marketlerin denetlenmesinden daha
ötesi değil.
Peki,
neden böyle?
Aslında
nedeni biliniyor…
Doğrusunu
isterseniz adamlar bunu açıkça partilerinin programına yazdıkları gibi…
Pek
çok kez de çeşitli miting ve toplantılarda da dillendirmişlerdir…
Ne
demişlerdi…
“Biz her türden
milliyetçiliği ayaklar altına alıyoruz.” Tabi bunu söylerken ekonomide ki
milliyetçilik de işin içine giriyor…
Tabi
sözün hepsi bu kadar değil.
Devamı
da var…
“Biz aynı zamanda ülkemizi
küresel pazar yapmakla da mükellefiz.”
Yani
Yanisi
şu…
Zaten
20 yılı aşkın bir zamandır uygulanan ekonomik programdan (Neo liberal)bunu
pekala anlamak mümkün de…
Ben
yine de anlaşılamadığını düşünerek şöyle söyleyim.
Emperyalizm…
Hani
şimdilerde küreselleşme falan deniyor ya…
Tüm
dünyayı tamamen kendi pazarı yapmayı amaçlamaktadır.
Bunun
için de…
O
ülkede üretim yapan Millete ait her ne varsa, emperyalizmin o alandaki pazarının
genişlemesini engellediği için…
Ya
zarar falan gerekçe gösterilerek kapattırılır.
Veya
ortak ya da tamamen satın alınarak alan yabancı sermaye yararına üretim yapılır
hale getirilir.
Ya
da satın alınıp kapatılarak yeniden üretim yapması engellenerek ilgili ürün tamamen
dışarıdan ithal ettirilir.
İşte
ülkede yerli değil…
Milli
yani ulusun kaynaklarıyla yaratılmış ne kadar fabrika…
İşletme
falan varsa elden çıkarılmasının temel nedeni budur.
Böyle
olunca memlekette ne sanayi kalıyor Türk olan…
Ne
tarım…
Ne
de hayvancılık…
Bir
anlamda Osmanlının son dönemlerinde imzaladığı Balta limanı anlaşmasının
sonucundaki gibi…
Türk
milletinin ürettiği ürünler bitirilerek…
Tamamen
ithal ürünler cenneti oluyoruz…
Elbette
bu durumda ithal edilecek ürünler için de dolar gerekmektedir…
İhracatımız
ithalatı karşılamadığından nasıl bulunacak sanıyorsunuz?
Ya
yüksek faizle yabancı bankalardan borç alarak…
Ya
da neyin karşılığı olduğunu bilmediğimiz “dost”
ülkelerden gelen yardımla…
Böylece
de ister istemez paramız da pul haline geliyor.
Ama
ne yazık ki sadece paramız değil…
Memleketin
ne kadar mal varlığı varsa…
Sanayi,
banka, tarım işletmesi ticari kuruluş hepsi pul olup el değiştiriyor…
Demem
o ki…
Bir
ülkenin kalkınabilmesinin tek yolu sanayileşmek…
Tarımı
ve hayvancılığı geliştirmek…
Bunları
da yabancı dev şirketlerin yağmasından korumaktan geçiyor...
Yani
Cumhuriyetin ilk yıllarında yapıldığı gibi ekonomiyi yeniden Millileştirmekten…
O
halde soruyu şöyle soralım…
Küresel
pazar olmayı hedef alan bir anlayış, ekonomide Milli olur mu?
Peki;
Ya
ekonomide Milli olmayan, siyasette Milli olur mu?
25-01-2023
Nusret KEBAPÇI