ULUS OLMAK…
Son
zamanlarda bazı yazarların üstelik solculuk konusunda mangalda kül bırakmayanların
ulusalcılığa karşı saldırılarını üzülerek izlemekteyiz…
Üzülüyorum
Çünkü
bu memleketin ekmeğini yiyip…
Suyunu
içip…
Memleketin
en büyük gazetelerinin köşelerini işgal edip daha ulus olmanın önemini
anlayamayan bu akıl fukaralarına…
Artık
bu kadar yıldan sonra akıl vermenin…
Veya
vereceğimiz akılla bir şey öğrenebileceklerine inanmanın zamanını geçirdik mi
bilmiyorum…
Neymiş?
Ulusalcılık
kötüymüş.
Elbette
ayrıntılarına girip…
Onların
ulusalcılara yaptıkları hakaretleri tekrarlamanın mantığı yok ama genel olarak
söylersek…
Ve
biraz da Atatürk’ten esinlenerek…
Ya
Efendiler!
Siz
ulusalcılığı hiç mi hiç anlamışsınız dersek, sanırım yanlış olmaz.
O
halde anlamadıklarını…
Bu
konuda tam bir cehalet örneği gösterdiklerini göz önünde bulundurarak birazcık
açıklamaya çalışalım…
Ve
açıkça da soralım…
Ulusalcılık
nedir?
Şimdi
soru çok net olunca…
Yanıtı
da aynı netlikte olmalı değil mi?
Ulusalcılık
öncelikle ulus devletten yana olmak demektir.
Yeterince
açık oldu mu bilmiyorum ama…
Tam
olarak anlaşılmadığını varsayarak biraz daha açalım…
Ulus:
aynı dili konuşup aynı toprak üzerinde yaşayan ve aralarında ekonomik bir bağ olan,
ortak bir tarih, kültür ve duygu birliğine sahip insanların oluşturduğu bir
topluluktur dersek, kanımca doğru bir tanım yapmış oluruz…
Doğrusunu
isterseniz…
Osmanlının
son dönemlerinde…
Jön
Türklerle başlayıp…
Atatürk
devrimleriyle devam eden süreç, tam bir uluslaşma mücadelesidir…
Hem…
Başta
“Kılık Kıyafetten” tutun…
Hilafetin
ve saltanatın kaldırılıp…
Dil
devrimi ve eğitim birliğinin gerçekleştirilmesine kadar yapılan tüm devrimler
bir ulus yaratmak için yapılmıyor muydu?
Ve
aslında o yıllarda yurdun dört bir kösesine açılan…
Tiyatrolar…
Birçok
İl’e kurulan radyolar bu amacı gerçekleştirmek için kurulmamış mıydı?
Sonuçta
gelmek istediğim yer şurası…
Gerek
uluslaşmanın başlangıcında, gerekse bugün…
Ulus
devleti hedef alan iki kesim bulunmaktadır…
Çünkü
uluslaşmak bu iki kesimin çıkarını ortadan kaldırmaktadır…
Bunlardan
birisi…
Ortaçağ
kalıntısı her türden tarikat ve cemaate dayanan dinci gericilik ki ulus olunmadığında
nelerin olabileceğini komşu ülkelerde yaşananlardan pekala anlamak mümkün…
Bir
diğeri de…
Bağımsız
ekonomi, maliye ve kültürüyle oluşan ulus devlet karşısında pazarını,
sömürgesini kaybeden emperyalizm…
Yani;
ulusalcılığa karşı çıkmak gibi bir düşünceniz varsa…
Ya
gericilikten besleniyor olmanız gerekiyor…
Ya
da emperyalizmden…
Seçimini
siz yapın…
17–11–2015
Nusret KEBAPÇI