2 Aralık 2017 Cumartesi

NATO KAFA…

NATO KAFA…


NATO’nun Norveç’te düzenlediği Komuta kontrol amaçlı Trident Javelin adlı tatbikatta Atatürk fotoğraflarının ve Cumhurbaşkanının adının Düşman olarak nitelendirilmesi ortaya çıkınca…
NATO’dan çıkılmalı mı?
Çıkılmamalı mı? Türünden bir tartışma başladı.
Tabı bunun öncesinde Rusya’dan alınan S 400 füzeleriyle ilgili olarak da…
NATO tarafından bunun NATO’nun savunma konseptiyle uyumlu olmadığı türünden şeyler de söylendi ama… 
Son yıllarda olduğu kadar yani neredeyse uzunca bir süredir NATO hiç bu kadar tartışma konusu yapılmamıştı.
Tabi bu tartışmada herkes bir şeyler söylüyor…
Bu konuda fikri olanda var, olmayan da…
Ancak burada asıl ilginç olanın…
Daha düne kadar ulusalcı kimliğiyle tanınmış olan birilerinin
Gerçekte…İra
Emperyalizmi hiç mi hiç öğrenemeyip…
Bağımsızlık…
Ulusal onur…
Ulus devlet gibi kavramlardan uzaktan yakından nasibini almamış…
Hatta…
Bu kadar Dünya savası…
BOP…
Batı tarafından komşularımızın bile parçalanmaya çalışılmasına karsın
Hala gerçeklerden hiç haberlerinin olmaması…
Bu zevatlar akıllarınca…
Sözde çağdaşlık…
Medeniyet…
Kalkınma adına…
NATO da kalmayı savunmaya çalışmaktadırlar.
Şöyle bir soru soralım…
Sahi…
Bugün NATO’nun var oluşunun amacı nedir?
Hani geçmişte bildiğiniz gibi bunun gerekçesi Sovyetler Birliği’ydi de…
Ya bu gün…
Doğrusunu isterseniz bugün de hedef…
BOP…
Daha doğrusu ABD ve batı tarafından haritalarını yeniden çizmek için çabaladıkları İslam ülkeleri…
Tabi bu beylere göre…
Eğer biz batı karşıtı kutupta…
Yani…
İran…
Rusya…
Çin ve Suriye’nin yanında yer alırsak sözüm ona çağdaşlıktan medeniyetten, demokrasiden uzaklaşmış oluyor muşuz…
Ya beyler bırakın safsatayı…
Bugüne kadar emperyalizmin sömürge olarak kullandığı hangi ülke de sanayileşme…
Tarımını geliştirme…
Özgürlük ve demokrasi olabildi…
Böyle bir şey mümkün mü?
Ama haklısınız…
Kafanızda vatan, millet…
Bağımsızlık…
Emperyalizm…
Ona karsı mücadele gibi kavramlar olmazsa
Şirazenizi şaşırıp emperyalizmin bu ülkelere saldırısını pekala demokrasi getiriliyor gibisinden görebilirsiniz ancak…
Şunu kafanıza koymanızda yarar bulunuyor
Ülkelere demokrasinin gelmesinin ve gelişmesinin sadece…
Evet, sadece bir yolu bulunmaktadır…
O da…
Ulus devletlerini…
Milli bütünlüklerini koruyup…
Emperyalizme karşı bağımsızlığı kazanmak…
Ama asla NATO’da kalıp ABD emperyalizmine hizmet ederek değil…

01–12–2017

Nusret KEBAPÇI

20 Kasım 2017 Pazartesi

ATATÜRKÇÜ OLMAK…

ATATÜRKÇÜ OLMAK…


Bu yılki 10 Kasım törenlerinde yıllardır hemen zaman olduğu gibi Mustafa Kemal değil de Atatürk denilmesi, birileri için bir bardak suda fırtına koparmaya yetti…
Hatta yetmek ne kelime arttı bile denilebilir.
Hemen iktidarın savunmasına giriştiler…
“Bakın, Atatürk dediler…”
“Bu tam da Atatürkçü olduklarının kanıtı…”
Gerçi bunu, yapılan eleştiriler karşısında…
”Atatürkçülük kimsenin tekelinde değil” türünden savunanlar bile oldu ancak, yaptıkları şeyin Atatürk’ün önemini küçültmekten öte bir işe yaramadığını asla ve asla düşünmediler.
Tüm bu yaşananlardan da anlaşıldı ki birileri için Atatürkçü olmak…
“Ne olursan ol, gel…” diyen Mevlevi tekkesine katılmaktan hiç de farklı falan değil miş…
Tabi ben böyle deyince…
“Kimin Atatürkçü olup olmadığına kim karar verecek?”
“Bunun sınavı mı var?”
“İnsanların ne kadar Atatürkçü olduklarını ölçen bir mihenk taşı mı icat edildi?” Türünden birçok yanıtla karşılaşmak mümkün…
Ancak onların unuttukları…
Belki de hiç ama hiç öğrenmedikleri…
Atatürk ilkelerini…
6 oku…
Devrimleri…
“Ekonomik bağımsızlık olmadan siyasi bağımsızlık olmaz…”  “Her fabrika bir kaledir.” Diyerek
Misakı milli kadar önem verilen misakı iktisatı nereye koymak gerektiği…
Aslına bakarsanız…
Tüm çatışma Cumhuriyet Devrimlerinin tamamlanamaması nedeniyle yaşanmaktadır demiş olsak yanlış söylememiş oluruz…
Çünkü aradan gecen 94 yıla karşın hala ulus kimliğimiz tartışma konusu yapılıyorsa…
Ulus devlete saldırılıp tekrar ulus öncesi tarikat, cemaat ve etnik kimliklere dönülmesi yönünde her türden çabaya izin veriliyorsa ve bugün hala…
İktidarın bir meclis başkanı adayı laikliğin kaldırılmasını gündeme getirebiliyorsa…
Yine aynı düşüncedeki bir sendika başkanı Cumhuriyetçileri hain ilan eden birini baş tacı yapmaya çalışabiliyorsa ve bu devletin kökenine ait tartışmalar hiç bitmeyip…
Cumhuriyet…
Onun kurucusu bile açıkça hedef alınabiliyorsa, bence üzerinde tekrar tekrar durulması gerekmez mi?
Şimdi şöyle bir düşünün…
Atatürk İlkelerinin…
Yapılan Devrimlerin tümünün amacı…
Ortak bir dili konuşan…
Aynı duyguları taşıyan…
Aynı tarihsel geçmişe sahip ve hepimizin aynı ekonomik paydada birleştiği, bugün adına millet dediğimiz kimliğin sahiplendiği bir ulus devlet değil miydi?
Peki, ya buna karşı çıkanların istedikleri, onlar neydi?
Aslında biliyorsunuz ama…
Söyleyim…
Ulus kimliğin olmadığı…
Toplumun etnik ve dinsel kimliklere ayrıştırıldığı ve hemen her türden kimliğin kendi dilleriyle eğitim yaptığı, çok kimlikli, çok kültürlü, çok hukuklu…
Ulus devlet öncesi tüm kurum ve kuruluşların da toplumda yaşama alanı bulduğu…
Ekonominin tamamen yabancı pazarı olup…
Küresel sermayeye teslim olunan bir ülke…
Ama tüm bu tartışmalar bize bir şeyi çok net olarak göstermektedir
Atatürk’ten yana olduğunuzda aynı zamanda ulus kimlikten…
Cumhuriyetten…
Ekonomik ve siyasi bağımsızlıktan yana olmak durumundasınız…
Karşı çıktığınızda da kendinize ne ad takarsanız takın...
Emperyalizmden yana…
Tercih sizin.

19–11–2017
Nusret KEBAPÇI




14 Kasım 2017 Salı

AYİNESİ İŞTİR KİŞİNİN LAFA BAKILMAZ…

AYİNESİ İŞTİR KİŞİNİN LAFA BAKILMAZ…


Bu sözün anlamı bilindiği gibi insanların sözlerine değil yaptıklarına bakmak gerektiğidir…
Bunu niçin söyledim…
Çünkü toplum olarak yeteri kadar okumadığımızdan olsa gerek…
Genelde söylenen sözlere…
Sözlü propagandalara çok çabuk inanıyoruz.
Aslında…
Uygulamalara bakılsa…
Yapılanlar biraz tarafsız bir gözle görülse, gerçekler anlaşılacak ama dediğim gibi onun için de araştırmak…
Okumak…
Yani anlayacağınız olayları anlamak için biraz kafa patlatmak gerekiyor.
Bunu günlük yaşamın hemen her yerinde özellikle siyasette sıklıkla görmek mümkün…
Bir bakıyorsunuz…
Adamlar yasa, yönetmelik değişikliğiyle…
“Vatan, millet sevgisini kaldırıp, yerine küresel sermayeye hizmet etmeyi ” bile koyuyor ama birileri…
Bunu anlamayıp hala bunu yapanları vatanseverlikle övmekte hiçbir sakınca görmeyebiliyor…
Yine birileri hiçbir ad belirtmeden millet, bu millet falan dediklerinde siz yine iyi niyetten olsa gerek Türk milleti olarak anlıyorsunuz ya…
İnanın bu kavram da bizim bildiğimiz anlamda ulus anlamında falan değil aynen Osmanlı’da olduğu gibi Müslüman milleti, Yahudi milleti gibi…
Dinsel kimlikler anlamında kullanılmaktadır demiş olursak da yanlış söylememiş oluruz…
Hem zaten her tarafa asılan “tek millet, tek devlet, tek vatan, tek bayrak “kavramlarında sadece tek dilin olmaması bile bununla ilgili bir ipucu vermiyor mu?
Ortak dil olmadan ulus kimlik olur mu?
Ama zaten kastedilen ulus kimlik değil, bilmem anlatabildim mi?
Şimdi birileri çıkıp, özelikle son günlerde…
İktidarın ABD ile çatıştığını…
Vatan savaşı verildiğini falan söylüyorlar ya…
İsterseniz önce söyle sormakta yarar bulunuyor…
Sahi
Milleti kabul etmeyen, ulus devlete düşman olan, ümmetçi bir anlayışta vatan diye bir kavram olur mu?
Elbette olmaz...
Olmayınca haliyle vatan savaşı da olabilmesi mümkün olamıyor…
Ya geçtiğimiz günlerde Katar eski Başbakanı’nın; “Arabistan, Katar ve Türk hükümetinin dünyanın her tarafından gelen cihatçıları Türkiye üzerinden Suriye’ye soktuklarını “açıklaması da size bir şey ifade etmiyor mu?
Sahi kim istemişti bunu, ABD değil mi?
Peki, 2011 de başlayan olaylardan bu yana Suriye’ye dostluk eli uzatmayıp da hala ÖSO ile iş tutmaya kalkan kim?
Ya ABD’den sürekli yakınıp da ziyarete gidince uçak alarak geri dönen…
Ya beyler…
Son derece açık söylüyorum…
PYD’ye silahlar nereden gidiyor?
Irak’tan…
Suriye’den…
İran’dan gitmesi mümkün olmadığına göre ki…
Bal gibi İncirlik’ten gittiğini sağır sultan bile bilmektedir…
Peki, madem ABD bize düşmanca davranıyor…
Öyle diyorsunuz…
İncirlik mutabakatını iptal et.
Üslerden kov…
Suriye’yle hemen dostluk kur…
Ama tüm bunlar yapılmadığına göre…
Tüm bu yapılanların bir tek anlamı bulunmaktadır…
Dış düşman gösterilerek halkın desteğini almak…
Gerisi hikâyedir…

13–11–2017
Nusret KEBAPÇI


4 Kasım 2017 Cumartesi

TÜRK KİMLİĞİNE NEDEN SALDIRILIYOR?

TÜRK KİMLİĞİNE NEDEN SALDIRILIYOR?


Bazıları iktidarın Türk kimliğine saldırması karşısında şaşırıyor…
Aslında yanlış…
Neden şaşırıyorsunuz ki.
Adamlar aslında bence hedeflerini…
Yapmak istediklerini hiç gizlemediler.
Ne dediler…
Biz BOP eş başkanıyız.
Başka…
Yeni Osmanlı olacağız…
Peki, BOP’ un açılımı neydi? Büyük Ortadoğu Projesi değil mi?
Ne yapılacaktı bu görev içinde…
Türkiye laikliği yok edip…
Ulus devlet olmaktan vazgeçip, İslami; çok kimlikli bir yapıya doğru evrilerek model ülke olacak…
Sonrasında da gelişen süreçle beraber bölgede bulunan hemen hepsi Müslüman olan ülkelerin 22’sinin de sınırları yeniden çizilecekti…
Ülkelerin sınırlarının tapu kadastro eliyle çizilmeyip…
Etnik ve dinsel ayrışmaların sonucunda çizildiği düşünülürse…
Bölgede özellikle Irak ve Suriye’ de yaşanan gelişmeler daha iyi anlaşılır diye düşünüyorum…
Demek istediğim…
Hani bugün ulus devlet düşmanlığı yaparak sözde yeni Osmanlı diye çok kimlikli çok kültürlü laik olmayan bir devlet hayali kuruyorlar ya…
İşte model ülke olarak tasarlanan şey de tam anlamıyla o…
Haliyle böyle olunca…
Bugün eğitim ve toplum yaşamındaki değişiklikler de olmak üzere tüm yapılanların…
Laik ulus devleti yıkmak ve…
Siyasi İslam’la yönetilen bir din devleti kurmak için atılan adımlar olduğunu pekâlâ söylemek mümkün.
Şöyle bir düşünün…
Türk milleti olarak adlandırılan tek milletli bir devletten çok milletli bir devlete yani bir anlamda yeni Osmanlıya nasıl bir geçiş sağlanabilir…
Bence bu konuda yapılabilecek ilk iş…
Laikliğin ve ulus devletin koruyucusu ordunun diskalifiye edilmesiydi ki yapılmadığını söylemek söz konusu değil.
Sonrasında
Ulusal günler ve…
Bayramların önemli bir kısmının yok farz edildiği de göz önünde bulundurulursa…
TC’nin kamudan kaldırılıp…
Ekonominin tamamen batılı emperyalistlere teslim edildiği de düşünülürse varılmak istenen yer çok daha net olarak ortaya çıkacaktır.

Devamında…
Toplumu…
Tarikat ve cemaatlere de ayırdınız mı?
Oldu size yeni Osmanlı…
Tabi Osmanlı olmak için bu kadarı yeter mi? Elbette yetmez…
İçeride ekonominin yabancılara terk edilmesi, gümrüklerin yabancılara ardına kadar açılması…
Hatta…
Tarımın çökertilip korkunç bir borçlanmanın da olması gerekiyordu ki…
Yapıldığını zaten biliyorsunuz..
Hem zaten 15 yıldır gerçekleştirilmek istenilen Anayasa’nın ilk dört maddesinin değiştirilmesi isteğinin arkasında yatan neden de budur.
Demek istediğim
Tüm dünyada bir iki istisna dışında tüm devletler ulus devletken ve tek millet esasına göre örgütlenip varlık gösterirlerken…
Türkiye’nin…
Ulus devlet olmaktan çıkarılıp…
Laiklikten vazgeçirilip…
Israrla Milli kimliğinin yok edilmeye çalışılması…
Emperyalizm acaba 100 yıldır başaramadığı Türkiye’nin parçalanması planını…
Siyasi İslamcılarla…
Yeni Osmanlıcılık adı altında mı uyguluyor diye düşündürmüyor değil...
Ne dersiniz olamaz mı?

03–11–2017
Nusret KEBAPÇI



27 Ekim 2017 Cuma

SİYASAL İSLAMCILIKLA BİR ÜLKE KALKINABİLİR Mİ?

SİYASAL İSLAMCILIKLA BİR ÜLKE KALKINABİLİR Mİ?


Evet, kalkınabilir mi?
Ya da şöyle söyleyelim…
Kalkınabiliyor mu?
Hani yaklaşık 15 yıldır onlar tarafından yönetiliyoruz ya o yüzden söylüyorum…
Peki neden?
İşte bu soruya verilecek yanıt bence oldukça önemli…
Şöyle bir düşünün…
1980’lere kadar ülkemiz sanayide çok önemli adımlar atmış olup, tarımda da kendi kendine yeten 7 ülkeden biri iken…
 Bugün neden neredeyse tüm sanayimizi yabancılara peşkeş çekip tarımın ve hayvancılığın ölüm fermanlarını kendi ellerimizle imzalayıp…
Sırbistan’dan, Rusya’dan et aldığımız gibi samanı bile yabancı ülkelerden ithal ediyoruz.
Doğrusunu isterseniz nedeni belli…
Çünkü…
Türkiye’yi yönetenler milli bir bakış açısına sahip olmayıp siyasal İslamcı bir bakış açısıyla ülkeyi yönetmektedirler…
Böyle olunca da ister istemez…
Sanayileşmekten, tarıma…
İç politikadan, dış politikaya…
Hatta Ege’deki adalardan tutun da…
Kendi ellerimizle yarattığımız Irak ve Suriye Kürdistan’ına kadar hemen her konuda yanlış politikalar uygulanması da kaçınılmaz olmaktadır…
Tüm bunların sonucunda da Ülkemiz hem ekonomik hem de siyasi olarak çok büyük sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır…
Peki neden?
Ya da şöyle söyleyelim…
Milli politika ile siyasi İslamcı politika arasında ne gibi bir fark var ki birinde sorunlar çoğalırken diğerinde çözülür…
Nedeni şu: milli bakış açısıyla önemli olan tüm milletin ortak çıkarlarıdır…
Dikkat edin milletler demedim millet dedim
Hani bazılarının anlamamakta ısrar edip, tekçilik falan gibi yakıştırmalar yapıyorlar ya özellikle onlar için söylüyorum…
Millet zaten tektir. bir ülkede ise zaten tek bir millet vardır…
Bu nedenle de Türk vatandaşı olanlara Türk…
Alman vatandaşı olanlara Alman…
Yunan vatandaşı olanlara da Yunan denilir…
Neyse devam edelim…
İşte bu milletin oluşması için de öncelikle laikliğin olması gerekmektedir, yoksa egemenliğin din adına birilerinde olduğu bir rejimde Millet kavramı değil…
Ümmet vardır. Bu nedenle de irade konulması, söz sahibi olunması falan hikâyedir…
İşte laiklik olunca, siz millet oluyorsunuz…
Millet olunca da yaşadığınız toprak vatan haline geliyor…
Böyle olunca da…
Ekonomik ve siyası bağımsızlık…
Emperyalizme karşı mücadele de anlam kazanıyor.
Ama dediğim gibi siz laikliğe karşı çıkıp milliliğe düşman olunca haliyle millet de olamıyorsunuz…
Millet olmayınca, sizin vatan diye bir kavramınız, bağımsızlık diye bir anlayışınız da olamıyor…
Dolayısıyla emperyalizmi de anlamanız düşünülemez…
Haliyle bu durumda sanayi, tarım falan da olmuyor…
Tabi ben bunları söyleyince “Bunlar yanlış, doğru değil ”de diyebilirsiniz ancak onu söylediğinizde ister istemez şu sorulara da yanıt vermeniz gerekecektir…
Sahi
Bu 57 Müslüman ülkenin içinde bir tane bile sanayileşmiş…
Tarımda gelişmiş ülkenin olmaması sadece tesadüfle açıklanabilir mi?
Ya da şöyle söyleyelim iktidar neden farklı mezhepten olduğu düşüncesiyle 6 yıldır Suriye’ye karşı ABD’nin yanında…
Neden? 100 ülkeden gelen İslamcılar ABD’nin ve batının değil de Suriye’nin karşısında…
Demek istediğim her zaman olduğu gibi bu konuda da yalnızca iki seçeneğiniz bulunmaktadır…
Ya Atatürk’ten…
Cumhuriyetten…
Ulusal egemenlikten yana olarak ulus devletinizin yanında olacaksınız…
Ya da yeni Osmanlıcılık adı altında Türk kimliği, ulus devlet ve Atatürk düşmanlığı yaparak emperyalizmin yanında…
Ortası yok…

26–10–2017
Nusret KEBAPÇI






21 Ekim 2017 Cumartesi

YENİ OSMANLICILIK DEDİKLERİ…

YENİ OSMANLICILIK DEDİKLERİ…

Bilindiği gibi Türkiye adım adım yapılan değişikliklerle siyasi İslam daha doğrusu yeni Osmanlıcı bir düzene doğru ilerlemekteyken…
15 Temmuz Darbesi ve ele geçirilen olağan üstü hal yetkisiyle bu sürecin hızlandırıldığını hemen her alanda görmek mümkün.
Özellikle de eğitimde…
Farkında mısınız?
Neredeyse hemen her yıl yapılan bir dizi değişiklikle neler yapıldığını düşünüyorsunuz…
Doğrusunu isterseniz konunun uzmanlarının bile takipte zorlandığı bu değişikliklerin eninde sonunda vardığı tek yer…
Eğitimin giderek dinselleştiği…
Böyle olunca ister istemez “Ne var bunda? “
“Çocuklar dini öğrenmesinler mi?” Gibisinden aklınıza bir takım sorular gelebilir…
Bu yüzden de konuya açıklık getirmekte yarar bulunuyor.
Şöyle de demek mümkün…
Eğitimde dinsellik artınca hani yeni Osmanlıcılığa soyunuyoruz ya o yüzden söylüyorum…
Ne olur?
Neler değişir biliyor musunuz?
Ben söyleyim.
Öncelikle bugüne kadar ki uygulamaların da gösterdiği gibi çok daha ahlaklı falan olmayacağımız kesin görülüyor…
Hem bir düşünün…
Sizce heykele put deyip de Atatürk heykellerini kırmaya çalışanlardan heykel gibi bir sanat dalını geliştirmesi beklenebilir mi?
Ya “Kadın eli tutmak ateş tutmaktan daha tehlikeli” diyen bir anlayıştan…
Annesinden tahrik olan bir kafadan…
Sinemanın…
Tiyatronun, operanın…
Balenin…
Hatta bırakın onu…
Kadın sesinden bile tahrik olan birinden müziği geliştirmesini beklemek mümkün mü?
Elbette değil…
Ya bilim…
Bilim gelişir mi?
Sahi Hazerfen Ahmet Çelebi’nin öldürülmesinin koşullarının
Hala varlığını sürdürmediğini mi düşünüyorsunuz?
Matbaa neden kaç yüzyıl giremedi sanıyorsunuz bu ülkeye?
Peki, tüm bunlar olur da…
Ülke sanayileşebilir mi ya da tarımını geliştirebilir mi?
İsterseniz söyle söyleyelim
Son 100 yılda 57 tane İslam ülkesi içinde neden sadece Türkiye
İslam ülkeleri içinde en demokratik…
Önemli ölçüde sanayileşmiş…
Tarımda etrafına örnek olabilecek…
Kendi kendine yetebilen bir ülke oldu sanıyorsunuz…
Sahi neden?
İşte bunu anlayabilmek için önce Türkiye’nin İslam ülkeleri içinde laikliği benimsemiş tek ulus devlet ve…
Aynı zamanda bu özelliğiyle tüm sömürge ve yarı sömürge ülkelere emperyalizme rağmen bunun başarılabileceği konusunda model olduğunu da bilmemiz gerekiyor…
Ancak bunun böyle devam etmeyeceği açıktı…
Çünkü Türkiye bugüne kadar oluşturduğu sanayisi ve kendi kendine yeterli olan tarımıyla tüm dünyayı kendi pazarı yapmaya çalışan küresel ekonominin önünde ciddi bir engel oluşturuyordu…
İşte bunun için, tüm sanayinin tasfiye edilip, tarımda da batının açık pazarı olup eti, samanı bile dışarıdan alır hale gelinmesi gerekiyordu…
Ama biliyorlardı ki bunu az da olsa milli yanları bulunan iktidarlarla asla yapamazlardı…
Çünkü o dönemin partilerinin savunduğu milliyetçilik tüm bunların yapılmasının önünde ciddi bir engel oluşturuyordu…
Bu nedenle her türlü milli değerden yoksun bir anlamda küreselleşmeci siyasi İslamcı bir partiyi iktidara getirdiler ki…
Tüm istedikleri hiçbir engelle karşılaşmadan yapılabilsin…
İşte yeni Osmanlıcılık dedikleri de Türkiye’nin üretmeyip emperyalizmin pazarı olmasının öteki adıdır…
Bilmem anlatabildim mi?

20–10–2017

Nusret KEBAPÇI

14 Ekim 2017 Cumartesi

SAHİ BİZ ATATÜRK’Ü ÖĞRETİYOR MUYUZ?

SAHİ BİZ ATATÜRK’Ü ÖĞRETİYOR MUYUZ?


Müfredattan Atatürk’ün çıkarıldığı eleştirilerine karşı “Biz Atatürk’ü 1.sınıftan itibaren öğretiyoruz” diyorlar ya…
Peki, gerçekten Atatürk öğretiliyor mu? İşte orası çok önemli…
Şöyle bir düşünün, yıllardan beri yani neredeyse son 30 yıldır ders kitaplarında Atatürk’e ait ne öğrendik…
Tamam…
Pembe panjurlu iki katlı bir evde doğduğunu hepimiz biliyoruz diyelim…
Hatta kız kardeşiyle birlikte dayısının bahçesinde karga kovaladığını da…
Ama ya sonrası, isterseniz 1. dünya Savaşı’ndan başlayalım, Çanakkale Savaşı’nda Alman komutanlara rağmen üstün basarı göstererek savaşı kazanmamızı sağladığını kaçımız biliyoruz?
Biliyor olsaydık…
Atatürksüz Çanakkale Zaferi kutlamalarına kim itibar edebilirdi ki…
Gelelim Kurtuluş Savaşı’na…
Ders kitaplarının hangisinde; Kurtuluş Savaşı için millet örgütlenmeye çalışılırken, Sarayın; “Yunanlıların Millicilerden daha iyi olduğunu” anlatıp halkı Kuvayi Milliye’ ye karşı ayaklanmaya çağıran fetvaları bulunuyor…
Ya da Derviş Mehmet’in Kubilay’ı nasıl kestiğini anlatan herhangi bir metin…
Sahi…
Şeyh Sait ve Seyit Rıza olaylarının amacının ne olduğu…
Sevr’den bu yana emperyalistlerin büyük Kürdistan kurma çalışmaları nerede yazmaktadır?
Bundan vazgeçtim…
Hani üzerine sıkça laf ediyoruz ya, neden öğrencilere bugüne kadar Sevr…
Mondros…
Lozan Anlaşmaları ek kitap olarak verilip okunması sağlanmaz, üzerinde tartışılmaz da…
Hemen her gün bir sürü uydurma bilgilerle kafa karıştırılmasına seyirci kalınır…
Sahi neden?
Topraklarımızın bir bölümünün Ermenistan, bir bölümünün Kürdistan olması için, ta o zamandan beri birilerinin emperyalistlerin desteğiyle neler yapmaya çalıştıkları hiç öğretilmez?
Ya
Cumhuriyetle birlikte yapılmasına başlanılan Devrimlerin tümünün; Osmanlıdan kalan çeşitli etnik ve dini kimliklerden tek bir ulus yaratmak için gerçekleştirilip…
Aynı dile…
Aynı tarihe sahip bireyler olmamız için çabalandığını…
Öğrencilerimize ortak milli duygu kazandırmak için eğitimin dini vakıf ve kuruluşlardan alındığını kim biliyor?
O halde söyleyin…
Kılık ve Kıyafet Devrimi’nin de amacı; toplumda farklı dini kıyafetlerin toplumu tarikat ve cemaatlere böleceği düşüncesinden hareketle sokakta yasaklayarak toplumu ulus kimliğinde bir araya getirmek değil midir?
Bugün de…
Tarikat ve cemaat kimliğini öne çıkartıp bunun kılık ve kıyafetleriyle kamuya ve okullara sokulması için çaba harcayanların Türk kimliğine düşman olmaları sadece tesadüfle açıklanabilir mi?
Ya Şapka Devrimi’nin sadece meclis ve kamuda o da sadece kamunun halk nezdinde tarafsızlığını ifade etmek amacıyla zorunlu tutulduğunu kaç kişi bilmektedir?
Yani uzun sözün kısası; çok uzun zaman var ki biz Atatürk’ü gerçek anlamıyla hiç öğretmedik…
Hem öğretmiş olsaydık…
Bu gün FETÖ…
Yarın hangisinin yabancı devletlere hizmet edeceğini bilmediğimiz bir sürü milli bilinç ve duygudan yoksun tarikat ve cemaatlere eğitim teslim edilebilir miydi?
Tabi o işin ayrı bir yanı ama bilinmesi gereken bir şey var, o da ulus kimliği yok etmeden…
Toplumu etnik ve dini kimliklere ayıracak federatif bir başkanlığın başka bir yolu yok…

13–10–2017

Nusret KEBAPÇI